Prof. Dr.M.Mehdi ERGÜZEL- Bir TV kanalında seyrettiğim "BABAM" filmi,

Bayram neşemi, sükunetimi aldı götürdü; üzdü, düşündürdü, hislendirdi; mevcut hallerimize şükretmemiz için binbir nimet ve çeşitli imkanlar içinde yaşadığımızı, tekrar hatırımıza getirdi. Demem o ki; altıncı sanat denilen sinema, çok önemli. Hele tiyatro eğitiminden geçenlerin, senaryonun önemini bilenlerin, edebiyat-felsefe-psikoloji üçlüsünü dengeli bir incelikle kullanabilenlerin hazırladığı, insan ruhuna nüfuz edebilen yapımlara daima ihtiyaç vardır. Karakter tahlilleri, "cemiyeti içinde ferd"in yaşadığı sıkıntılar ve çıkmazlar için çözüm yolları sadece "tıp"tan beklenemez. Onunla birlikte,insani problemlere aranılan çarelerin, akademik alemin "interdisipliner / disiplinlerarası"dedikleri farklılı yorumlarla bulunabileceği kanaati yaygındır ve doğrudur. ***** Kerim Mete Ergüzel Bey, dünyayı teşriflerinin 40. Gününü müteakip, kanatlı boz atına süvar olup yanına da lutfedip akraba ve taallukatını da alıp Ege sahillerine 40 dakikada dolu dizgin revan oldular. Atalarından Çaka Bey'in kurduğu donanmanın şimdiki halini seyr ü temaşa eylediler, otağını tepelerde bir yerlerde yörük köyleri yanında yaptırıp istirahata çekildiler. Cümle yarana haber olsun hanım hey... *** Cevaben Fırat Kızıltuğ der ki: Men ki, Hun'da Mete'yem, / Ezelden de öteyem, Tanrıdağlar yurdumuz, / Ebed - müddet, Türkmen'em, Cevaben Zeynep Ecem der ki: Bu Bey unvanı atasından miras kaldı... Mirasına sahip çıksın ve sahip çıkacak nice varisleri olsun inşallah. Kırkı çıktı Ergüzel'in / Kırkı çıkmaz her güzelin Hayr duaları düzelim / Ömrü güzel olsun diye Ve dedesi anlatır : Kerim Mete Bey bugün kırk yiğidini yanına çağırdı, av hazırlığı yapılmasını istedi. Ertesi gün sabah namazından sonra, gün ağarırken yola revan oldular,yaylalara çıktılar, soğuk sularından içtiler, ormanlara daldılar, A v avladılar kuş kuşladılar. Bey bir ara bir yaban tavşanı kaçarken gördü, yayını tuttu, sadaktan oku sessizce ve hızla çekdi, yerleştirdi yayı gerdi, attı,ok uçtu hedefi vurdu. Yanındaki şahinin üsküfünü çıkardı, ava saldı. Avcı kuş yıldırım gibi fırladı, pençeleriyle avı yakalayıp beyin önüne attı..Akşam gün kavuşana kadar ormanın dört bir yanında keklikler, yaban kuşlar ve insan oğlu için nimet olarak sunulmuş avlar avlandı,yarışlar yapıldı.Toplanıldı, bunların bir kısmı, ateşte kızartıldı,kımız ve ayranla birlikte yenildi, içildi,sohbetler edildi, gülündü,eğlenildi,cemaatla namaz kılındı..Uygun vakitte diğer avlar toparlanarak evlere, otağlara dönüldü... Nerde kaldı o günler, nerde kaldı o yiğitler ? Dedem Korkut der ki, o şahbaz yiğitleri ecel aldı, yer gizledi..." Ola ki rahmet kıla ol Padişah..." Belki bir gün o yiğitlerin torunlarından nice kahramanlar çıka gelir..Zalimlerin hakkından gelir. Adaletsizlik ve haksızlığın kol gezdiği dünyamıza aydınlığın kapılarını açarlar inşallah...*** 6 Ağustos 2013 · Bir hafta içinde iki sevgili arkadaşımı kaybettim.Birisi ağabeyim,fakülteden sınıf arkadaşım çalışkan, candan samimi Kayserili bir hasbi Anadolu çocuğu Mustafa Miyasoğlu.Sevdiğim saydığım değer verilmeye layık sade bir insandı. Bir hafta geçmemişti ki Arifiye Öğretmen Okulu'ndan öğrencim Servet Somuncuoğlu...Daha 50 yaşına gelmeden hem de...Kalbi bu çalışkanlığa,herkesin gönlünü alan medeni güleryüzü Türklük sevdalısı mütevazı Anadolu çocuğuna vefalı davranmadı. Ramazan Gecesi sahura yakın saatlerde alıp götürdü Bayram fanilere kaldı o ebedi Bayram için ötelere uçtu gitti.Bu yalan dünya da bize mi kaldı ? Üzgünüm demek gönlümü şad etmiyor.Fatihalarla her ikisi için de " Helal olsun helal olsun helal olsun.." Diyorum. Hatıraları kitaplarıdır.Okuyacağız, okutacağız...Ruhları şad mekanları cennet olsun... 11 Ağustos 2016 · Cumhurbaşkanımızın çalışma odasında duvar üstünde çok güzel ve vakur duruşlu,Gazi'nin kalpaklı bir resmi var. Dün gece ara verilen "Demokrasi Nöbetleri"nin son konuşmasında kendileri,manalı göndermeler yaptı.Rahmetli Turgut Özakman'ın herkesçe malum kitabının adını hatırlatan şekilde aziz milletimizi , haklı olarak, yerinde bir tavsifle "İmanlı Çılgın Türkler" diye değerlendirdi ve bundan sonra devam edecek mücadele için Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluğumuzdan beri bildiğimiz sözüne telmihen "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.." dedi. Allah,hepimizin yardımcısı olsun.Allah,devlete,millete zeval vermesin... *** 1980'de okuduğum bir kitapta erenlerden birine ait şu sözden çok etkilenmiş üzerinde günlerce düşünmüştüm, ne çetin ve ne kadar çok ihtiyacımız olan bir nefisle mücadele tavsiyesi idi, iki kelimelik : İNCİTMEYİNİZ, INCINMEYİNİZ...* 10 Ağustos 2021, Henüz 50 yaşındaki bir Bakan'a, rahmetli Cevdet PAŞA'nın kurduğu 173 yaşındaki Darülmuallimat-ı Aliye ( Yüksek Öğretmen Okulu) nin ne kadar önemli olduğunu layıkıyla anlatacak birileri inşallah bulunur....Dua ve temenni edelim "Belki kurtulur gemi..." *** Kimsesizlerin kimsesi O'dur.. Amenna.. Ancak "çaresizseniz, çare sizsiniz.." diyordu biri, insan iradesini de dikkate alarak ve sadece tevekküle sığınmadan mücadeleyi hatırlatarak.. Düşen kalkar...Yoluna devam eder. *** 21 Ağustos 2011 Sizden birkaç gün izin istesem; şu Marmara civarında neler varmış, hangi sular, hangi kuşlar, hangi çiçekler, hangi ağaçlar, hangi böcekler, hangi sesler, hangi rankler, hangi kokular varmış.. bir baksam da gelsem..Ramazan inceliklerine de dikkat etsem..Kesret alemini ben de temaşa eylesem, ne dersiniz..Sonra size anlatırım...Hayırlı günler diliyorum efendim..Allah milletimize acısız Bayramlar nasib eylesin..Sağlıkla ve hoşnutlukla kalınız ...İstanbul'daydım, çevresini bir dolaşalım, diyorum...Malum, İstanbul biraz da çevresiyle vardır..Güzelin etrafında sevdalısı çok olur. Biz o İstanbul'a kul köle şehirlere bir göz atalım, onları teselli edelim... **** 21 Ağustos 2011 Kesretten Vahdete Arayışlar... Dün 5600 kadar resmin 60 kadarını seçmiş ve size sunmuşum. Yüzde birini..Binde biri olsaydı 5-6 resim olacaktı ...Atlar, çiçekler, denizler, ağaçlar, kediler, insanlar..Resim sayısı milyon, milyar da olabilirdi..Hayatta olduğu gibi. Göz dediğimiz muhteşem kamera her an inanılmaz görüntüleri dıştan içimize kaydediyor,duyguları da ilave ediyor. Bu bir kesret alemi. Halbuki ecdat "Kesretten Vahdete.." yollar aramış ve bulmuş..Biz hep kesretteyiz..İkisi arasındaki muvazeneyi bulduk mu ne ala..Çünkü tek kanatla uçulmuyor efendim..Kanadı kırık kuşlara dönmeyelim..Hayırlı güzellikler içınde huzurlu zamanlar geçirmenizi diliyorum... *** 22 Ağustos 2019 · İDLİB'de neler oluyor ? Adını bilmediğimiz yerler oğreniyoruz.Rusya destekli Suriye ordusu Han Şeyhun ilçesini de ele geçirmiş.Kendi halkına zulmediyormuş.İlk muhalifler zamanında buradan çıkmış 9.Gözlem noktamız da oradaymış.Hama ve Halep'e giden yolların yakınında stratejik bir bölgeymiş.Bu gelişmeler devam ederseymiş yüzbinlerce sivil Türkiye'ye doğru.gelirmiş.. Allah bütün mazlum ve masumları korusun.Kuvvetli devlet ve sağlam duruşlu millet olmak zorundayız.Büyük imtihanların arifesindeyiz...Kaşlarımız çatık,ellerimiz duadadır...Allah kafirleri ve zalimleri kahretsin Sigaraya bir yılda 60 milyar liramız gidiyormuş.. Hem de neredeyse hepsi yabancı marka... Son yirmi yılda bize neler oldu ? Bindiğimiz dalı kesme uzmanı olduk 23 Ağustos 2015 · Günümüz nesilleri de bizim nesil gibi, Mehmet Kaplan'ı,Yahya Kemal'i, Cemil Meriç'i, Arif Nihat'ı,Peyami Safa'yı...mutlaka okuyup anlamalıdır..Yoksa, iki nutukta avlanır ve dize gelirler,çok yönlü düşünmekten mahrum kalır,sürüye yahut kalabalıklara katılırlar.Şahsiyetli olmanın yolu ; şuurlu , zengin milli , İslami ve evrensel kültürden geçer.. *** 23 Ağustos 2014 · Bugün 23 AĞUSTOS, ÇALDIRAN ZAFERİNİN TAM 500. YILI... 23 Ağustos 1514 - 23 Ağustos 2014...... Farkında mısınız ? Sekiz yıllık padişahlığında devletin sınırlarını iki mislinden de öteye taşıyan, devlet hazinesini altınla dolduran, günümüzde ecnebinin oyuncağı olmuş İslam aleminin liderliğini kazanan; Fatih'in torunu,Bayezid'in oğlu, Kanuni Sultan Süleyman'ın babası, sultan oğlu sultan, ilk halifemiz Yavuz Sultan Selim Han'ı hatırlıyor musunuz ? Ruhuna fatihalar gönderiyor musunuz ? Her alanda Kahramanlara hasret kaldığımız dünyamızda "yavuz" şahsiyetinde "selim" hassasiyetinde her an "Allah'la beraber olmanın şuurunda" devletluları artık nasıl yetiştireceğimizin telaşına düşüyor musunuz ? Siz de Arif Nihat Asya gibi " Nerde o çağlar ki.." Diye başlayan "destan hamuruyla yoğrulmuş" yiğitlerin doğacağı günlerin mechul ana ve babalarını özleten yarınların mısralarını mırıldanıyor musunuz ? Diye bir sorayım, halinizi hatırınızı hoş eyleyeyim demiştim de.... *** TÜRKÇE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİM - Johan Vandewalle (Metin, onun kalemindendir. Kendisi tarafından Türkçe yazılmıştır.) ".Anadili Türkçe olan bir kişinin kısa cümlelerle düşündüğü, konuşma anında ise bu kısa cümleleri çeşitli yollarla birbirine bağlayarak karmaşık yapılar kurduğu görüşündeyim. Bu "cümle bağlama eğilimi" bazı konuşurlarda zayıf, bazılarında ise adeta bir hastalık derecesinde güçlü olabilir. Bu son durumda ortaya çıkan dilsel yapılar, insan zihninin üstün olanaklarını en güzel şekilde yansıtıyor. Farklı dil gruplarına ait birçok dili incelediğim halde şimdiye kadar hiçbir dilde beni Türkçedeki karmaşık cümle yapıları kadar büyüleyen bir yapıya rastlamadığımı söyleyebilirim. Biraz duygusal olmama izin verirseniz, bazen kendime "Keşke Chomsky de gençliğinde Türkçe öğrenmiş olsaydı. " diyorum. Eminim o zaman çağdaş dilbilim İngilizce'ye göre değil, Türkçe'ye göre şekillenmiş olurdu." (Johan Vandewalle, çağımız dilbilimcilerinden Belçikalı dilbilimcidir. 35 dil ve lehçe bilmektedir. Gelmiş geçmiş en çok dil bilen Belçikalıdır.) *** Bir Daha Böyle Bir Nesil Gelir Mi ? Ağabeylerinin Ve Hocalarının Ardından Sadakatle Giden, Onların Öncekilerden Devraldığı Emaneti Şerefle Taşıyan, Osmanlının Son Neslinin Çocukları, Cumhuriyetin Birinci Ve İkinci Nesli.. Okuyan, Düşünen, Dinleyen,Yazan Ve Güzel Konuşan, Davası, Derdi Olan,Çatal Yürekli, Gözü Kara Bir Bir Nesil ... N.Atsız, Peyami Safa, Arif Nihat,N.Topçu, N.S.Banarlı, Orhan Şaik, C.Meriç, A.Kabaklı, İ.Kafesoğlu, M.Ergin, Kısakürek, S.Ayverdi, T.Banguoğlu, F.Sümer, M.Kaplan, F.K.Timurtaş, N.Hacıeminoğlu, R.Doksat,M.Eröz, E.Güngör, S.A.Arvasi, O.Turan,A.Songar,Y.Öztuna, A.Karakoç, N.Y.Gençosmanoğlu,D.Cebeci,...Ve A. Deliorman.... Bu Nesil Unutulmamalıdır Kitapları Okunmalı ,Hatıraları Diri Tutulmalıdır, Hepsine Allah Rahmet Eylesin. *** 26 Ağustos 2015 · Milliyetçilik ve dava adamlığı, babadan oğula intikal etmez.. Bu bir ruh akrabalığıdır ki uykusuz gecelerin,derin ıstırapların, gözler kızarırcasına okunan binlerce sayfa makale ve kitabın, dinlenen sayısız sohbet ve konferansın, katılınan şehit cenazelerinin, Yusufiye hatıralarının mahsulüdür ki yarım asırlık tecrübe yaşamayanlar anlayamazlar.. Gündelik nefsani gelişmeler, idealleri ve fikri hareketleri gölgeleyemez.. Kimseyi kınamıyoruz, kimsenin yanında veya karşısında değiliz. Cephemiz, milletin değerleridir.. Akif'in dediği gibi : "Değil mi ki cephemizin sinesinde birdir vuran yürek, yılmaz. Cihan yıkılsa emin ol, bu cephe sarsılmaz. Bu geçen yarım asra yaklaşan zaman içinde biz neler gördük neler.. Hayırlısı olsun...Millet yaşasın.. Fertler fanidir.Davalar fertlerle kaim değildir.... *** 26 Ağustos 2021 50 YIL ÖNCESİNE AİT BİR HATIRA... Bugün 950. yılını idrak ettiğimiz Malazgirt Zaferi'nin 900.yılında, Ağustos 1971'de İstanbul Üniversitesi ve Çapa Yüksek Öğretmen OkuluTürk Dili ve Edebiyatı Bölümü 2.sınıf öğrencisi 19 yaşındaki M.Mehdi Ergüzel'in, Türk Milli Talebe Federasyonu-TMTF'nin Türk Gençliği isimli dergisinde yayınlanan Malazgirt Rüyası isimli (6+5 duraklı 11'li hece ile yazdığı) şiirinin,hatırlayabildiğim ilk iki dörtlüğünü tebessümle, duygulanarak arz ederim; hem de 50 yıl sonra : MALAZGİRT RÜYASI Cuma sabahıydı,Türk otağında, Şehitlik rütbesin isterdi Hakan.. Gaziler duramaz olmuş atında, Korkusuz gözlerle semaya bakan Hey gidi yiğidim,atıl bir daha vur, Yaradan bunu ister sizlerden, Anadolu yaylasına olmalısın sur, Taşıyor Allah sadası sinelerden... .........