Gerçekten bu pandemi günlerinde sosyal hayatımız alt üst oldu. Bütün dünya aslında aynı kaderi yaşıyor.
Gerçekten bu pandemi günlerinde sosyal hayatımız alt üst oldu. Bütün dünya aslında aynı kaderi yaşıyor. Ne düğünlerimiz geleneklerimize göre yapılabiliyor, ne de cenaze törenlerimiz. Ne bayramlarımız göreneklerimize uygun, ne de sosyal ilişkilerimiz. Ekonomik durgunluk, esnaflarımızı bir çok iş kolunda dayanılması güç bir kriz ile baş başa bıraktı. İşsizlik devasa boyutlarda, enflasyon tırmanışta. Yani insanın içi kararıyor , dert diz boyu.
"Derdi herkes biliyor, sen neşeden haber ver ." demiş bizden önce gelenler. Demek ki insanların mutlu olma özlemi de hep var olmuş kadim zamanlardan beri. Hadi bugün öyle yapalım. Belki paylaşacağım haberler bu karamsar ortamda sizin için de mutluluk vesilesi olur. Önce hangisini yazmalıyım diye bir an düşündüm. Dedim ki sonra; gönlümüze neşe ve mutluluk esintileri bırakacaksa sıranın ne önemi var.
KKTC'de Pazar günü ikinci turu yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucunda mevcut başkan Mustafa Akıncı kaybetti. 5.Cumhurbaşkanı Ersin Tatar oldu. Akıncı kaybetmeliydi. Çünkü o tekrar kazansaydı Kıbrıs Türkleri kaybedecekti. Belki Türkiye hem Kıbrıs'taki, hem de Doğu Akdeniz'deki insiyatifini ve gücünü yitirecekti. Mustafa Akıncı ; Ada'daki askerlerimizin geri çekilmesini isteyecek, bir kısım topraklarımızın barış için Rumlara verilmesini dile getirecek kadar Anadolu'ya ve Türk'ün ruh köküne yabancılaşmış bir kişilikti. Önceki Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat gibi Annan planına "Te be yes be annem" sloganıyla sevdalı, onun gibi ,Türkiye bizim işlerimize karışmasın,biz Rum tarafıyla azınlık bile olsak federasyon oluşturup AB'ye girecek, zengin olacağız diyebilen bir zihniyetin temsilcisiydi.
Son makalemi hatırladınız mı? İnşallah Kıbrıs halkının basireti bağlanmaz da doğru bir kararla Akıncı'ya kırmızı kart göstererek onu Rum dünürünün yanına yollar temennisinde bulunmuştum. Müteşekkirim soydaşlarıma ve bugün çok mutluyum gerçekten!
Azerbaycan Türkleri bayrak açmış hedefe koşuyor. Kahpe ve kalleş, korkak ve kancık Ermeniler büyük bir bozgunla cepheden kaçarken, diğer taraftan da sivil yerleşim yerlerine,Gence, Mingecevir başta olmak üzere bazı şehirlere füzelerle saldırıyor. Şehitlerimizin kanı elbette yerde kalmayacak. Ama bütün dünya kör, sağır, sessiz. ABD, Rusya ve Fransa zalimin yanında! Tükürün vicdanına bu sahte hümanistlerin, dünyaya ölümler biçenlerin.
Tovuz milletvekili sayın Ganira Paşayeva; "Karabağ bizim Çanakkale'mizdir" diyordu dün akşam bir tv kanalında. Kurtarılan her şehir zaferin müjdesidir ve her zafer bizi tarifsiz mutluluklara kanatlandırmaktadır. Karabağ Azerbaycan'dır. Yaşa benim halkım. Yaşasın Azerbaycan!
Karadeniz'de yeni hidrokarbon kaynaklarının bulunması da yarınlarımız için bir başka mutluluk haberi. Ulaştığımız tahmini toplam rezerv 400 milyar metreküp. Neredeyse tamamen dışa bağımlı olduğumuz enerji sektöründe bu keşifler çok önemli. Türkiye bu alana yatırımda gerçekten çok geç kaldı. Petrol ve doğalgaz denizinin üstünde yaşayan bir ülkenin yıllarca bu zenginliklerden mahrum yaşaması ne kadar düşündürücü ise, bugün ulaştığımız sondajlar da bir o kadar mutluluk vericidir. İnşallah doğalgaz en kısa zamanda halkımızın kullanımına hazır hale getirilir.
Bakın dostlar, maliyet, rezerv ve kalite analizini elbette uzmanlar yapacaktır. Beni asıl sevindiren, bu sondajların tamamen kendi imkanlarımızla ve kendi elemanlarımızla yapılıyor olmasıdır. Karadeniz'de bırakın üretimi, sondajların bile çok zor ve maliyetli olduğunu söylüyor yetkililer. Bir şey daha öğrendim ben. Karadeniz gibi derin deniz sondajı yapabilecek gelişmiş arama ve sondaj gemilerine Rusya'nın bile sahip olmadığı doğruysa sizin de sevinciniz ve mutluluğunuz ikiye katlanmaz mı?
Fenerbahçe'm bu akşam deplasmanda kazandı. Göztepe'yi 3-2 yendi. Mutluluğumuz katmerlendi. Bu takıma karşı düzenlenen komploları , Fetö kumpaslarını artık cümle alem biliyor. Bunlar mahkeme kararlarıyla da belgelendi. Bu takımın otobüsü kurşunlandı , takım komple yok edilmek istendi. İnlerindeki teröristler bile bulunurken, henüz bu saldırganlar yakalanamadı. "Bırakın Fenerbahçe'yi, Türkiye elden gidiyor." çığlığı attı Başkan Aziz Yıldırım. Direndi bu takım yıllarca. Ama yoruldu. En iyi oyuncularını satmak zorunda kaldı. Şampiyonluklara hasret kaldı. Tüm taraftarlar stadyumları, ekranları boynu bükük ,hatta göz yaşlarıyla terketti. Takım ancak bu yıl, yeni yeni toparlanmaya çalışıyor. Kazanır kaybeder, şampiyon olur veya küme düşer. Hiç önemli değil. Yiğit düştüğü yerden kalkar. Fenerbahçe bu aziz Cumhuriyetin temel taşlarından biridir.
Fenerbahçe tarifi imkansız bir aşktır. Bu sevda bitmez. Beni asıl mutlu eden ; her türlü engele ve çelmeye rağmen sahaya yansıtmaya başladığı mücadele hırsı ve kazanma arzusudur. Daha çok erken ama sezon sonunda bir de şampiyonluk gelirse değmeyin keyfimize. Dostlar hoşça kalın.
------Ahmet Acaroğlu---------