SAKARYA´DAN KERKÜK´E
13 Eylül Sakarya Meydan Savaşının yıldönümüydü. Bu muhasara yüz kilometrelik bir cephe üzerinde, 22 gün 22 gece süren, tarihe en uzun meydan muhaberesi olarak geçen, bir vatan savunmasıdır. Şehitlerimizin ve gazilerimizin ruhları şad olsun rahmetle anıyoruz.
Mustafa Kemal önderliğindeki Türk Milleti yaklaşık 100 yıl önce Anadolu´da emperyalistlere karşı, Türk Milli Mücadelesini başlatmış ve başarıya ulaştırmıştır. O dönemde dünya nüfusunun üçte ikisi emperyalizmin pençesi altında sömürgedir. İşte o günlerde Türk Milli mücadelesi emperyalizme hiçbir zaman unutamayacakları bir darbe indirmiştir. Mustafa Kemal, "Türkiye´nin bugünkü mücadelesi, yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye, büyük ve mühim bir gayret sarf ediyor. Çünkü Efendiler bu saldırlar Anadolu´ya yöneltilmiş ve ayrılmış değildir. Bu saldırıların genel hedefi bütün doğudur. Anadolu her türlü sarkıntılara, saldırılara karşı bütün varlığıyla kendini savunmaktadır. Anadolu bu savunmasıyla yalnız kendi yaşamına ait görevi ifa etmiyor, bütün doğuya yönelik saldırılar mutlaka kırılacak son bulacaktır. İşte ancak o zaman Batıda, bütün cihanda gerçek sükûn, gerçek refah ve insaniyet hüküm sürecektir.? diyerek Türk Milletinin emperyalizmle olan mücadelesini haykırmaktadır.
Son yıllarda yaşadığımız olaylara baktığımızda bir asır önce yaşananlara benzer durumlar söz konusudur. Emperyalizm tükenen kaynaklarına karşı yeni kaynaklar bulmak ve sömürmek için dünyayı yeniden tasarımlamak istiyor. Büyük Ortadoğu Projesi olarak takdim edilen bu zulümle, 22 ülkenin sınırlarının değiştirileceği dünya kamuoyuna ilan edildi. Proje uygulamaya konduğundan beri milyonlarca insanı yerinden yurdundan etti ortalığı kan gölüne çevirdi. Artık her şey açık aleni olarak dile getiriliyor. Projenin nihai hedeflerinden olan Kürt devleti fiili olarak Irakta kurulmuş durumda.. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, 25 Eylüldeki bağımsızlık referandumu ile etki alanına Kerkük´ü de alma peşinde? Aslında bu referandumdan farklı bir sonuç çıkacağı yok gibi. Minareyi çalan kılıfını hazırlamış zorla göç ettirilen Türkmenlerin yerine Kürtler yerleştirilerek nüfus dengesi lehlerine çevrilmiştir. Asıl hedeflenen Suriye´deki Kürt işgalindeki bölgeye haklılık payesi vermek bu oluşumu oldu bittiye getirmektir. Şimdiye kadar sesi çıkmayan İsrail, Kürtlerin İsrail dış politikasına hizmet ettiğini aleni olarak söyleye başlamış, kurulacak bir Kürt devletinin batının ve kendilerinin hayrına olacağını dile getirmiş, Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkından bahsetmiştir. Artık kartlar açılmış saflar belirlenmiştir. Milletlerin kendi kaderini belirleme hakkı allanmış pullanmış yeniden kullanılır hale getirilmiştir. Bu hak aslında uluslararası hukukun en tartışmalı konularındandır. 19. Yüzyılda emperyalizm bu hakkı paket ederek Avusturya- Macaristan, Rusya ve Türk-Osmanlı imparatorluklarını parçalamıştır. 20. Yüzyılın ortalarına kadar yaklaşık 60´a yakın milli devlet kurulmuş ve süreç tamamlanmıştır. Fakat 21 yüzyılda emperyalizm yeniden bu hakkı etnik ve dini olarak devşirmiş Avrupa´nın ortasında ki Yugoslavya´dan 7 devlet, Sovyetler Birliğinden ise 15 devlet çıkarmıştır.
Zor günler! Sadece ülkemiz değil tüm bölge ülkeleri için zor günler?.Hadi gelin yüz yıl öncesine gidelim;13 Ocak 1921 tarihinde yapılan Büyük Millet Meclisinin bir oturumunda, Atatürk Namık Kemalin bir şiirine atıf yaparak sözlerine başlıyor.
Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kare maderini.
Ve sözlerine şöyle devam ediyor: İşte ben de bu kürsüden, bu Meclisin Başkanı sıfatıyla, Heyetinizi teşkil eden bütün milletvekilleri namına ve bütün millet namına diyorum ki;
Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kare maderini.
Bu konuşma milletvekillerince coşkulu ve sürekli alkışlarla karşılandı. Atatürk konuşmasıyla, her türlü zorluklara rağmen vatanı kurtaracak gücün artık ortaya çıktığını anlatıyordu. O kuvvet birlik olmuş tek güç olmuş milletin kendisiydi.
Bölgemizde huzur ve barışın yeniden tesisi için ülke olarak üzerimize düşen görevi ve mücadeleyi milli beraberlik ve birlik içinde, 20. yüzyılda yaptığımızı görenler ve unutmayanlar, 21. yüzyılda da yaptığımızı göreceklerdir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın??.