TURGUT ÖZAKMAN´I ANARKEN? (1.9.1930 ? 28.9.2013)
1 Eylül 1930´da Ankara´da doğan Turgut Özakman, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi, bir süre avukatlık yaptıktan sonra Devlet Tiyatrosu´na Edebi Kurul raportörü olarak girdi. TRT´de Program Müdürlüğü, Merkez Program Daire Başkanlığı, Devlet Tiyatrolarında dört yıl Genel Müdürlük yaptı. Radyo Televizyon Yüksek Kurulu´nda (1988 - 1994) üyelik ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
-DTC Fakültesi Tiyatro Bölümünde 30 yıl ?dramatik? yazarlık dersi öğretim görevlisi olarak çalıştı. Evli , 3 çocuğu, 3 torunu var. 2005´te yayınlanan ve büyük yankı uyandıran ?Şu Çılgın Türkler? adlı belgesel romanı dolayısıyla pek çok kuruluştan özel ödül aldı. Son romanları Diriliş - Çanakkale 1915 ve Cumhuriyet - Türk Mucizesi´dir. 2012´de ?Çılgın Türkler Kıbrıs? kitabı okurla buluştu. Senaryosunu yazdığı ? Dersimiz Atatürk? ün kitabı filmiyle birlikte yayınlandı.
-28 Eylül 2013 tarihinde vefat eden Turgut Özakman´ı vefatının 5. yıldönümünde bazı görüş ve düşüncelerini anımsatarak anmak istiyoruz.
-Atatürk niye büyüktür, niye hiç eksilmeyen bir minnet ve saygı ile anıyoruz? ?Dünyada ülkesini savaşta zafere kavuşturan birçok komutan var. Milletini daha ileri bir toplum yapmak için çalışmış birçok önder de var. Ama yokluk, yoksulluk içinde ikisini birden başarmış bir kişi var: Atatürk . Sıfır imkânla, işgal edilen vatanını kurtarmış, emperyalizmi ve yardakçılarını yenmiş, ülkesini tam bağımsız yapmış, bununla kalmamış, milletini çağdaşlaştırmak, kadın- erkek eşitliğini sağlamak, halkını uyandırmak, kalkındırmak için devrimler gerçekleştirmiş, bir doğu ülkesinde demokrasinin kapısını açmış böyle bir önder, bilge, millet atası hiçbir ülkenin tarihinde yer almıyor. Tarihimizi doğru bilsek sorunlarımızın yarısı kendiliğinden çözülür.
-Fransız Franklin Bouillon 1921 Haziranında Ankara´da ? Bizimle uzlaşmaya bakın. Çünkü kağnı kamyonu yenemez? demişti. Zafer´den sonra İzmir Göztepe iskelesine gemiyle yaklaşırken bekleyenleri görünce Bouillon, motor iskeleye yanaşmadan bağırmaya başladı: ? Olacak iş değil! Kağnı kamyonu yendi!?
- Para yok, kredi yok, yetişmiş yeterli sayıda eleman, uzman yok, araç- gereç yok. Osmanlı´dan borca batık bir miras kalmış. O altın kuşağın iki gücü vardı sadece: Akıl ve yurtseverlik. Bu iki güçle yola çıktılar. Mucizeler yarattılar.
-Her şeyi başarabildiler mi? 15 yıla sığabilecek her şeyi çok fazlasıyla başardılar. Eksiklikleri tamamlamak sonraki kuşaklara düşerdi. Sonraki kuşaklar görevlerini yaptılar mı? Bunu duygusallığa, partizanlığa kapılmadan dürüstçe sorgulamamız gerek.
-Yeniden kuruluş, kurtuluş, kalkınma sürecinde, deneme ve arayış içinde, elbette yanlışlar yapıldı. Ormanı bırakıp da ormandaki bir gelişmemiş ağacı ele alıp Cumhuriyet dönemini, hele ilk altın kuşağı bütünüyle eleştirmeye yeltenmek büyük ayıptır. Tarihte ve dünyada eşi olmayan çarpık, utandırıcı bir tutum budur.
-Devlet, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversitelerimizin çoğu, Türk Tarih Kurumu ve benzeri Cumhuriyet kuruluşları susuyorlar. Bu o yalanları üretmek kadar ayıp bir durum.
-Sevgili gençler! Bu yalanlara, çarpıtmalara, yutturmalara karşı uyanık durun. Sizi kandırmalarına İzin vermeyin. Gerçeğe saygı duyun ve gerçeği dürüst, namuslu kaynaklardan yararlanarak öğrenmeye çalışın. Doğru, gerçek tarihinizi yanlışları ve doğruları ile öğrenin. Ağzı kalabalık, kalemi karışık olanlara karşı dikkatli olun. Kanıtsız, belgesiz, tanıksız iddiaları yani dedikoduları ciddiye almayın. Vicdanınız ve sağduyunun pusulanız olsun . Tarihimizdeki doğrulardan yararlanın, yanlışlardan uzak durun. ( Turgut Özakman, Cumhuriyet, Türk Mucizesi, Bilgi Yayınevi, 11. Basım, Ekim 2009)
-Dünya haritasında Asya´nın en doğu noktası Hondo Adasındaki küt burnundan Amerika´nın en batı noktası Alaska Yarımadasının sivri burnunu çizgiyle birleştirin. Sonra Avrupa´nın en kuzey noktasında, Kuzey Buzdenizi´ nin en kuzeyindeki adacıktan, Afrika´nın en güneyindeki İğneler Burnuna bir çizgi çekin. Çizgiler tam İstanbul´un üzerinde kesişir. İstanbul bu işte! Dünyanın merkezi. Tarihin dört yol ağzı. İnsanların harman olduğu yer. İstanbul´un birçok adı var. Bence en anlamlısı Ümm-ü Dünya, yani Dünyanın Anası. Bakırköy, bu ?Ana?nın has kızıdır! Ben de iki evin bir kuzusuydum.
( Turgut Özakman, Korkma İnsancık Korkma, Bilgi Yayınevi, 10.basım, Ağustos 2017) 20.09.2018