PAPAZ, İMAM VE KADİR ALBAYRAK
Yurt dışında görevli bir imam namaz vakti gelince hemen yanındaki kiliseye gider ve Papaza burada namaz kılabilir miyim diye sorar.
Papaz izin verir ve İmam kilisenin müsait bir köşesinde namazını kılar. Namazı biten İmama Papaz yaklaşır ve ben de sizin camilerinizde ayin yapabilir miyim diye sorar ve İmam:
Hayır yapamazsın diye cevap verir.
Buna şaşıran Papaz: Neden? Diye sorar!
İmam: Bizler Hz. İsa´yı peygamber olarak kabul ediyoruz, Siz bizim peygamberimizi kabul etmiyorsunuz diyerek cevap verir.
Bu hikâyeyi sevdiğim bir dostumdan dinledikten sonra aklıma hemen Sayın Albayrak geldi. İmamın papaza attığı gol gibi bizim başkanımız da oradan buradan bol bol gol yemeye başladı. Sanatçı Emre Kınay´ ın pasını gazeteci arkadaşlar öyle bir gole çevirdiler ki buna "tarihi ikinci Büyükşehir vukuatı" demek hiç abartı olamaz.
Oysa işi dramatik kılan Sayın Albayrak´ın çaresiz savunmasıydı.
30m2 lik kulise masraf yapmak istememiş, zaman darmış falan filan...
Hâlbuki kulis dediğin yerin her tarafı masraf olsa ne olur, olmasa ne olur. Nihayetinde 2 koltuk bir klima ve parke döşeme? Tamamını böl, topla, çıkar 10 bin TL etmez.
Tribünlere oynamaya alışık bizim belediyemiz. Sen kalk koskoca futbol sahasını yap, ama futbolcunun soyunma odasını, tuvaletini, banyosunu yapma! Tribünlere oynamak tam da bunun gibi bir şey. Aslında bizler tribünlere de razıyız da onu da ellerine yüzlerine buluyorlar. Vallahi Başkanımızın başına gelen ile bahtsız bedevinin başına gelenler arasında ciddi bir ilişki var.
Biz yine Papaza dönelim: Papaz ne söylerse söylesin İmam papazı önce imana davet ediyor doğal olarak. Tanı beni tanıyayım seni...