AŞK SAFİYETİNDE SAF OLMAK

Safiyet ve aşk; Masumiyet ve aşk; İnsan ve aşk; Yaratılana sunulan en kıymetli hazine aşk! Aşkı cevher bilmek insanın insanlığını anlaması, insanlığını bulması içindir. Yeryüzü var olalı beri aşka dair yaşananlar,  gökyüzünde yıldızların şahit olduğu nice anlar saklanmış gecelere? Ve sığdırılmış hecelere, türkülere, şarkılara? Aşk meyve içinde çekirdek neyse insanın da yüreğinin çekirdeğinde çimleneceği anı, dala, meyveye duracağı zamanı gözler durur! Gözler gözlemesine de eğer insan bunu fark edebiliyorsa bu mümkündür. O safiyeti ve masumiyeti bulan insan Yunus olur: Ben yürürüm yane yane Aşk boyadı beni kane Ne akilem, ne divane Gel, gör beni aşk neyledi Aşık Veysel´e: Güzelliğin on para etmez Bu bendeki aşk olmasa Dedirten ve sazının mızrabından ılgıt ılgıt yüreğimize akıp giden türkü? O yüzden aşk olmadan çiçek tomurcuğa durmaz. Hayat mana bulmaz. İnsan insan olmaz? Aşkın safiyetinde saf olabilenlere gıpta etmemek mümkün mü? Mümkün mü; Mecnun´u ayıplamak? Mümkün mü; Arif Nihat Asya´yı yadırgamak? Tarihim, şerefim, şiirim her şeyim Yeryüzünde yer beğen Nereye dikilmek istersen söyle Seni oraya dikeyim Dedirten Bayrak aşkının zirve halini anlamamak mümkün mü? Mevlana´nın: Hamdım, piştim, yandım diye özetlediği aşk hali? Hamlıktan pişmeye yürüyemeyen aşık olabilir mi? Pişerken yanamayan aşkı taşıyabilir mi? Gerçek aşıklar;  pişenler, yananlar ve yeryüzüne kıyamete değin nam salanlar olmalı!? Aşıklar aşkı aşkta bulmalı ve aşkla olmalı? Ne dersiniz?