EKONOMİK KRİZ VAR MI? YOK MU?

Eylül ayı   enflasyon rakamlarına göre,  tüketici enflasyonunun  yüzde 24´e  dayanması, üretici fiyatlarında ise   yüzde 45´e  ulaşmasiyla,  Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından  ?Enflasyonla Topyekün Mücadele´ programı başlatıldı. Programda  elektriğe ve doğalgaza yıl sonuna kadar zam  yapılmaması ve bankaların,  1 Ağustos´ dan itibaren  kullanılan ticari kredilere  yüzde  10 indirim yapmaları  gibi  kamusal önlemlerin yanında , ´Gönüllülük´ esasına dayalı  olarak  işletmelere  çağrıda bulunularak, ürettikleri mal ve hizmetlerin  fiyatlarında yıl sonuna kadar asgari  %10 indirim yapmaları  istendi. Ayrıca  dövizdeki yükselmeyi fırsat bilerek fiyatlarını yükselten işletmelerin cezalandırılmasına yönelik işlemlerin yanında ekmek fiyatlarının kamu tarafında  yönlendirilmesi de söz konusu. Alınan önlemlere baktığımızda, hiç bir ekonomi kitabında böyle bir enflasyon  mücadelesine rastlanmaz.  Serbest piyasa ekonomisinde  malların fiyatları arz ve talebe  göre  pazarda belirlenir.  Üretici, maliyetlerine bakarak üstüne karını koyar ve üretim kararını verir.  Malların etiketlerini kamu gücüyle etkilemek,  fiyat belirlemek yani narh koymak ülkelerın ancak kıtlık ve savaş dönemlerinde başvurdukları bir yöntemdir. Piyasaya müdahaledir. Kanun gücüyle bunu yaparsanız, dünyada  o ekonomiye olan güven  azalır. Türkiye bir kanun devleti değil, hukuk devletidir. İki buçuk aylık bir fiyat indirimi  neyi  çözecektir.  Dahası   bu talebi arttıracağından enflasyonu daha da arttıracaktır. Bir başka sakıncası da zaten zor durumda olan  esnaf ve küçük isletmelerin büyük işletmeler   kadar  güçlü olmadıkları için  bu indirimlerle  rekabet etmeleri  daha da zorlaştıracaktır. Enflasyon, bir  ekonomıde işlem gören tüm malların fiyatlarındaki genel bir yükseliş halidir. Fiyat artışları süreklilik gösterir. Hayat gittikçe pahalılaşır. Enflasyon  iki yönlü ortaya  çıkar. Birincisi  arz enflasyonudur ki, üreticilerin maliyetlerinin artmasıyla ortaya cıkar. Türk lirasının %60 değer kaybetmesi, doğal gaza % 30, elektriğe %45 zam   yapılması,  neticesinde   üretici enflasyonu  % 45´e  ulaşmıştır. İkincisi talep enflasyonudur ki, pazardaki malların yani  üretimin   talebe yetmemesi ile ortaya çıkar. Nüfusu, % 2 büyüyen bir Tükiye´de talep hep canlıdır.  Ekonomi, bu nüfusa yetecek kadar mal üretemezse talep enflasyonu kaçınılmazdır. Bu nedenle tüketici enflasyonu %24  olarak gerçekleşmiştir.  Dahası maliyet artışlarının sadece yarısı fiyatlara yansımış  oldugundan, gelecek günlerde  daha yüksek bir  tüketici enflasyonu beklenir. Enflasyonla mücadele ise temel olarak  uyguladığınız ekonomik sisteme de bağlı olarak  kısa dönemde, kemer sıkma diye söylenen sıkı para politikası  ile tüketimi ve  talebi  azaltma,  uzun dönemde de  ithal ikamesi  politikalarla yerli üretimi artıracak önlemler alma şeklindedir. Yapılacak olan  budur. Ülke ekonomik kriz içindedir. Yaklaşık bir kaç ay içinde  Türk Lirası %60 değer kaybetti.  Yaklaşık 467 milyar  dolar dış borçumuz var. Dünyadan  yatırımcı gelmiyor. Elli ülke arasında en yüksek faiz  bizde. Dolayısıyla ne enflasyon  ne de faizler düşsün demekle düşmüyor. Eğer ciddi önlemler alınmazsa durum vahimdir .