PADİŞAH-MADİŞAH!
Kahveler milli kültürümüzün vazgeçilmez unsurlarındandır. Burada yapılan sohbetlerin tadı bir başka! Bir gün Muratlı Caddesinde Şadırvan kahvesindeyiz. İsmet Destereci, İsmet Coşkun, Hüseyin Ateş, Mehmet Dalkıran, Engin Gökmen ve Hasan Yazıcı ağabeylerimizle sosyo- kültürel sohbetlerin içine düştük.
Yılların tecrübeli Bağcı İsmet Coşkun ağabey; belediye tarafından denetim mekanizması yeterince sağlanamadığından dolayı yapılan kanalizasyon çalışmalarının ve normalleştirilmeyen yolların ciddi şekilde halkı ve bölge esnafını zora soktuğundan dem vurarak ortaya şöyle bir hikaye anlattı.
Padişah baş şaklabanına sorar:
-Sen bazen "elbise"- "melbise" diyorsun, "ev"- "mev" diyorsun... Hadi "elbiseyi" anladık "melbise" nedir? "Evi" anladık "mev" nedir?
Şaklaban:
-Haşmetlim," elbise" sizin giydiğiniz allı pullu gösterişli kaftanlar, "melbise" ise biz fakirlerin giydiği yamalı urbalar? "Ev" sizin varaklarla süslenmiş, elmaslarla donatılmış sarayınız, "mev" ise biz fakirlerin kerpiçten barındığı derme çatma barınaklardır; der.
-"Padişah", Sen ara sıra "padişah" -"madişah" da diyorsun; bu nedir?
Şaklaban:
-Efendim, "Padişah" sizin babanızdır, "madişah" da siz oluyorsunuz.
Hikaye bu efendim, anlayana kıssadan hisse!
***
Tekirdağlı artık geziyor, görüyor kıyas yapıyor. Türkiye´nin en ücra köşelerinde bile 59 plaka görmeniz mümkündür. Hal böyle olunca kıyaslamalar ve isyanlar da sosyal medyadan ve dost meclislerinde sık sık yapılmaktadır.
Gerçekten Tekirdağ içler acısı bir yer, bahtı kapalı, kısmeti olmayan bir kent! Cumhuriyet döneminden bu yana bir vicdan sahibi gelip şu memleketi idare etmemiş. Yeni çarşı merkezleri, yeni 25 metrelik caddeler açmamış. Köy doğmuş köy kalmış.
Bugün yapılan uygulamalar bundan farklı değil. 2006 yılında Ahmet Aygün döneminde doğalgaz çalışması olarak başlayan kazılar 2015 yılında kanalizasyon çalışmaları adıyla hala devam etmekte? Neredeyse, 10. yılını tamamlamak üzereyiz.
Tekirdağlıların çektiğini bir burada yaşayanlar bilir, bir de Aziz Allah! Bütün yollar delik deşik, her yer toz toprak, kaldırımlar rezalet, ne şehrin girişinde ne de çıkışında güzellik, estetik namına herhangi bir çalışma yok! Ekonomiyi canlandıracak bir hamle yok! Dahası bir toptancı halimiz bile yok! Hepsinden vazgeçtim bari şehir içi tuvaletlerimiz olaydı.
Üretici malını satamamakta, satan da birilerin tezgâhına düşüp gitmekte? Patlayan çekler-senetler... İflas eden esnaflar, dükkânlarını kapatanlar? Siz önce esnafı canlandırın, formüller bulun; iyice alay konusu olduk.
Süleymanpaşa Belediyesi Esnafın üzerine kâbus gibi çökmüş nefes aldırmıyor. İmara aykırı işyerleri bir-bir tespit ediliyor ve gereği neyse yapılıyor. Buradan Süleymanpaşa Belediyesine ihbarda bulunuyorum. Önce kaçak olan şu Büyükşehir Belediyesini ve tapuda yeri izi belli olmayan sahil yapılaşmasını önleyin. İlgili kurumlar Tekirdağ binalarının yüzde 60´ nın kaçak olduğunu söylüyor. Esnafın zaten canı burnunda ve uzatmalarda? Bu yetmiyormuş gibi bir de enselerinde boza pişiriyorsunuz.
Tekirdağ Büyükşehir´de ilişkiler o kadar laçkalaşmış ki, amir memur ilişkisi yukarıda anlatılan hikâyeye benzemiş. Şimdi sormak lazım: Sayın gelip geçen belediye başkanlarına:
Sizler başkan mısınız, maşkan mısınız?
Etrafınız, bürolarınız tıka basa personel dolu, ama bir eksiğiniz var: Şaklaban! Bu stresler içinde iken sizlere harbiden birer şaklaban gerekiyor.
Bizler mi? Biz halk olarak zaten kayış attık!