Bir insanın her konuda bilgi sahibi olması mümkün değildir.

Hele akıl ve bilimin yön verdiği günümüz dünyasında, yapay zekanın konuşulduğu bir çağda böyle bir ukalalık ancak güldürü ustalarına malzeme olabilir. Televizyon kanallarının bazılarında tartışma programlarının kadrolu değişmez elemanlarına bakın ne dediğimi daha iyi anlarsınız. Konu bazen uzay çalışmaları olur, bazen tıptaki yeni teknikler, bazen arkeolojik kazılar olur, bazen askeri stratejiler, bazen eğitim planlamamız, bazen ekonomik gelişmeler. Konu sanat olur, spor olur, din olur, politika olur. Konular değişir, bunlar değişmez. Her konuda bilgi sahibidir bu muhteremler. Her konuya maydanoz olmaları bir yana, hepsinin aynı anda konuşarak oluşturdukları kakafoni kendilerini nasıl rahatsız etmez anlayamıyorum.Mesela; bu kadrolu elemanların bazıları Türk ordusuna kurulan kumpasların tetikçiliğini ve tellallığını, Fetöcü hainlerin sözcülüğünü yaptıkları halde bugün ekranlarda veya gazetelerde kendilerine nasıl yer bulabiliyorlar anlayamıyorum. AKP Uzunköprü ilçe teşkilatı ile Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan arasında günlerdir süren bir Bülbül Korusu atışması var. Hatta konu AKP'nin kendi iç bünyesinde de tartışmalara neden olmuş, partili arkadaşları tarafından gece yarısı Orkan Algül darbedilmiştir. AKP Belediye Meclis üyesi genç avukat Orkan Algül'ün hem partiden, hem de Belediye meclis üyeliğinden istifasını getirmiştir bu bu olay. Ne diyor bu kardeşim? "Biz yeşil alanlara herkesten daha çok sahip çıkmalı, bırakın ormanı, bir ağacın bile kesilmesine razı olmamalıyız. Birileri illa ceviz ekecek diye biz mesire alanımızın gaspına göz yummamalıyız. Ceviz ekimi için boş araziler tahsis edilmelidir. Yarın seçimler geldiğinde bu halkın karşısına ne yüzle çıkacağız?" Güzel değil mi bu yaklaşım, doğru değil mi? Hayır aynı partinin yöneticilerine göre doğru değil. Yok efendim Belediye zamanında itiraz etmemiş, yok efendim yasal bir engel yokmuş.Siz neyin kavgasını yapıyorsunuz arkadaşlar! Yahu çarpık sanayileşmeden dolayı şehirlerimizde yeşil alan kalmadı. Her taraf beton, cemreler düşecek toprak bulamıyor kentlerimizde. Uzunköprü'de insanımızın yeşille buluşacağı, nefes alınacak, piknik yapılabilecek kaç alanımız var? Halkımızın Dallık diye de adlandırdığı Bülbül Korusu aynı zamanda hatıralar ormanıdır. Baharı orada karşılar Uzunköprülüler. Allah aşkına, bir şey yapmak için illa bir şeyleri yok etmemiz mi gerekiyor? Yerin dibine batsın bu hoşgörüsüzlük, bu rant siyaseti! Bu tartışılacak bir mesele midir, anlayamıyorum. Esnaf artık can çekişiyor. Pandemi tedbirleri nedeniyle her yer kapalı. Kahvehaneler, cafeler, lokantalar, büfeler. Düğün salonları, statlar,parklar. Cenazeler bile 30 kişiyle sınırlı. Sayın valimiz son mesajında "Anne babanızın elini öpmeye bile gitmeyin . Bir süre "hayırsız evlat" olmanızı istiyorum. Konu komşu ziyaretlerini bile kendinize yasaklayın. Durum vahim." diyor. Seyircinin alınmadığı statların dört bir tarafı Cumhurbaşkanımızın afişleri ile donatılmış. Altında "Maske-Mesafe-Temizlik" yazıyor. Okullar kapalı,65 yaş eve mahkum. İyi tamam, başka türlü yayılmasını engelleyemeyeceğiz bu corona illetinin. Tamam da, bize bu tavsiyelerde bulunan sayın Cumhurbaşkanımız AKP kongrelerinde LEBALEP, ağzına kadar dolu salonlarla, bir kısmı maskesiz bu insanlarla gurur duyuyor, onlara teşekkür ediyor. Bu davranışı siz nasıl izah ediyorsunuz bilmiyorum, ama ben anlayamıyorum! Körü körüne kimseye itaat etmem, hiçbir emrivakiyi kolay kolay kabul etmem. Olayları sebep sonuç analizi yaparak, çok yönlü okuyarak ,mantık süzgecinden geçirerek anlamaya çalışırım.Mesela ; düne kadar Meral Akşener'e veya Kemal Kılıçtaroğlu'na bile ekranlarında yer vermeyen bazı kanallar, neden acaba Ümit Özdağ ve Muharrem İnce veya onların kuracağı yeni partiler söz konusu olunca Cebelitarık Boğazı'na dönüşüveriyor? Mansur Yavaş'ın veya Ekrem İmamoğlu'nun imrendiren, duygulandıran çok güzel icraatlarına nokta kadar itibar etmeyen tv'ler, gazeteler, AKP'li bir Başkan veya siyasetçi için nasıl da koro halinde methiye yarışına girebiliyorlar! Bu nasıl bir yayıncılık anlayışıdır? Bu belediyeler aynı ülkenin kurumu değil midir? Muhalefet belediyelerinden hiç müfettiş eksik olmazken, neden iktidar belediyelerine veya iktidar partisine mensup işadamlarına pek dokunulmaz, anlayamıyorum. Mesela ; iktidar partisine üye ise bir kişi asla eleştiriye tahammül edemez. Yahu iktidarda bulunan bir partinin yöneticileri de bizim gibi insan değil midir? Bunlar Allah mıdır ki eleştirmeyelim! Yanlışa yanlış demeyecek miyiz? Kırmaya kırılmaya ne kadar meraklısınız. Tepe tepe kullanın iktidarın imkanlarını eyvallah, ama biraz empati, biraz hoşgörü yahu! Siz partili misiniz, yoksa partizan mısınız, gerçekten anlayamıyorum. Ben de çok soru soruyorum galiba. Ne yapayım cehaletime verin. Anlamaya çalışıyorum işte. Çünkü anlaşılması zor öyle işler dönüyor ki gözümüzün önünde. Sussan olmuyor, konuşsan başın beladan kurtulmuyor. Allah'ım bizi aklımıza mukayyet kıl diye dua edip bitirelim.