Ahmet ACAROĞLU

Neredeyse 1 yıl olacak ama, galiba zamanında ve yeterince alınmayan tedbirler nedeniyle virüsle mücadelede yine en başa dönüldü. Bu akşam Bilim Kurulu'nun son toplantısında alınan kararları açıkladı Cumhurbaşkanı. İçişleri Bakanlığı 81 İle virüs tedbirlerine ilişkin genelge gönderdi.Yeni kısıtlamalar konunun artık savsaklanamayacak kadar ürkütücü boyutlara tırmandığını gösteriyor.Tehlike kartopu gibi giderek büyüyor. Virüs ferman dinlemiyor. Trakya bölgesi de risk haritasında kırmızıya boyandı.Her gün bir yakınımızın,bir arkadaşımızın,bir dostumuzun koronadan ölüm haberini alıyor,üzülüyor,yıkılıyor,virüs bir şekilde bana da bulaşır mı korkusunu yaşıyoruz.Etrafımızda kol geziyor bu lanet illet. Dünyada korona virüse yakalanan sayısı 69 milyona yaklaşırken, Türkiye'de ise toplam hasta sayısı 608 bin oldu. Dünya geneli vefat sayısı 1 milyon 460 bin olurken, Türkiye'de ise hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 13 bin 558 oldu.Aslında Sağlık Bakanı sayın Fahrettin Koca'nın her akşam açıkladığı istatistik verilerinin de gerçeği yansıtmadığı anlaşıldı. Geçtiğimiz hafta başından beri tüm Avrupa ülkelerinin ölçümleme metoduna dönüldüğüne tanık olduk.Gördük ki hem vaka, hem de ölüm sayılarında istatistik rakamları ikiye katlandı. Ki Tabip Odalarının açıklamalarında gerçek rakamların daha da yüksek olduğu ifade ediliyor. Peki iktidara sahip olanlar ne yaptı? Tabipler Odasının üyelerini toplumda paniğe sebep olmakla ,gerçekleri çarpıtmakla,hatta vatan hainliği ile suçlayıp bu meslek kuruluşunun kapatılması gerektiğini dillendirdiler.Ne oldu yani,tabipleri böyle suçlayınca virüs bitmiş,salgın azalmış mı oldu? Farklı bir veri açıklayanlar neden hemen düşman ilan ediliyor anlamış değilim. Halbuki her şey şeffaf olmalı. Çünkü şeffaflık her şeyde başarı kriteridir.Herkes gerçekleri şifresiz,perdesiz görebilmeli. Görmeli ,bilmeli ki ona göre de tedbir almakta daha hassas,daha dikkatli olsun. Bilim Kurulu, bu tedbirler yetmez,daha fazla gecikmeden 14 günlük tam kapanma kararı alınmalıdır ısrarında.İnsanlarımız gerçekten duyarsız.salgını başka şekilde durduramayacağız. Kapanma olmalı ama devlet esnafa ve işçiye bu dönemde mutlaka parasal destek sağlamalıdır.Bu destek kredi şeklinde değil,hibe olarak verilmelidir. Sürekli vergi alan bir devlet bu zor günlerde insanını yalnız bırakamaz. Değerli okurlarım, toplum olarak gerçekten vurdumduymaz tavırlar sergiliyoruz.Bütün iletişim araçlarıyla devlet uyarılarını yapmaya,bilim insanları feryat derecesinde bizleri uyarmaya devam ediyor.Buna rağmen cehalet mi desem,vandallık mı desem, kültür eksikliği mi desem,dangalaklık mı desem bilemiyorum bir çok kişinin maskesiz dolaştığına şahit oluyoruz caddelerde,sokaklarda. Kibarca uyarıyorsunuz insan gördüğünüz için,o size ters ters bakıp Pablo Picasso'nun Guernica tablosundaki boğaya dönüşüyor,ok yemiş atın acısını hissedemiyor,sana ne diye karşılık verebiliyor.Entübe hastaların hangi ıstırapların pençesinde nasıl kıvrandıklarını bilmediklerinden eminim. Yahu biz AİDS canavarına bile efelenip meydan okumadık mı, göğsümüzü yumruklayarak,biz Türküz,bize bir şey olmaz andavallığını göstermedik mi? Maalesef uyarsanız da, ceza yazsanız da bazıları için bu durum ve davranışlar değişmiyor. Halbuki alınan tedbirlere harfiyyen uymak hem yasa,hem de birbirimize saygının gereği değil midir? Başta doktorlar olmak üzere,canla başla fedakarca görev yapan tüm sağlık çalışanlarına yardımcı olmak bir insanlık ve vicdan borcu değil midir? Biz bir maskeye katlanamazken, onlar tüm vücutlarını saran ve onları adeta bir robota dönüştüren özel giysilerinin içinde saatlerce kalarak bir can kurtarmanın telaşını yaşıyorlar. Onlar da insan. Yoruldular,tükendiler.Onların kendi canlarını hiçe sayarak, yoğun bakımlarda günlerce ailelerine, çocuklarına hasret kalarak yürüttükleri bu kutsal mücadeleye saygısızlık yapmaya kimsenin hakkı olmamalıdır. Yasaklar,kısıtlamalar ve cezalar elbette gereklidir ama asıl önemli olan; vatandaşın bu mücadeleye gönüllü olarak katılması,sağlık personeline ve görevlilere yardımcı olmasıdır.Salgın hakkında açıklamada bulunan bilim insanları, şehirlerde maske takma oranının yüzde 70'e çıkması durumunda salgının durdurulabileceğini söylüyorlar.Maske takarsak Azrail bizi elbette pas geçmeyecek ama maske,mesafe,hijyen ,Covid-19'la mücadelenin olmazsa olmazlarıdır.Uzmanlar, salgının durdurulmasında hala şansın olduğu konusunda ısrar ediyor. Bu arada devlet hastanelerinin yükü azaltılmalı,yeni personel alımı ivedilikle gerçekleştirilmeli,sağlık çalışanlarının biraz nefes almasına imkan tanınmalıdır.Koronadan kaybettiğimiz sağlık personelimiz vazife şehidi olarak kabul edilip ailelerinin geleceği garanti altına alınmalıdır. Maske takmak korunmada çok önemli diyoruz ama maskelerin bir çoğunun da istenen standartlarda olmadığını biliyoruz. Daha ilk kullanımda ya ipleri veya lastikleri kopuyor,ya da maskenin dikişleri açılıyor,yüzünüze tam oturmayınca koruma özelliği de kalmıyor.Sağlık çalışanları ve diğer gerekli çalışanların taktığı gibi saatlerce takılan yüz maskelerinin verimi, maske takmanın genel olarak ne kadar etkili olabileceğini belirliyor. Isıl rahatlık, özellikle sıcak ve nemli ortamlarda önemli bir mesele.Araştırmacılar, hibrid polimer malzemelerden yapılan yüz maskelerinin parçacıkları yüksek verimde süzerken, aynı zamanda yüzü de serinlettiğini keşfetmişler. Bu özel maskelerde kullanılan lifler, kızılötesi ışınıma karşı şeffaf olduğundan, ısının maskenin altından kaçmasına olanak sağlıyor diyorlar.Yani maske üretiminde de denetim gerekli gibi geliyor bana. Dostlarım,virüs ferman dinlemese de biz alınan ve alınacak tüm tedbirlere,getirilen kısıtlamalara,bilim insanlarının uyarılarına özen gösterelim,kurallara uyalım. Bu beladan başka türlü kurtulamayacağımız anlaşılmıştır.Sağlık ve esenlikler diliyorum hepiniz için.