MEDENİ KANUNUN DOKSAN BİRİNCİ YILI VE GELDİĞİMİZ NOKTA!

Bazen düşünüyorum taşınıyorum işin içinden bir türlü çıkamıyorum. Bu yüzden uykularımın kaçtığı uyuyabilmek için koyun sayarak sabaha ulaştığım zor geceleri çok gördüm... Dünya ve ülkemiz nüfusunun yarısı kadın iken ve her türlü eşit yurttaşlık hakkına sahip iken, Neden ikinci sınıf hatta yer yer üçüncü ve dördüncü sınıf insan muamelesine tabi tutulur diye çok merak ediyorum kadınlar ülkemizde? Hele hele batı dediğimiz, kendisine medeni diyen demokrasinin beşiği biziz diyen ülkelerden daha önce Türk medeni kanunun kabulünün üzerinden tam 91 yıl geçmesine rağmen..... Dile ne kadar kolay geliyor söylemesi ve yazması değil mi? Ne var ki şunun şurasında 91 yıl ne ki der gibi! Anayasa ile eşit statü hakkı kazanan Türk kadınları, aradan doksan bir yıl geçmesine rağmen neden bu kadar çok şiddete tacize ve insanlık dışı kötü muameleye maruz kalmışlardır akıl sır alacak gibi değildir... Ve suç oranında neden en ön sıralarda yer alır diye kendime sorduğum çok olmuştur.   Hala kirli bir zihniyetin kalıntılarını savunan ve keşke "yunan kurtuluş savaşını kazansaydı da halifelik kalkmasaydı" diyebilecek düşünceye sahip kişiler hiçte azımsanacak bir boyutta değiller ve İşin tuhafı bu düşünceyi savunan kadınlarımız da yok değil! Üstelik bu düşünceyi taşırken Türkiye Cumhuriyetinin her türlü nimetlerinden de yararlanıyorlar hala. İnanın yüzleri bile kızarmıyor bu kirli düşüncelerini dillendirirlerken. Sosyal medyayı sık kullananlar bu çürümüş zihniyet sahiplerinin yorumları ve paylaşımları ile sık sık karşılaşırlar. Ama şu fikrimi hemen belirteyim. Sosyal medyada hiç kimsenin kimseye hakaret etme hakkı yoktur ve bu tür içerikli paylaşımlar külliyen yanlıştır. Kim olursa olsun en şiddetli şekilde cezalandırılmalıdır. Bu tür kişilik haklarına yapılan saldırıların fikir düşünce ve inanç özgürlüğü ile yakından uzaktan bir ilgisi yoktur. Bu kadar karamsar düşüncenin arkasından şunu da mutlulukla belirteyim, Allahtan ülke nüfusunun çok büyük bir oranı hem Atatürk´ün hem Cumhuriyetin kazanımlarının kıymetini bilecek derecede bilgili ve aklıselim düşünüyor çok şükür. Tekrar konumuza dönecek olursak, Bir güne şükrederek uyanırken, sabahın ilk ışıkları ile hangi tv kanalını açarsanız açın, mutlaka ama mutlaka kadına şiddet taciz ve bir kadının katledildiği haberi mutlaka  duyarsınız... İşte daha sabahın ilk ışıkları ile birlikte yeni güne huzurlu ve mutlu başlama hayalleriniz bir anda yerini karamsarlığa bırakır gün içinde giderek. Farkında olarak ya da olmayarak yüzünüzde acı bir hal oluşur ne hevesiniz kalır nede neşeniz... Bu konunun altında yatan sebepleri sosyo -ekonomik ve diğer unsurlarda ararken bir bilinmezin içinde kaybolur olur gidersiniz... Her gününüzün harap olduğuna mı yoksa çözümsüzlüğe mi yanarsınız belli değildir. Ve sadece halinize şükredersiniz, sevdiklerinizin başına böyle haller gelmediği için sevinirsiniz. Tek teselliniz bu olur ama... Ya ÖTESİ... (Birgülce)