İbrahim BİRELMA

-Asıl olan geçmişte bir şeyleri değiştirmek yerine bugüne sahip çıkıp geleceğimizi şekillendirmek için elimizden geleni yapmak olmalıdır. -Sahip olmadıklarınıza hayıflanmak yerine var olan yeteneğimizi sonuna kadar kullanıp kullanmadığınızı sorgulayın ve geçmişinizi gömün artık. -Bizi öldürmeyen güçlendirir. (Friedrich Nietzsche) -Seksen üç milyonluk Türkiye'de 2016 yılında kişi başına düşen kitap adedi 8,4 olmuş. "Okuyan zaten çok okuyor da, okumayanları okumaya özendiremiyoruz. -Japonya'da bir kişi yılda ortalama 25 kitap okurken, bizde Kurban Bayramında danaya girer gibi altı kişi yılda bir kitap okuyor. -Okuma alışkanlığında dünyada 86. sıradayız. -Çocuklara kitap hediye edilme sıralamasında Türkiye 140. Sıradaymış. -Kısaca, milletçe okumuyoruz, dinliyoruz, izliyoruz, bol bol konuşuyoruz. -Okunan kitap sizi bulunduğunuz durumdan daha öteye taşıyacak bir eyleme dönüşmedikçe, size hoşça vakit geçirtecek bir uğraştan öteye gidemez. -Kimsenin ne dediğini ve düşündüğünü takmadığın zaman, çok tehlikeli bir özgürlük seviyesine ulaşıyorsun. -Sizi geliştiren zaten yapmaktan hoşlandıklarınız değil, yapmayı istemeseniz de yapabildiklerinizdir. Bu çaba, her bir gün, bir gün önceki halinizden daha iyiye, daha başarıya ve elbet huzura, mutluluğa götürecektir. -Asla vazgeçmemek başarıdır elbette ama nerede vazgeçeceğini bilmek daha büyük başarıdır. -Gerçek dostlar; üzüntünüzde sizinle birlikte üzülen ama esas başarınıza en az sizin kadar sevinebilen insanlardır. -Anormal bir duruma gösterilen anormal bir tepki normal bir davranıştır. ( Viktor E. Frankl) -İnsanı iyileştiren üç eylem; düşünmek, okumak, yazmak. Yazmak köşeye sıkışmış insanın çözüm arayışı. İnsanın yazabilmesi için önce düşünebilmesi, bunun içinde okuması, bilgi sahibi olması, böylece o bilgiyi zihinde harmanlarken düşünebilmesi, tüm bunları içselleştirdiğinde de yazabilmesi, yani bir yönüyle eyleme geçebilmesi gerek. -Yazmak hayata kanca atmak gibi. Yazmadığımda ne kadar mutsuzsam, yazdığımda da o kadar tamam hissediyorum kendimi. Günlük hayatın koşturmacası içinde kurtuluşu bolca okumak, yazmak, düşünmekte bulacağız. Yüreğinizin çok sıkıştığı anlarda yazacağınız, yazdığınızı okuyacağınız ve üzerine düşüneceğiniz birkaç dakika dertlerinize çıkış yolu olacaktır. -Yazdığınızı kimse okumasa dahi salt kendiniz için yazın. Kendi kişiler tarihinize not düşmek için, derdinizi içinizde biriktirmemek için yazın. Yazdıkça iyileşin. İsterseniz günde sadece bir iki satır karalayın. -Eğer herkesi mutlu etmek istiyorsanız lider olmayın dondurma satın. ( Steve Jobs) -Türkiye'de siyaset parasız insanların yapabileceği bir uğraş değil. Parası olan da ya parasını daha da arttırmak için ya da yeterince parası varsa kişisel itibar, şahsi tatmin, güç ve ünvan için siyasete giriyor. Öte yandan çok paranızın olması da yetmiyor. Üst düzey siyasi bir desteğinizin olması şart. Ailenizde önemli siyasi geçmişe sahip birinin varlığı, hele parti'nin lideriyle akrabalık bağınız, aynı okulda okumuşluğunuz, şoförlüğünü yapmışlığınız falan varsa harika. Parti liderinin size büyük gönül borcu olması da yeterli .Buradan yürüyebilirsiniz. -Yedi kere düş, sekiz kere kalk. Derdiniz çözülene kadar kaç kere düştüğünüz değil kaç kere ayağa kalkabildiğiniz önemli.( Japon atasözü) -Özlü sözler, kendi hikayenizi daha büyük bir hevesle yazabilmeniz içindir. Özlü sözlerle hayat geçmez. Özlü sözleri hayatınıza uygularsanız geçer. -Her gün daha iyi bir Türkiye uğrunda mücadele etmediğim bir günü daha büyük kayıp sayıyorum. -Vazgeçememenin, başarmanın ilk adımı olduğunu, vazgeçmeyenlerin hayat çizgilerinin bir gün bir yerlerde mutlaka kesişeceğini biliyorum. O güne kadar dizlerimin üzerinde de olsa mücadele etmeye devam edeceğimi de. -"Olduğumdan daha iyi olabilirim" fikrini yaşamaya ve aktarmaya gayret ediyorum. İnsan hayatını anlamlı kılacak bir şeyler yaptığında birilerine daha iyi insanlar olmaları yönünde ilham verdiğinde iyi hissediyor kendini.( Ali Türkşen, Asla Vazgeçme Asla, Kırmızı Kedi Yayınevi, Beşinci Basım, Haziran 2020kitabından derlenmiştir.) 14.9.2020