delege/üyevekili /ikinci seçmen/müntehib-i sani

26 Ağustos 2020 tarihli yazımda, Muharrem İnce'nin "1000 Gün Hareketi"ne değinmiş, liderlik konusunu objektif bir şekilde ele almaya çalışmıştım (1). Bazı arkadaşlarım, haklı olarak, yazıda bahsettiğim liderlik testinin ne kadar güvenilir olduğunu sordular. Liderlik üzerine, belli bir ücret karşılığı yapılan, çeşitli testler var (2). Yazımda bahsettiğim test ücretsiz. İlgilenen okurlar, testi, bilinen iyi ve kötü liderlere uygulayıp, buldukları puanları bana gönderirse, testin, COVİD-19 testleri gibi, ne kadar hassas (sensitive) ve ne kadar özgül (specific) olduğunu hesaplayabilirim. KPSS gibi, genel bir PSS (Politikacı Seçme Sınavı), olsa yararlı olur diye düşünüyorum. 2019 yerel seçimlerinde, belediye meclis aday adayları için böyle bir test hazırlamıştım. Ama ilçe başkanı "bunu uygularsak bizi tefe koyarlar" diyerek konuyu kapattı. *** Bu yazıda, parti içi demokrasi ve delege sisteminden bahsedeceğim. ANAKRONİK BİR RÜYA Cumhuriyet Halk Partisinin 36. Kurultayı... Düzeyli, esprilerle dolu konuşmaların ardından, delegeler özgürce, Genel Başkan aday adaylarına, destek imzalarını veriyorlar. Mustafa Balbay ve Umut Oran, Muharrem İnce'yi desteklediklerini söyleyerek, adaylıktan çekiliyorlar. Kılıçdaroğlu ve İnce arasında geçen yarışta, Muharrem İnce galip geliyor. Teşekkür konuşması için kürsüye çıkan İnce, bundan sonra en önemli hedefin, Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu söylüyor. Örgüt de, genel başkanın Cumhurbaşkanı adaylığını sevinçle karşılayarak, canla başla çalışmaya başlıyor. Fakat Muharrem İnce, aynı yıl yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini, az bir oy farkıyla kaybediyor. İnce, batılı sosyal demokratlar gibi, uygar ve adına yakışan bir davranışla, CHP'nin oylarını % 49'a yükseltmiş olmasına rağmen, yenilginin sorumluluğunu üstlenerek, Genel Başkanlıktan istifa ediyor. Bir ay sonra Genel Başkan seçimi için yapılan olağanüstü kurultayda, dört aday arasından genç bir üye ipi göğüslüyor. Yeni genel başkan, iş dünyasında başarılı, partinin içinde yetişmiş, uluslararası kuruluşlarda görev almış, düşünce üreten, yenilikçi, umut veren bir arkadaş. Bu umutla orantılı olarak, partide büyük bir heyecan doğuyor ve yeni tüzük çalışmalarına girişiliyor. 2019 kongre takviminde, birçok yenilik uygulamaya konuyor. Çarşaf listeyle yapılan, adil ve demokratik seçimlerle, her seviyede parti organına seçilenler, bütün üyelerce, memnuniyetle kabul görüyor, partililer de ilk defa kendilerini önemli ve değerli hissediyorlar. 2023 yılı hedefi için 37.Kurultayda (veya olası bir erken seçim için) umut veren bir yol haritası çiziliyor. Herkes, büyük bir coşkuyla başarmaya odaklanıyor. *** Her nasılsa rüyamda hiç kavga, gürültü, patırtı çıkmadı. Gerçek yaşamda neden böyle olmuyor? *** Bir siyasi partinin en önemli sermayesi üyeleridir. CHP'de yetenekli insanların ortaya çıkmasını zorlaştıran, ortaya çıkanları da kaçıran bu kısırlık, maalesef parti içi demokrasi eksikliğinden kaynaklanıyor. Sorun, parti içi demokrasinin ilk adımı olan, delege seçimlerinden başlıyor. DELEGE SİSTEMİ Partide yaşanan tıkanıklığın ve değişime karşı engellerin nedeni olarak, delege sistemini gören birçok üye, delegelik kurumunun tamamen kalkmasını istiyor. Ben delege sisteminin düzeltilebileceğine, düzeltilmiş haliyle yararlı olacağına ve üye sayısı çok olan partilerde de gerekli olduğuna inanıyorum. Delege sistemi bir "iki aşamalı" seçim yöntemidir. *** İki aşamalı seçim yöntemi, halen Amerika Birleşik devletlerinin başkan seçimlerinde uygulanıyor. 1787'de ABD Anayasası hazırlanırken, Alexander Hamilton bu yöntemi, "Vatandaşlar tarafından seçilen az sayıdaki kişinin, başkan seçimi gibi karmaşık bir iş için gereken yargılama yeteneğine sahip olması daha olasıdır" diyerek savunmuş (3). Halkın seçtiği "ikinci seçmenlerin", bağımsız olacağı, aklını ve vicdanını dinleyeceği, bilgi kaynaklarına daha kolay ulaşacağı, herhangi bir hileye izin vermeksizin, adaylardan en iyi olanı Başkan seçeceği; ayrıca Başkan'ın parlamentodan ayrı bir "seçiciler kurulu" tarafından seçilmesinin, kuvvetler ayrılığı ilkesine daha uygun olacağı düşünülmüş. *** Bizim delege sisteminin, temel sorunu burada. Delegelerin bağımsız karar veren, kendi aklını kullanan kişiler olduğuna dair güvensizlik var. *** Sistemi düzeltmek için delege seçimine, bazı kurallar getirilebilir: --Bir üye kendi iradesiyle, başkan adayının listeye ismini yazmasını beklemeden, BAĞIMSIZ delege adayı olmalı ve hiç bir başkan adayına, en başından angaje olmamalı. --Parti Okulunun "Delegelik" eğitiminden geçmiş, en az 5 yıllık "aktif" üye olmalı, belediye ile herhangi bir iş bağlantısı olmamalı. --Her 25 üyeye bir delege hesabıyla, 6 kişinin delege seçileceği sandıklarda, puan verilerek, çarşaf listeyle seçilmeli. Seçim sistemlerinde, her sandık veya bölgede seçilen kişilerin 6 ile sınırlanmasının, en adil temsil olanağı verdiği, matematiksel olarak gösterilmiş (4). --ÜÇ-DÖRT üyenin tartışarak, beraberce BİR oy pusulası doldurması sağlanmalı. Bu yöntemin de, en doğru sonuçları verdiği deneysel olarak gösterilmiş (5). --Delege, seçildiği dönem içerisinde, danışma toplantılarına, "delege meclisi"ne katılmalı, yönetimle üyeler arasında köprü görevinde bulunarak, bu görevini partide ilerlemenin ilk basamağı olarak görmeli ve onu seçen üyeleri temsil ettiğini düşünerek de bir sorumluluk duymalı. Delegeliğin bir temsil görevi olduğunu vurgulamak için "delege" sözcüğü yerine "üyevekili" sözcüğü öneriyorum. --Delege listeleri seçimden bir hafta önce açıklanarak, adaylara sandık bölgelerinde kendilerini tanıtma olanağı sağlanmalı. *** Umarım, bu gibi öneriler, bir gün tüzükte yerini alır. Eğer doğru insanları seçmede başarılı olursak, ilk düğmesi doğru iliklenen gömlek gibi, ilerisi de doğru gelir. TABİP ODASI SEÇİMİ Birkaç hafta önce Tekirdağ Tabip Odası seçimi yapıldı. Çoğunu tanımadığım, toplam 44 kişilik iki liste vardı. Bu listelerden karma bir liste yapmaya çalıştım. Tanıdığım bir kaç arkadaşın yanına, sayıyı 22'ye tamamlamak için, yalnızca isimlerine bakarak, kadın hekimleri yazdım. Böyle eğitimli bir grupta bile, seçim körlemesine yapılıyorsa, politik seçimlerde kim bilir neler oluyordur? *** Bu konuda oğlumun liseden arkadaşı, Tan Fırat Yılmaz'ın aşağıda linkini verdiğim, "Türkiye'de Seçmen Kimdir?" başlıklı konuşmasını izleyebilirsiniz (6) *** "İnsan sahip olduklarının toplamı değil, henüz gerçekleştiremediklerinin toplamıdır." J.P.Sartre *** (1) http://59haber.com/kose-yazilari/igne_chpye_cuvaldiz_muharreme-6719.html (2)5 tests https://www.doseofleadership.com/top-5-leadership-personality-tests/ (3) ABD Seçiciler kurulu https://en.wikipedia.org/wiki/United_States_Electoral_College#:~:text=Hamilton%20explained%20the%20election%20was,the%20principles%20of%20republican%20government. (4)Adil Seçim Sistemi Var Mı? https://www.tekirdagnethaber.com/secim-sistemi-var-mi-269/ (5)Grup kararı https://www.ted.com/talks/mariano_sigman_and_dan_ariely_how_can_groups_make_good_decisions?utm_campaign=tedspread&utm_medium=referral&utm_source=tedcomshare (6)Türkiye'de Seçmen Kimdir? https://youtu.be/QdvtDZ9mUIU (6)Türkiye'de Seçmen Kimdir? https://youtu.be/QdvtDZ9mUIU