İnsanların eleştirilmekten ne kadar korktuğunu gördüğüm, yaptıkları hataların yüzüne vurulmasından ne kadar hazetmediklerini öğrendiğimde yazı yazmaktan vazgeçmiştim. Bu sebeple bir aya yakın bir süredir yazmıyorum. İnsanoğlu gerçekleri yüzüne vurulduğunda gözü döner ve karşındakine engel olmaya kalkarmış.Tecrübe edinmiş oldum. Bunu yapınca da sanırım yaptıklarını yapmamış oluyorlar akılları sıra...
Fakat sonradan fark ettim ki aslında ben de aynı hatayı yapıyorum. Eleştirilmekten aciz kişilerin benim önüme ket koymaya kalkmasına göz yumup yazmaktan vezgeçmek beni onlarla bir kefeye koymaktı.Yanıldığımı geç olmadan fark ettim. Çünkü ben eleştirilmekten hiç korkmadım. Korkmuyorum da. Ama benim istediğim yanlışımın mertçe yüzüme söylenmesiydi. Bir telefon ya da sosyal medyadan bir iki cümleye bakardı çokta zamanınızı almazdım üstelik...
Bilmenizi isterim ki vazgeçmeyip devam ediyorum. Sizlerin ellerinizi ovuşturup nasıl da engel olduk artık yazamıyor diye kıs kıs gülmelerinize de son veriyorum şuan. O yüksek egolarınızı daha fazla şişirmeye niyetim yok. Kirli düşüncelerinizi, tavan yapmış egolarınızı çekin biz gençlerin, siyasetin, hayatlarımızın ve çevremizin üzerinden... Yolumuza setler inşa etmek yerine yol açın da bırakın temizleyelim sizin bıraktıklarınızı...
Her yönden pisliğe battık ülke olarak... Siyaseten, dinen,hukuken, ahlaken dört bir yandan battık boğuluyoruz. Görmüyo mu gözleriniz?
Dün Dünya Kız Çocukları günüydü. Herkes sosyal medyadan kızlarıyla fotoğraflar paylaşmış ne hoş değil mi?
Öte yandan dün birkaç cesur yerel basının alt haber yaptığı kimsenin kaale almadığı bir (burada inanın nasıl bir tabir kullanmam gerektiğini bilmiyorum ne desem az kalıyor) yazı geçti çoğunuzun haberi bile yok!!!
Haber şu şekilde:
Yaklaşık bir ay önce İstanbul´da bir aile trafik kazasına karışmış, anne baba hastanede ağır yaralı. Fakat küçük kız çocukları Aleyna G. yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştır. 17-18 gün önce kızın akrabaları ve belediye defin işlemlerini üstlenir.
Buraya kadar herşey normal geldi sizlere değil mi? Hatta bir kaçınız kızcağızın küçük yaşta hayatını kaybetmesine, ailesinin hastaneden çıkamayıp cenazeye katılamamasına çok üzüldünüz. Ama olay bu değil Maalesef... Haber bundan ibaret hiç değil...
Devamında olanı yazıyorum şimdi sizlere, nutkum tutularak, ellerim titreyerek ve ağlayarak...
Hastanenin morgundan alınıp cenaze aracına yerleştirilen minik kızın cesedine belediyenin cenaze aracını kullanan şoförü yanlış yola sapıp (kendi ifadesi tam olarak bu şekilde ?yanlış yola sapıp şeytana uydum?) tecavüz eder. Üstelik bunu videoya alıp kaydeder. Kimsenin ruhu bile duymaz...
Ta kii o sıfatsız çektiği videoyu bilmem ne internet sitesinde paylaşıp bir de bunu utanmadan marifet sayıp arkadaşına göstermesiyle olay patlak verir ve bu iğrençlik ortaya dökülür...
Dökülmüyor da aslında sadece bir kaç yerel basın bunu haber yapabilme cesaretini gösteriyor. Diğerlerinin bu olayın haber değeri alması için daha ne olmasını beklediklerini inanın merak dahi etmiyorum...
Haber bu şekilde sona eriyor da ben daha fazla yazacak söyleyecek söz bulamıyorum. Ne denir ki zaten? Ne yazılabilir?
Kanınız dondu mu? Tüyleriniz de ürepermiştir eminim. Lanetler, kınamalar, beddualar dökülüyor şuan dudaklarınızdan duyuyorum... Unutmanız, hayatınıza kaldığınız yerden devam etmeniz için de iki gün veriyorum sizlere... Çok mu yoksa?
Sonra da gelin kendi yetiştirdiğiniz gençleri eleştirin olur mu? Bizlere bıraktığınız bütün bu iğrençliklerin hiç sorumluluğunu duymadan kibirlenerek, herşeyin en iyisini, en doğrusunu bildiğinizi idaa ederek devam edin yolunuza...
Onlar ümidin düşmanıdır,SevgilimAkar suyunMeyve çağında ağacın,Serpilip gelişen hayatın düşmanı
Bursa´da havlucu RecebeKarabük fabrikasında tesviyeciHasan´a düşman,Fakir köylü Hatçe kadına,Irgat Süleyman´a düşmanSana düşman, bana düşmanDüşünen insana düşman,Vatan ki bu insanların evidir,Sevgilim, onlar vatana düşman...
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:Çürüyen diş, dökülen etBir daha geri dönmemek üzereYıkılıp gidecekler,Ve elbette ki, sevgilim elbetDolaşacaktır elini kolunu sallaya Sallaya,
Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyleİşçi tulumuyla,Bu güzelim memlekette Hürriyet...
Nazım ustanın ?Düşman? şiiri düşeverdi aklıma... içimizde ki düşmanlara, tüm bu çirkinliklere, bu iğrençliklere inat yine bir umutla, heyecanla hayata tutunup geleceğe yönelik güzellikler görmek temennisiyle...
Hoşgörü ve sevgiyle kalın....