SOFYA´DA İLK GÜN

Orta Asya´dan, Uzakdoğu´dan, Avrupa´dan Turan soyluların akın ettiği Hun Türk Kurultayı´na sayılı günler kala delegeler ve Turan gönüllüleri yola koyulmaya başladı.  Türk dünyasının kalbinin atacağı Hun Türk Kurultayı için Tekirdağ´dan dört arkadaş büyük bir heyecan ile yola koyulduk. Kurultay öncesi Osmanlı devletine 500 yıla yakın vilayetlik yapmış Bulgaristan´ın Başkenti Sofya ilk durağımız oldu. Ancak bir günlük konaklama imkânı yakaladığımız yeşil Sofya´da Osmanlıya ait tarihi yapı göremedim. Halbuki Türk basınından en son Bulgar Kilisesinin Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından restore edilip ibadete açıldığını okumuştum. Sofya´da tarihi yapılarımız var mıdır bilemiyorum, 500 yıl Osmanlı himayesinde kalan bir bölgede mutlaka olur düşüncesindeyim. Her neyse bu faslı geçiyorum. Sofya gördüğüm kadarıyla tam bir Avrupa şehri. Nüfusu 1.5 milyon civarında, Asya ile Avrupa´nın geçiş güzergâhında olduğu için turistlerin uğrak noktası haline gelmiş. Şehirleşme bakımından imara saygılı komünist döneminden kalma yapılar, geniş cadde ve sokaklar yeni ve eski yapıların harmanlandığı hoş bir başkent olduğunu söyleyebilirim. Ortodoks Mezhebine ait dev kilise ve katedralleri şehrin göbeğinde ilk göze çarpanlar arasında. Bizim istiklal caddesine benzer bir cadde gece gündüz oldukça hareketli. Sağlı sollu restoran ve kafelerde yemeğinizi yiyebilir, kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Yarın Osmanlı´ya uzun yıllar vilayet olmuş Sırbistan´ın başkenti Belgrat´ta olacağız. Tuna nehrinin kıvrımlarını özlemle, hasretle Belgrat Kalesinden izleyeceğiz. Yol arkadaşlarım Özkan Dikmen, Eralp Günay ve kadim dostum Erim Onan ile Rumeli Diyarında atalarımızın at koşturduğu topraklarda biraz buruk ama umutlu bir şekilde dolaşacağız. Çarşamba Günü kısmetse Macaristan´da olacağız. Zamanım el verdikçe duygularımı buradan aktarmaya devam edeceğim. Şimdilik kalın sağlıcakla Rumeli Diyarından kucak dolusu selam ve dua ile.