TEKSANDER"İ DESTEKLEMEK ZORUNDAYMIŞIZ!

TEKSANDER’İ DESTEKLEMEK ZORUNDAYMIŞIZ!  Tekirdağ’da Sanayicilerin kurduğu bir dernek var. Kısa adı: Teksander, açılımı da “Tekirdağ Sanayiciler Derneği” O derneğin başkanı bu hafta oldukça tuhaf açıklamalarda bulundu ve sanırım yerel basın mensuplarının ve özellikle de benim dikkatimi çekti. Bu maksatla bu hafta köşeme bu derneği aldım.   Dernek Başkanı Ömer Sarıoğlu geçtiğimiz günlerde dernek merkezinde bir basın toplantısı düzenleyerek tuhaflıklarını bir, bir ortaya döktü.  Tekirdağ Sanayi ve Ticaret Odası’ na çatarak TEKSANDER’in Tekirdağ için önemini ortaya çıkarması kaş yapayım derken göz çıkarmaya benzedi.  TSO Başkanını aşağılar gibi, "Oda başkanları üye sayısını dahi bilmez" şeklinde çapı anlaşılamayan tuhaf cümleler kurmaya çalıştı. Üstelik biz gazeteciler olarak böyle bir Derneği desteklemek zorundaymışız. Bu zorunluluk nereden geliyor elbette anlamak mümkün değil.   Reklamı olacak belki ama ne yapalım ki gazetecileri kendi mekkaresi gören, onlara görev yükleyen bir zihniyeti eleştirmek veya kendimizi korumak haysiyetimiz gereğidir.   TEKSANDER’in yapısı incelediğinde İstanbul merkezli firmaların ön planda olduğu görülmektedir. Bu firmaların en büyük özelliği vergilerini İstanbul’a, posasını çevremize bırakmak şeklinde ifade edilmektedir. Yani bizim mantalitimize göre yerellik ( mahallicilik) anlayışından yoksundurlar.   Ne tür firmalar var bunların içerisinde denildiğinde, tekstilcisinden tutun boyacısına kadar çevre hassasiyetinden mahrum  firmalar kümesi şeklinde cevaplandırılır. Tekirdağ’ a veya Trakya’ya en büyük hediyeleri (!)Ergene nehri ve havzasıdır.   Bu fabrikaların Tekirdağ’da varlığını hisseden var mı? Hangi sosyal projede yer almışlar, hangi garibana destek olmuşlar, kimin derdine derman olmuşlardır? Gidin bir fabrikaya -efendim ben x sosyal yardımlaşma derneğinden geldim yetkiliyle görüşmek istiyorum - deyin, alacağınız cevap şuan toplantıdalar telefonunuzu bırakın biz size dönüş yapalım olacaktır. Bu uslüpları telesekreter üsluplarıyla aynileşmiştir. Güzel bir aldatmaca taktiği olarak bizleri saf yerine koyarlar.   Yerel gazeteleri ziyaret etmeyi bir tarafa bırakınız ancak, kapınızdan dahi içeri almadığınız gazetelerden hangi akılla, hangi mantıkla destek ummaktasınız?  Sizlere;  anneniz, babanız, öğretmeniniz; “Gel Bana Geleyim Sana… Tanı Beni Tanıyayım Seni” kuralını hiç öğretmedi mi?    Sayın başkan, biz çiğ et yemedik… Tekirdağ’ın esnafını, tüccarını, iş adamını da aptal yerine koymayın! Tekirdağ Ticaret Odası bölge iş adamlarımızın üyesi olduğu bir kurumumuzdur. Başkanını desteklemek/desteklememek ayrı konu  ama  Tekirdağ TSO sizin kum torbanız değildir. Bunu özellikle bilmelisiniz.   Başkan Sarıoğlu; "Biz artık Tekirdağlıyız, büyükşehir yasasıyla birlikte Çorlu, Çerkezköy kalmadı hepimiz Tekirdağlıyız" demektesiniz. Tekirdağlılık lafla oluyor mu? Lafla peynir gemisi yürüyor mu?  Düzenleyin bir basın toplantısı ve 10 sanayicimiz şu tarihten itibaren vergi sicillerini Tekirdağ’ a taşıdılar, deyin ki Biz de size azdan aza inanmaya başlayalım.  Siz adım atmadan salvo atmaya başladınız.   Değerli okurlarım; o toplantıda Başkan Sarıoğlu’nun iddialı bir sözü oldu: "Bugün olmaza bile Tekirdağ’a mutlaka Sanayi odası kurulacak" Evet doğru, ama bu süreyi kısaltmak da sizlerin elindedir.   Biz de diyoruz ki: Hay hay! Önce bir günah çıkartın… Bizim bahçede beslenip, yumurtayı komşu bahçeye bırakmaktan vazgeçin…  Geçen onca zararlı yıllarımız için Tekirdağ halkından özür dileyin… Biz yanlış yaptık deyip, zararı karşılamak üzere çözümler üretin... Ha ondan sonra belki böyle bir odanın kurulmasını hak edebilirsiniz