Hayatın içinde ezelde örülen bir kader vardır. Bir de bizim tercihlerimizle ördüğümüz kader!
Ana sınıfı öğretmeni Emine Hanımın hayat çizgisinde olduğu gibi? Her şey yolunda giderken birden tepe takla olur hayatınız. Tercih yapmak zorunda kalırsınız. Emine hanımın yaptığı gibi? Eşi ve bir kızı ile kendi yağlarıyla kavrularak hayatlarını devam ettirirken eşinin hastalanması onu tercih yapmak zorunda bırakır. Ona bakmak zorundadır. İşinden ayrılmak zorunda kalır. Yatağa mahkum olan eşinin tedavisi yedi yıl sürmüş ve yedinci yılda hastanede yoğun bakımda vefat etti?
Emine hanımı eşinin hastalığının son bir yılında tanıdım. Kızı üniversite öğrencisi olmuştu. Babası hastalandığında 7. Sınıf öğrenciymiş. Kızı annesine, annesi kızına teselli veriyor ve ayakta durmaya garet ediyorlardı?
Ateş düştüğü yeri yakmıştı yine? Emine hanımın hali, tavrı beni çok etkilemişti. Cenaze namazına iştirak ettik, defnetmeye gittik. Dönüşte evinde adet üzere Kur´an okuduk, dua ettik?
O gün bir kadının sevgisinin gücüne şahit oldum, gıpta ettim, üzüldüm ve hayret ettim. Evime geldiğimde yüreğimden süzülenler, kalemimden döküldü?
Bir kadın ağlıyor;
Gözleri hüzün yaşında?
Sevdiği adam, musalla taşında
Sanki, dünya üstüne çökmüştü;
Kum taneleri bile birbirine küsmüştü!
Değildi öyle;
Her şey yerli yerinde,
Kim bilecek?
Yüreği cehennem,
Kor; kıyamet içinde!
Farklıydı duruşu, safi çehresi
Aşk ile dokunmuş asil lehçesi
Bir kadın ağlıyor;
Mezar başında,
Ben onu izliyorum,
Yüreğim darağacında
Akan her damla yaşına hayretler ediyorum,
Neydi; ondaki o sır hali diyorum.
Başkaydı akıttığı yaşlar;
Başkaydı ağzından dökülen laflar.
Kırgın;
Tadı kaçmış, zehir aşında
Dile kolay tam yedi yıl?
Belki bir umut demişti,
Yedi yılın sonunda asıl vurgun yemişti.
Biliyordu;
Ölecekti aşkım dediği adam
Umut yakar mı hiç?
Umuttu işte yakan
Bir kadın ağlıyor,
Mezar başında,
Hak dedi, ölüm hak;
Ölümdü hayata kurulan tuzak
Bir kürek bir kürek daha atıldıkça üst üste
Doluyordu işte o dolmayan çile;
Kızıyordu için için toprak atan canlara,
Acımasız diyordu usul usul onlara;
Acele ediyorlar deyip, hayretle bakıyordu,
Gerçekle yüzleşmenin acısı gönlünü yordu.
? Seni nasıl bırakıp giderim? diyordu,
Yüreğine bu yük çok ağır geliyordu.
Yeni bir mezar, taze bir ölü;
Bir kadının yüreğinde,
Duruyor keder gölü
Bir kadın ağlıyordu;
Yar´inin başucunda.
Gökler selama durmuş,
Sevda yüklü başına
Gururla :?Aşkım seni çok seviyorum?
Dedi, tam üç kere;
İçi sökülürcesine,
Teslim olmuş dili, ağzı ebedi aşk bestesine.
Sıktı toprağı sıktı,
Parmaklarında hal yoktu,
Dakikalar ona saat, saatin hükmü yoktu.
Sessizce oturup diz çöktü kış ayazında,
Aşkın ateşi yaktı kışın kara yazında
İlk kez şahit oldum gerçek aşkın narına.
Özenerek iç çektim onun gözyaşlarına,
Hıçkırığı ağıttı,
Hissedenin kulağına!
Bir kadın ağlıyor;
Gözü toprak altında
Sessizce tembihledi;
Eğilip toprağına,
Aşk hürmetine,
Geniş ol sevdiğime, elem verme tenine.
ŞAİRCE
Gülay SORMAGEÇ