BASIN SUSTURULAMAZ SAYIN ŞİMŞEK?

BASIN SUSTURULAMAZ SAYIN ŞİMŞEK?Kamuya mal olmuş yetkililer görevlerinden, icraatlarından, tutum ve davranışlarından dolayı özellikle basın tarafından takip edilirler. Basının en önemli haber kaynakları bu yerlerdir. Başta Sayın Vali olmak üzere, belediye başkanlarımız, siyasi partilerimiz dâhil özel veya tüzel nitelikli pek çok kamu kurum ve kuruluşlarına eleştirilerimiz olmuştur, bundan sonra da olmaya devam edecektir. O yetkililer bunun gayet iyi farkındalar veya bir şekilde gayet iyi farkında olmak zorundalar… Hele NKÜ gibi dev bir kurumu hiçbir basın gözden uzak tutamaz. Böyle bir kurumu yöneten baş yetkili en fazla dikkatlerde olan kişi konumundadır. Devlet o makamlarda oturanlara hata yapmamaları için danışmanlar, yardımcı kadrolar tahsis etmektedir çünkü yapılacak yanlışlıklar, hatalar, kurumun imajını zedeleyebilir. Danışmanın görevi amiyane tabirle tereyağından kıl çeker gibi meselelere çözüm üretmektir.   Bu konuya şunun için girdim: Dün ( 14 Kasım) İstanbul dönüşü Tekirdağ çarşı karakolundan bir memur cep telefonumu aradı ve karakola gelmemi istedi. Kendisine sağlık mazeretimi söyleyerek gelemeyeceğimi ilettim. Konunun ne olduğunu sorduğumda, NKÜ Rektörü Osman Şimşek’in bir yazımdan dolayı beni mahkemeye verdiğini söyledi. Sebep buymuş… Elbette acı bir durum, üzüldüm, sıkıldım. Yerel gazetelere karşı pek sıcak olmadığına inandığım bir rektör bizimle hiç temas kurma gereğini duymadan mahkemeye başvuruyor. Oysa tekzip gönderilebilir veya açıklama yaparak bizlere mail atabilirdi. Biz eğer buna engel olursak o takdirde hak aramak için mahkeme yolu zaten her zaman açık! Konuya böyle yaklaşıldığında doğrusu NKÜ Rektörünü ya birileri dolduruşa getirip yanıltmakta veya kendi iradesiyle doğrudan atağa geçerek ciddi bir hataya yönelmektedir. Rektörlük seçimlerine yaklaşılmakta iken mahkeme yolunun tercih edilmesini epeyce yadırgadım. Ne diyor Yunus: “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” Yani diyalog her zaman en iyi ilaçtır. Yazım, “Ah be Osman Aga” başlıklıydı. 59haber.com adresine girerek tamamını okuyabilirsiniz. Ben yazımı okudum, tekrar okudum ve gördüm ki içinde ne bir iftira, ne bir karalama, ne bir itham var. Gayet de duygusal, güzel bir yazı… Sayın Şimşek’te muhakkak okumuştur. Buna rağmen esas maksat ne olabilir? Susturmak mı, korkutmak mı veya masumane biçimde bir hak aramak mı? Hangisi olursa olsun yanlış! Kendisine hatırlatıyorum: 30 bin öğrencinin, birkaç bin personelin, milyonlarca liralık yatırımların ve Hastaneyle birlikte binlerce hastanın durumundan sorumlu bir makamda oturuyorsunuz sevgili Hocam. Böyle bir Üniversitenin yerel gazeteler tarafından takip edilmeyeceğini mi sanıyorsunuz? Mart ya da Nisan 2015’te rektörlük seçimleri yapılacak. Basında çıkan haberlerin sizin şansınızı azaltacağını mı düşünüyorsunuz? Hakkımızda dava açma teşebbüsünüz sizin açınızdan taktik olarak belki doğrudur ama gazetelerle kavgaya tutuşmaya karar vermek açısından çok büyük yanlıştasınız. Ve tekrar diyorum ki: Osman Şimşek’in aklıselim bir danışmanı olsaydı (varsa bir sıkıntı) meseleyi bu noktaya getirmeden işi tatlıya bağlardı. Nihayetinde kanlı bıçaklı değiliz. Zamanında, Rektör olması için kamuoyu oluşturmada kendisine açık destek verdik. İşyerimizde misafir ettik. Her zaman selamlaştık. Evet… Sayın Rektör, Sizinle diyalog kuramıyoruz çünkü basın toplantılarınız olmadı, olmuyor. Halk, NKÜ hakkında ne düşünüyor, Üniversite Tekirdağ hakkında neler üretiyor; dolayısıyla arada köprü olamıyoruz. Biz gazetecilerin biricik isteği kurum ve kuruluşlarımızla daimi olarak her zaman diyalog içinde olmaktır. Hadi bir görev daha yapalım, yanlışımız varsa işte size fırsat… Açıklamayı yapın, gönderin, yayınlayalım. Konu şu: Değirmenaltı yerleşkesinde öğrencilerin yemek kuyruğu çilesi malumunuzdur. 2006 yılında kurulan NKÜ; bir Rektörlük plazası, morfoloji binası, Fen Edebiyat Fakültesi gibi devasa binalar inşa etmesine rağmen 15 bin civarında öğrenci hala 170 kişilik yemek salonunda uzun kuyruklar oluşturarak yemek yemeye çalışıyorlar. Aldığımız şikâyetler çok… İdare olarak o tablodan rahatsız mısınız, değil misiniz? Geçelim bunu da… Bilesiniz ki, Bir mahkeme ile dostluk köprülerini yıkacak değiliz. Söz konusu yazımla ilgili bir açıklamanız varsa yine de yayınlamaya her zaman hazırım. Not: Basını susturma yoluna gittiğin için yasal hakkımı saklı tutuğumu vakti geldiğinde bu davayı açacağımı belirtmek isterim.