HÜSEYİN CAVİT VE NİHAL ATSIZ
İki idealist insan ve hayatımızda iz bırakan insan, Hüseyin Cavit, Hüseyin Nihal Atsız. İkisinin de yüreği aynı istikamete akmakta birlik, dirlik için aşkla bağlandıkları ideallerini hayat felsefesi haline getirmiş iki güzel insan. Birinin sedası Azerbaycan´dan yükselmişti diğerinin sedası Türkiye´den?
Her iki sedanın buluşma noktası ve gürleştiği yer ?Turan Ülküsü?
Bu yolda çektikleri çile de benzeşmekte. Hüseyin Cavit ne yazık ki hayatıyla ödemiş bu ülkünün bedelini, yetmemiş kızı Turan hanım da babasının taşıdığı ülkünün bedelini hayatını yalnız yaşayarak ödemiş(!)?
Hüseyin Nihal Atsız ise tabutluk ve işkenceye maruz kalmış. Irkçılıkla suçlanmış. Bugün bile hala anlaşılma noktasında ciddi sıkıntıların olduğunu düşünmekteyiz.
Hüseyin Cavit hakkında ? Kardeş Kalemler Dergisi? özel sayısından yararlandık. Bir de Finlandiya´da yaşayan İran Türklerinden Guntay Gencalp beyefendinin hatıralarından.
Atsız; Ne güzel tarif ediyor ülkü denilen güzelliği Kızılelma makalesinde:
Bir milletin itici gücüne ? ülkü ?denir. Toplumlarda kişileri birbirine bağlayan şey, sadece kök birliği değil, çıkar ve ihtiyaç değil, bunlarla birlikte ve aynı zamanda ülküdür.
Ülküsüz toplum yerinde sayan, ülkülü topluluk yürüyen bir yığındır. Sözlük anlamı ?and? ve ?uzak hedef? demek olan ülkü, topluluğu aynı yolda yürüten bir kuvvet demektir ki; bu uğurda insanlar birbirlerine sözleşmiş gibidirler.
Türklerin ülküsü, fetihlerden sonra büyük ve üstün bir devlet kurarak bu devletin içinde bolluğa ve mutluluğa kavuşmaktır.
Ülküler için ?maddi faydası nedir??, ?uygulanabilir mi?? diye düşünmek doğru değildir. Hiçbir inanç riyazi (matematiksel) mantığa vurulmaz. Tanrı´nın varlığı da riyazi mantıkla izah edilememiştir. Fakat milyarlarca insan Ona inanmakta ve Ondan güç almaktadır. Ülküler de böyledir. Demektedir Atsız. Şiirlerine bakalım:
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık, saldırıp bir daha geri dönmemektir.
Bir başkasında:
Türk duygusu her Türkçüye bir kımızdır;
Türk ülküsü candan da aziz bayrağımızdır.
Bir başkasında ise:
Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden
Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize
Bir kemiğin arkasında saatlerce yol giden
İtler bile gülecek kimsesizliğimize
Gidiyorum; gönlümde acısı yanıkların?
Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda
Dün benimle birlikte gülen tanıdıkların
Yalnız hatırası kaldı artık yanımda.
Hüseyin Cavit de Atsız gibi kocaman bir yürek ve ülkü taşımış, aşk ve güzellik şairidir. Yirminci yy. da dünyayı saran savaşlara, katliamlara, insan facialarına, sessiz kalamıyordu. Böyle bir dönemde dili, dini, kültürü ve tarihi bir olan milletlerin birlik, beraberlik sergilemesini, fitne ve fesatlara uymaması gerektiğini söylüyordu.
H.Cavit 1916´da Anadolu harp zedelerine yardım amaçlı ? Harp ve Felaket? şiirini yazmıştır. Büyük felsefi anlam taşıyan bu şiirinde Cavit, Turan´ın büyüklüğünden, Türk´ün şanlı tarihinden, dünyayı titreten ecdatlarının kahramanlığından söz ediyordu:
Ulu şahlar, kibirli hakanlar,
Papalar, hep halifeler her gün
Diz çökerlerdi Türk´e karşı bütün.
Çünkü parlardı erlerin kılıcı,
Hepsi kartal kibiydi saldırıcı.
Hepsi bir zevq alırdı kuvvetten,
Ululugdan, müzafferiyetden,
Bunu gördükçe gomşu devletler
Memleketler, zavallı milletler
Hep boyun büktü, Türk´e yalvardı
Merhamet gördü? canı gurtardı (3.c1,52;53)
Şair bir zamanlar, Alp Arslanların Bağdat´ta halifeleri, Malazgirt´te Diojenleri, tüm Avrupa´yı korkutan Yıldırım Beyazıtların şanlı zaferlerine şahitlik etmiş Türklerin, felaket pençesindeki çaresizliğine, ? bir penahgah? (sığınacak yer) aramasına üzülüyordu. Mazlumların feryadı Cavit´i o kadar hüzünlendiriyordu ki bu durum, katliam tablosunu tasvir ederken şair:
?Ah, ölüm en büyük saadet imiş?? diyerek felakete uğrayan insanların halinin ne kadar korkunç olduğunu anlatmak istiyordu?
Cavit´e göre insanlığın, Türklüğün kurtuluşu yalnız birliktedir.
Seni gurtarsa, gurtarır birlik,
Çünkü birliktedir fakat dirlik! (3;c1,54)
Bir başka şiirinde ise:
?Ah, bilmem ki, bu Alem neresi?
Bana bir söyle, cehennem neresi?
Şu sönük kalbime ateş dilerim
Ağlamak isterken hep gülerim
Onlar, eyvah, o sefil insanlar,
Kalbi, vicdanı sönük kaplanlar!..
Bu dizeleri Savalan dağlarında ağrılarına ilaç olsun diye seslendiren Guntay Gencalp´in hatıralarından aldık´
Gerek Cavit gerekse Atsız kahramanca yaşayıp gönül dünyamıza ve irfanımıza rehber olmuş iki güzel insan. Rahmet olsun onlara. Savundukları ve uğruna hayatlarını sermaye ettikleri idealleri hala yaşıyor. Bıraktıkları eserleri hala yaşıyor. Yaşamaya da devam edecektir.