Ben bu aralar pek bir tatil havasındayım. Sürekli gidebileceğim tatil beldeleri ve oteller üzerinde araştırma yapıyorum. Dün gece bir tanesine takılı kaldım. Hani derler ya bir ses, bir cümle ya da bir müzik insanın hatıralarını canlandırır diye...Otelin tanıtımında kullandıkları müzik beni Avusturya´nın Salzburg şehrine götürdü.
Salzburg şehrine gezmeye gittiğinizde dikkatinizi ilk çekecek olan orta Avrupa´ nın en geniş, bozulmamış ve fantastik bir görünüme sahip Hohensalzburg Şato´ su olacaktır. Şehir Şövalyeler zamanında buradan yönetiliyormuş. Şatoya ulaşmak için kullanılan araç mini bir trene benzetilebilir. Yukarıya ulaştığınızda şehrin panoramik görüntüsü sizi büyüleyecektir.
Şato günümüzde Müze olarak kullanılıyor. Çevresinde restoran ve cafeler var. Açık olan küçük bir bölümde birçok animasyon sanatçısına rastlayabilir hatta kukla bile oynatabilirsiniz. Şehrin merkezine indiğinizde benim gibi alışveriş ve gezme meraklılarının çok ilgisini çekecek bir caddesi de var. ´´Getreidegasse´´ yüksek ve dar evleri, romantik avluları ile Salzburg´un en çekici ve en fazla ziyaret edilen alışveriş caddesi.
Orayı çok önemli kılan başka bir nedeni daha var: Dünyaca ünlü piyanist Wolfgang Amadeus Mozart´ın doğduğu evin burada olması... Mozart 27 Ocak 1756 yılında müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Babası Leopold Mozart, Salzburg Başpiskoposluğu Saray orkestrasında Kemancıydı. Wolfgang Amadeus Mozart daha üç yaşındayken sekiz yaşındaki ablasının çaldığı klavsen parçaları ezberlemişti. Altı yaşına geldiğinde ise kraliyet ailelerine konser vermeye başlamıştı. Daha henüz okumaya başlamadan notalarla müzik yazabiliyordu. Dahi çocuk 14 yaşına geldiğinde ise ´´Lucia Silla´´ adında ilk opera eserini yazdı.
´´Wolfie´´ lakabını uygun görmüşlerdi onun için. Ömrünün çoğunu Avrupa´ da konser vererek geçirdi. Üç buçuk yıl süren son Avrupa turnesinde Londra´da ünlü İtalyan çellocu Giovanni Battista Cirri ile aynı sahneyi paylaştı. Konserleri için Münih, Prag, Mannheim, Paris gibi ülkeleri gezerken birçok müzisyenle tanışıp onların eserlerini öğrenmiş oldu.
1777 yılında çıktığı Avrupa turunda Mozart ilk aşkı olan Aloysia Weber ile tanıştı. Fakat Wolfie işine o kadar aşıktı ki Weber ondan beklediği ilgiyi göremeyince terk etmek zorunda kaldı. Turne bittiğinde Mozart Avusturya´ ya geri döndü ve müziğini geliştirmek için Viyana´ ya yerleşti.
Türklerin Avrupa´da hayranlık uyandırdığı yıllarda, Mozart Mehter Marşında kullanılan ritimlere hayran kalmış ve onlardan esinlenerek ´´RondaAlla Turca´´ marşını bestelemiştir. Bu eser halen Türkiye Cumhuriyetinde tüm özel davetlerin yanı sıra ülke tanıtımlarında da kullanılmakta... Mozart´ ın hayatının yazıldığı kaynaklarda verilen tarihler birbirini tutmadığı için tarihçiler tarafından eleştirilere sebep olmaktadır.
Wolfie, babasının isteği üzerine ilk aşkı olan Aloysia´ nın kız kardeşi Constanze Weber ile evlenir. Evliliklerinden altı çocuğu olur, maalesef sadece Karl Thomas ve Franz Xaver hayatta kalır. Parlak bir kariyeri olmasına rağmen o sadece müziğine yoğunlaşarak maddi durumunu düzeltmedi. Gittiği şehirlerde hanlarda barındı, gün geldi yiyeceksiz kaldı, kar ve yağmurda atlı yolcu arabalarında üşüyerek uyudu. Bünyesi zayıf düştü ve hastalandı. Buna rağmen para kazanmayı yine tercih etmemişti. Onun için hayatının anlamı yaptığı müzikleriydi.
Wolfie, 35 yaşında bizlere bıraktığı 600´ den fazla eserle, (5 Aralık 1791) Viyana´da yaşamını yitirdi. Cenazesi fakir cenazeler için uygulanan biçimde kaldırıldı. Cenaze günü yoğun yağmur yağışı nedeniyle törene kimse katılmadı ve acele ile dilenciler için ayrılan bir mezara gömüldü. Mezarın yeri şuan bulunamıyor. Bu kadar güzel ve parlak bir kariyere sahip değerli piyanistin mezarının bulunamaması çok acı bir durum.
Constanze Weber Mozartın ölümünden tam 18 yıl sonra tekrar evlendi ve yeni kocasına Mozart hakkında bir kitap yazması için yardım etti. Günümüzde, Mozart´ın müziğinin epilepsi hastalığına iyi geldiğini, ineklerde süt üretiminin arttırdığına ve doğmamış bebeklerde zekâ seviyesini arttırdığı düşünülüyor. Bu arada solak piyanistimizin bir hayvansever olduğunu da unutmayalım.
ElifCe
NOT: Avusturya´ya yolu düşenlere tavsiyemdir Mozart´a ithafen yaptıkları "Mozartkugel" adında ki çikolataları muhakkak tadın. Tadı damağınız da kalacak benden söylemesi...