Prof. Dr.  Mehmet Mehdi ERGÜZEL

Ahmet Hamdi Tanpınar, Türkçeyi edebi üslupla kullanma sanatının en usta simalarından biri olarak karşımıza çıkar. Bu yazımızda onun Edebiyat Üzerine Makaleler, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, bütün hikaye ve romanları, denemeleri, mektupları, hatıraları ve şiirlerinde yer alan kelimelerin kavramlara göre tasnifi yapılarak Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerindeki söz varlığının genel bir görüntüsüne ulaşılmaya çalışılmıştır. Dil var olana ad koyan, varlığı anlam sahasına sokan, onu türlü yönleriyle belirten, tanımlayan, hatta anlamlandıran, birçok yönü hala çözülememiş sihirli bir varlıktır. Varlık felsefesinin önde gelen isimlerinden Heideger "Dil, varlığın evidir" derken dili somutlaştırmış; onun bir nesneye yahut duruma ad olan yönünü vurgulamıştır. Dilin anlamlı sözlerden mürekkep, duyduğunda insanın kafasında bazen bir obje, bazen de bir durum olarak beliren bu yönü, her sözün varlık alanında yer bulmasını sağlar. Böylece dil, kendi kurallarını koyarak büyüyen, gelişen, insan üzerinde uygulanabilen, pratik bir fayda sağlayan, son derece kullanışlı bir yapıya bürünür. Bu yapı ise sözvarlığının temelini oluşturur. Bir dilin ifade kudretinin ve zenginliğinin tespitinde söz varlığı kaynakları olan sözlükler, belki ilk hareket noktasıdır. Şüphesiz dillerin anlatım imkanlarının servetleri olan kelimeler, sözlüklerde kendini gösterir. Geçmiş devirlerden yakın zamana doğru çoğalan ve değişen kelimeler, renklenen mana dünyalarını da sözlüklerde sunarlar. Yeter ki dilin mana mahzenleri olan lügatler iyi hazırlanmış olsun, her hangi bir kelimenin nüanslarını merak eden orada aradığını bulabilsin. Bulamıyorsa, sözlükler zayıf yahut yetersiz demektir. İhtisas erbabının çalışmaları sırasında başvurduğu sözlüklerde aradığını bulamadığına dair çok şikayetler olduğu hepimizin malumudur. Bu durum belki de mevcut genel sözlüklerle, hazırlanması temenni edilen özel sözlükler arasındaki farklardan kaynaklanan hususi bir durumdur. Bir kelimenin dildeki herkesçe bilinebilecek manaları dışında uzmanına hitap eden veya sanatlı söyleyişin getirdiği dolaylı manalar, ayrı sözlüklerde örnekli olarak hazırlanabilmektedir. Terim sözlükleri, bu ihtiyacı karşılayan verimli örneklerle istifademize açıktır. Ancak Türkiye Türkçesinin, bazı doğu ve batı dillerinde rastladığımız şair ve yazar sözlükleri bakımından neredeyse hiçbir örneğe sahip olmaması bizi şaşırtmaktadır. Nasıl olmuştur da ortalama bin yıllık bir yazı dili geleneğine sahip Anadolu Türkçesinin şair ve yazarlarının tek tek örnekli özel sözlükleri hazırlanamamıştır? Yunus Emre, Karacaoğlan, Fuzuli, Nedim, Akif ve Arif Nihat'ın sözlükleri neden yoktur? Bu saydıklarımız ile diğer yazar ve şairlerimizin yirmi kadarının dizinlerini biz öğrencilerimize lisans ve yüksek lisans tezleri olarak geçen on beş yıl içinde hazırlattık. Dizin, çok daha çetin bir meşgale ve aşk işi olan sözlüğün belki ön hazırlığıdır. Biz bahse konu olan şair ve yazarlarımızın dizinleri dolayısıyla kaç kelimeyi hangi sıklıkla kullandıklarını, bu kelimelerin yüzeyden de olsa mahiyetlerini biliyoruz. Asıl mesele ayrıntılı- örnekli sözlüktür. Ahmet Haşim'in on bir bin kelimeye yaklaşan dizininden sözlüğüne doğru giden bir çalışma yüksek lisans tezi olarak tamamlandı (2019), Yahya Kemal'in on altı bin kelimelik sözlüğünü yapmayı ise doktora tezi olarak bir öğrencimiz göze aldı ve bitirdi (2020). Bu istikamette iki öğrencimiz de Gaspıralı ve Atsız Sözlüğünü 2020 başında doktora tezi olarak yapmayı başararak sonuca ulaştılar. Tanpınar Sözlüğü ise hazırlayabilecek kahramanını bekliyor. Ön hazırlığını birkaç yıldır arkadaşlarımızla, öğrencilerimizle biz yapıyoruz. İlk merhale olan tam dizin faslını tamamladığımız söylenebilir. Kültür ve edebiyat dünyamızın bu mümtaz şahsiyetinin şiirden denemeye, makaleden edebiyat tarihine, romandan hikayeye, biyografi, mektup ve hatıralarına kadar çeşitlenen on beş kitaptan oluşan bütün eserleri taranarak, iğneyle kuyu kazar gibi, çekim ekleri ayrılarak bulunan kelimelerle bunların yaklaşık sıklık sayıları tespit edilmiştir. Hocası ve üstadı Yahya Kemal'in on altı bin kelimeden oluşan dizinine mukabil Tanpınar dizininin yirmi üç bin kelimeye yaklaştığı anlaşılmıştır. Bu kelimelerin Tanpınar Sözlüğüne doğru başlangıç adımı olduğunu belirtelim. Hangi kelimeler hangi sıklıkla kullanılmıştır, fiillerin sayısı, genel tablo içindeki yüzdesi nedir, hangi fiillere ağırlık verilmiştir? Özel isimler, şahıs, yer ve eser adları bakımından nasıl bir tablo vardır? Batılı ve doğulu kelimelerin durumu nedir? Ortalama bir aydının anlayabileceği kelime nispetleri hakkında nasıl bir yorum yapılabilir. Daha ayrıntılı çalışmalar ancak Tanpınar Sözlüğünü hazırlayacak meçhul idealistin samimi gayretlerini ve heyecan dolu sahiplenmesini beklemektedir. Keşke çok genç olaydım da bu zevk bana nasip olaydı. Gelelim, Tanpınar'ın söz varlığının ilk adımı olan kelimeler dünyasına. Diller tek tek kelimelerden meydana gelmezler. Sözlüğü oluşturan on binlerce kelime, söz sanatkarı dediğimiz, şair ve yazarların elinde öyle bir hareket kazanırlar ki adeta kelimelerle besteler ortaya çıkar"[1]. Her şair ve yazar, dili kendine has bir söyleyişle kurar ve onu varlık sahasına kazandırır. Bu kazandırma işlemi kolay olmamakla beraber, şair ve yazarda farklı bir inşaya dönüşür. Bunlar tıpkı birer sanatkar gibi kendi yazdıklarına imzalarını atarlar; öyle ki onlar kurdukları cümlelerde, kullandıkları kelimelerde kendilerini ele verirler. Bir bilim adamının ihtisas üslubunun gerektirdiği manevra alanı dardır, kelime ve kavramlar sınırlıdır. Ama Tanpınar gibi bilim adamı olmasının yanı sıra deneme, hikaye ve roman yazarı olarak kendini bulduğu sayfalarda işlediği kelimelerle at koşturan bir kalem erbabının söz varlığı eserlerinin mahiyetine göre şekil almaktadır. O kendine hikaye, roman ve şiirlerinde kelime ambargosu koymamaktadır. Ancak bu dil hürriyetini engin bir kültür ve tecrübe beslemektedir. Türkçenin ve asırlar içinde Türkçeleşen binlerce kelimenin hakim olduğu bu üslubuyla yazarımız, hiçbir komplekse kapılmadan, tam bir güven hissiyle üslubu için hangi kelimelere ihtiyacı varsa ve semantiğine hakimse onlara baş vurmaktadır. Bunu Tanpınar dizininde geçen 23.731 kelimeden anlamak mümkündür. Bu kelimelerin 20.341'i isim, 3390'ı ise fiildir. Kelime kadrosunun şahıs, yer ve eser isimlerini oluşturan bölümü 5000' e yaklaşmaktadır. Bu durumda özel isimler ve fiiller dışındaki isimler; edatlar hariç tutulursa yaklaşık, 15 000 kadardır. Bu sayılar, şimdiye kadar üzerinde analitik dizin çalışması yaptırdığımız bütün şair ve yazarların kelime servetinden yüksektir. Dünden günümüze doğru bakıldığında bin yıl önceden Kutadgu Bilig'de 2961 kelimeyle kendini gösteren yazarı belli bir eserin söz varlığı, Yunus Emre Divanında 4400 kelimeye, Baki' de 5200'e, Fuzuli'de 5500'e, Nedim'de 7200'e, Şeyh Galip'te 7600'e doğru değişim gösterirken Karacaoğlan ve Pir Sultan Abdal'da 3500 ile 4000 arasında kalmaktadır. Son devirlere doğru T. Fikret'te 8200, Akif'in sadece Safahat'ında 10 000'dir. Reşat Nuri'nin romanlarında 12 000'e ulaşan kelime kadrosu, Peyami Safa'nın romanlarında 14 000, Refik Halit'in romanlarında 14 500 civarında iken Yahya Kemal'in bütün eserlerinde 16 000'e doğru yükselmektedir.Tanpınar'ın eserlerinin toplam dizininden bir milyon kadar kelimeden tekrarlar ve sıklık sayıları dışında kalan 23 700 kelimelik söz servetini önemli buluyoruz. Belki bu sayıya, eserlerinin dizini bittiğinde tarihi devirlerdeki en renkli isim olan Evliya Çelebi'de geçebileceğimizi ve 40-50 binlere ulaşılabileceğini düşünüyorum. "Bu sayılar neden önemlidir ve bizim için ne ifade eder?" sorusuna cevap aranırsa yerli ve yabancı eğitim bilimcilerin çocukluktan yetişkinliğe doğru insanların kendi dilinde merhale merhale edinmesi gereken kelime servetinin önemine dair yaptıkları çalışmalardaki tespitleri dikkate almak gerekecektir. Tanpınar'ın eserlerindeki kelimelerin konularına göre sıklık tasnifi dökümü ; 1. Özel yer adları ( 800 ile 1000 arasında.) 2. Yön ve yer bildiren kelimeler (250, .ve daha fazla) 3. Kişi adları ( 2000 ve üzeri.) 4. Savaş, askerlik, siyaset ve devlet yönetimiyle ilgili kelimeler (500, .ve daha fazla) 5. Kurum-kuruluş, topluluk adları ve ilgili kelimeler (200, . ve daha fazla) 6. Millet, kavim adları ve bir yere mensubiyetle ilgili kelimeler (300, . ve daha fazla) 7. Felsefe , ilim, fikir musiki ve sanatla ilgili kelimeler (800,.ve daha fazla) 8. Meslek-meşguliyet adları ve ilgili kelimeler (800. ve daha fazla) 9. Bitki, meyve, sebze, çiçek adları ve ilgili kelimeler (300 .ve daha fazla) 10. Vücut bölümleri ve organ adları (100.ve daha fazla) 11. Cevher adları, değerli taşlar ve ilgili kelimeler (100. ve daha fazla) 12. Hayvan adları ve ilgili kelimeler (150.ve daha fazla) 13. Hastalık adları ve ilgili kelimeler (100. ve daha fazla) 14. Zaman kavramıyla ilgili kelimeler (200.ve daha fazla) 15. Ev, giyim ve yaşamayla (araç-gereç, .) ilgili kelimeler (300.ve daha fazla) 16. Renk adları ve ilgili kelimeler (100.ve daha fazla) 17. Akrabalık ve yakınlık bildiren kelimeler (100.ve dah fazla) 18. Yiyecek ve içecek kavramı ile ilgili kelimeler (150. ve daha fazla ) 19. Dini-folklorik, manevi hayatla, doğum-ölümle ilgili kelimeler (300 ve daha fazla) 20. Varlıkların niteliklerini ve durumunu gösteren kelimeler (200.ve daha fazla) 21. Kişilerin ömür, nitelik, karakterleriyle ilgili kelimeler (500.ve daha fazla) 22. Unvanlar (50 .ve daha fazla) 23. Ölçü-miktar bildiren ve ilgili kelimeler (200.ve daha fazla) 24. Tabiatla ilgili kelimeler (250. ve daha fazla) 25. Dil (lisan) adları ve ilgili kelimeler (50.ve daha fazla) 26. İkilemeler ve çeşitli kelime grupları (5000.ve daha fazla) 27. Farsça-Arapça Yapıdaki Kelime Grupları (250 .ve daha fazla) 28. Batı Kökenli Kelimeler (2000, . ve üzerinde) 29. Eş manalı, Müteradif kelimeler (500,.ve daha fazla ) Türk edebiyatının son asırdaki en verimli ve üslupçu yazarlarından biri olan Tanpınar'ın on dört eserinin taranıp dizinlerinin ortaya konulduğu toplam bir milyon kelimeden tekrarlar çıkınca yaklaşık 23 bin kelimeye ulaşan söz varlığını eser eser, sembolik ellişer kelimelik isim, fiil ve edatlar bakımından sıklık sayılarına göre ayrı ayrı verdik. Bir de hepsine dahil olan genel sıklık toplamında her biri 500' den fazla geçen isim, fiil ve edatlara hangi kelimeler girecek onu bulmaya çalışalım : aç- 803, al- 1866, anla- 997, anlat- 1070, ara- 682, ara 1891, bahset- 1406, bak- 1757, baş 922, başka 605, başla- 2181, ben 5863, benze- 743, beraber 2372, bile 708, bir 41 640, bit- 581, biz 2310, bu 15 044, bul- 2633, bulun- 984, bütün 2992, büyük 2154, çalış- 1639, çık- 2638, çocuk 749, çok 3659, da / de 4654, daha 2436, de- 2635, değil 1181, değiş- 971, devir 1312, dil 1104, dinle- 550, diye 1142, doğru 897, dön- 1099, düşün- 1411, düşünce 1063, edebiyat 533, edil- 785, en 2703, eser 2082, eski 2901, et- 7096, etraf 727, evvel 580, fakat 5174, fikir 1034, gece 591, geç- 2320, gel- 564, getir- 965, gibi 7968, gir- 1535, git- 3112, gör- 4538, göster- 613, gün 1138, hal 721, hayat 3903, hep 682, her 3450, hiç 2114, i- 1305 , iç 5672, için 5070, iki 1807, ile 3574, ilk 590, insan 1892, İstanbul 805, iste- 2821, kal- 1876, kendi 4695, ki 1427, konuş- 1620, mektup 520, mesele 540, ne 3803, o 16 177, oku- 877, ol- 12 420, ön 510, Paris 692, sade 537, sanat 1294, sen 718, sene 1419, ses 764, sev- 756, siz 841, son 1732, sonra 5284, söyle- 1367, şair 1142, şehir 531, şekil 1513, şey 3097, şiir 2916, şimdi 828, tanı- 568, taraf 2371, var 1436, var- 768, ve 25 081, ver- 1510, veya 1534, yap- 2009, yaşa- 910, yavaş 546, yaz- 1299, yeni 2085 , yer 1426, yüz 1402, zaman 465. Sözün özü; sayılar dolusu kelimeler sıraladık. Bir bilim ve sanat adamının dünyanın en güzel dili Türkçe ile eser verirken hangi kelimeleri hangi sıklıkla kullandığını anlamaya çalıştık. On dört eserinde tekrarlar dahil yaklaşık bir milyon kelime kullanan yazarımız, tekrarlar çıktığında edebiyatımızda şimdiye kadar kelime sayısı belirlenmiş yazarların en önüne geçerek 24 000 e yakın kelime ile söz varlığı bakımından ortalama bir aydının üzerinde bir seviyeyi yakalamıştır. Çünkü nüanslarıyla kırk binin üzerine rahatlıkla çıkabilecek bu kelime hakimiyeti eğitim bilimcilerin Batıda yaptığı araştırmalarda bir aydın olmanın ölçülerinden biri sayılmaktadır: Çok kelime bilmek bunları incelikleriyle kıvrak bir üslupla kullanabilmek. Dilbilimcilerden Witgenstein, "Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır" derken bu düşüncemize bir başka tarzda söylüyor. Gerçekten, bir insan ne kadar kelime ve kavrama aşinaysa, söz dağarcığı onlarla sınırlı kalır. Kelime sayısı arttıkça, düşünce ufku da açılır, genişler, renklenir. Bakış tarzı zenginleşir. Analitik düşünülür, nüanslara girilir, ince kelime oyunları yapılır, zeka kıvrak nüktelerle yeni değerlendirme imkanları arar ve bulur. Tanpınar, en az bin yıllık yazı geleneğinden günümüze ulaşan Türkçenin yaşayan kelimeleri kadar tarihi kelimeleri hiçbir komplekse kapılmadan tam bir güven hissiyle kullandığı gibi, doğu ve batı dillerinin kendine lüzumlu kelimeleri de rahatlıkla üslubuna sindirmekte, mana için hangi kelime ve kavramlara aşina ise onlara başvurmaktadır. Tanpınar bunu yaparken cümle yapılarından taviz vermemekte, sağlam bir dil şuuruyla hareket etmektedir. Dil eğitiminde kelime öğretirken, söz varlığını geliştirici çalışmalara ihtiyaç vardır. Kelime ve kelime grupları metinlerle verilir, anlamı bilinmeyen kelimeler tanıtılır, tahminler yaptırılır, cümleler kurdurulur. Ancak bu kelimelerin önceden çok sayıda örneklerle anlam çalışmalarıyla yaş ve seviyelere göre kazandırılmış olması şarttır. Kelime serveti, söz dağarcığı sınırlı olan öğrenci veya talip, hangi cümlelerle hangi üslubu bulacaktır? Hangi yaş ve seviyedekilere ne kadar zamanda kaç yeni kelime öğretilmeli ve her yaşın kelime serveti ne olmalı, eğitim bilimciler bunun için araştırmalarında çeşitli sayılar veriyorlar. Çocuk dili dönmeye başladığı iki yaşında itibaren bin kelimeden başlayarak her yıl bin kelime veya mana ilavesiyle kırkına geldiğinde rahatlıkla 40 bin kelimelik / manalık bir lügate sahip olabilir, bunlarla konuşup yazabilir, bunların ötesinde de okuyup dinlediğinde anlayabilir düşüncesi yaygındır. Kelimelerin eserlerdeki yaygınlık nispeti ve sırası ile sıklık sayıları, dil eğitiminde dikkate alınan hususlardır. Bir bilim adamının ihtisas üslubunun gerektirdiği manevra alanı dar kelime kavramlar kadar, şair, denemeci, hikaye ve roman yazarı olarak kendini bulduğu sayfalarda istediği kelimelerle serazat bir halde at koşturması Tanpınar'a yakışmaktadır. Yazarımız kendine kelime ambargosu koymamakta ancak bu dil hürriyetini engin bir kültür ve tecrübe beslemektedir. Netice olarak şu sorulara yazarlar, şairler çapında cevap aramalıyız: Kelime hazinesi yetişmekte olan nesillerde niçin gitgide daralmaktadır? Eğitimde kelime sayım ve tasniflerinin öğretici bir kaynak malzeme rolü olamaz mı? Tek tek kelimelerdeki, kelime gruplarındaki ve kelimeler arasındaki nüans ve incelikler niçin kaybolmaktadır, telafisi, metinlerle yeni kelimeler kazandırılarak nasıl mümkün olabilir? Edebi, fikri, felsefi kavramlar azalır, kullanılamaz ve anlaşılamaz hale gelirse insani ve milli seviye de düşmez mi? Tanpınar nasıl ve kimler tarafından yetiştirilmişti ki 20. asrın en zengin lügatine sahip oldu ve eserleriyle niçin hep gündemdedir? Düşünülmelidir.