ÜNİVERSİTELERİMİZ YÜKSEK LİSE Mİ?
Üniversite Yerleştirme Sınav sonuçları açıklandı. Kimileri üzüldü, kimileri sevindi, kimileri gelecek yıla sakladı umutlarını, hayallerini. Tam on iki yıllık bazıları için on üç, on dört, on beş yıllık bir süreden sonra üniversite hayatı başlıyor.
İlk Okuldan başlayarak lise´ye kadar olan eğitim-öğretimin tamamı üniversiteye doğru yol aldırıyor(mu)? Herkes üniversite okumalı, lisans tamamlamalı mı? Akademik kariyer işsiz kalmamanın, Akademisyen ana- babaların kendi çocuklarını miras usulü üniversitelere yerleştirme yolu mu? Üniversiteler Yaldızlı Diplomanın yanında başka neleri verebilmeli?
Bu sorular zihnimizi yoruyor, huzurumuzu kaçırıyor, genç umutları Kaf dağının arkasına aşırıyor.
Gönlüm istiyor; ülkem bunu hak ediyor. Neyi hak ediyor? Şöyle bir hayal kuruyorum yıllardır: Üniversitelerimiz teorikten pratiğe bir türlü neden geçemiyor, geçemedi (!)?
Kamu ve özel sektör bunun için rahatlıkla kullanılabilecek bir alan iken nasıl olup da değerlendirilemiyor? Değerlendirilenlerin çok sınırlı olduğunu biliyoruz o yüzden bu sınırın genişletilmesi gerektiğini savunuyoruz. TSO başta olmak üzere, fabrikalar, büyük holdingler, kamu kuruluşlarının tamamı olmak üzere ?Üniversiteli Gençlerimize? kapılarını açmaktan niçin korkmaktadır?
Tam da bu noktada önerilerimizi paylaşmak isteriz. Kim diye; Kim duya?
ORTA ÖĞRETİMDE NELER YAPILMALI?
1- Orta öğretim dediğimiz kısmın sistemli ve milli olması, çağdaş bilimsel gerçeklerle zenginleştirilmesi önceliğimiz olmalıdır.
2- Dilimiz ve Tarihimiz bilinçli öğretilmiş ve öğrenilmiş olarak orta öğretim tamamlanmalıdır.
3- Bizi biz eden kültürel kodlarımız bütün renklerimizle birlikte bütüncül, kuşatıcı, gönüller köprüsü kurulabilecek nitelikte bireylerin içselleştirmesine rehberlik etmelidir.
4- Öğrenciler kabiliyetleri ve başarılarına göre 2 yıl Yüksek öğretim, 4 yıl lisans eğitimi veya tıp eğitimi alabilecekler orta öğretimde ayrılarak üniversiteye yerleştirilebilmelidir. Sınavların birkaç saate yahut güne sığdırılarak değil orta ve lise eğitiminde seviyesi, başarısıyla birlikte üniversite yolunun açık olup olmadığı netleştirilerek yoluna devam etmelidir.
5- Sorgulayan bireyler yetiştirmenin önceliğimiz olduğunu böylece bilime katkı sunabileceğimizi eğitim-öğretimin özünün sorgulama olduğuna rehberlik eden bir eğitim sisteminin gerekliliği ihmal edilmemelidir.
ÜNİVERSİTE EĞİTİMİMİZDE AKSAKLIKLAR GİDERİLMELİ
1- Oktay Sİnanoğlu´nun kitaplarını yıllarca ilgiyle okuduk. Rahmet olsun. Tespitleri bazen şaşırtmış, bazen evet bunlar olmalı dedirtmişti.
Diyordu ki; Üniversitelerimiz yüksek lise düzeyindedir. Bu küçümseme anlamından daha çok eksiklikleri dile getirmeydi, teorikten pratiğe geçirmeden mezun veren üniversitelerin eğitimi elbette sorgulanmalıydı. Mühendis vida sıkmayı da bilmeli, alet edevatın dilinden de anlamalıydı. Analitik düşünmeliydi ve mesleğini böylece icra etmeliydi.
2- Üniversiteler bünyelerinde öğrencilerini hayata hazırlayacak mesleki becerileri kazandırabilecek atölyeleri barındırmalıydı. Ziraat, Tıp, Veterinerlik, Mühendislik fakülteleri için bu durum kaçınılmaz. Tıp Fakültelerini biraz daha ayrı tutarak şunu ilave etmek isteriz. Maketlerle eğitim, kadavralarla eğitim, hastanelerde eğitimin daha etkin hale getirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
3- Hukuk eğitimi alan gençlerimizin stajından önce de mesleki alanda beceri kazanması için çalışmalar yapılmalıdır.
4- Eğitim fakültelerinin kaliteli eğitimci yetiştirebilecek seçkinlik ve yetkinlikte olması için buralara alınan öğrencilerin eğitimci olabilme yetenekleri iyi tespit edildikten sonra yerleştirilmesi gerektiğine inanmaktayız. Üniversite eğitimine başladığı ilk yıldan itibaren pratik yapacağı şartlar oluşturulmalıdır.
5- Kapılarını öğrencilerin pratik yapması için açan holding ve fabrikalar ödüllendirilmelidir. Holding ve fabrikalar çalışanlarının büyük bir kısmını bu yöntemle işe almalıdır. Bunun için gerekli çalışma ve düzenlemeler oluşturulmalıdır.
6- Akademik kariyer işsizliği örten bir alan olmaktan çıkartılıp gerçek anlamda bilimi önceleyen, analitik düşünen öğrenciler torpil, ayırma, kayırma olmadan bu alana yönlendirilmelidir yahut yerleştirilmelidir. Babadan evlada miras kalıyormuş gibi bir algı ve rahatlığın daha fazla boy atmasına izin verilmemelidir. Akademik kariyer konusunda titizliğimiz ve adaletli yerleştirmelerimizin isabeti kadar uluslar arası üniversitelerle yarışımıza hız ve kalite katabileceğimiz unutulmamalıdır. Yabancı dil yeterliliği de verebildiğimiz eğitimle örtüşmeli, başarıyı yükseltebilmelidir.
7- Herkes yabancı dil öğrensin mi? Eğitimi ve edineceği mesleki alanda yabancı dile ihtiyacı olanlar mı öğrenmelidir? İkinci sorumuz için evet diyoruz. Bunun dışında isteyenlerin de bunu başarabileceği alanlar oluşturmalıdır.
Üniversite sınavlarının kâbus olmadığı, yeterli eğitim- öğretim- becerinin kazandırıldığı sistematik düzeni olan üniversite ve eğitiminin önemsenmesi temennisiyle efendim.
Gülay SORMAGEÇ