Paylaşımından Alıntı.

263 yıl Türk hakimiyetinde kalan Girit'in fethi 24 yıl sürmüştür. Fetih 4. Mehmet ( Avcı ) zamanında gerçekleşmiştir. Dönemin sadrazamı : Köprülülü Fazıl Ahmet paşadır. Osmanlı gerek Ege denizinde, gerek hakim olduğu Ege coğrafyasındaki topraklarında güvenliğini sağlamak için Girit fethini elzem görmüştür. Ancak, Malta şövalyeleri, Venedik devleti, hatta Fransa el-ele verip bunu engellemek için "Haçlı seferi" mantığı ile birleşik bir güç oluşturup; Sadece Ege'de değil, zaman-zaman Adriyatik'te de çatışmıştır. Buraya kadarı ansiklopedik bilgiydi. İşin bir de "Magazin-Tarih" boyutu var.. Rivayet olunur ki: Padişah 4. Mehmet bu uzayıp giden, bir bizim elimize geçen, bir elimizden çıkan Girit meselesinden sıkılır ve bir öfke anında buyurur ki: "Her kim Girit sözü ederse, boynunu vurdururum." Gel zaman - git zaman derken, bir gün Girit kesin olarak fethedilir. Lakin ortada padişahın bir sözü var.. O'na bu müjdeyi kim verecek?.. Öyle ya.. Girit sözü edenin boynu tehlikede!. Dedik ya, işin magazin-tarih veya bir hikaye kısmına göre, birinin de bu müjdeyi sultana vermesi gerek. Hikayeye göre: En üst rütbeden başlayarak herkes bir alttakine "Git padişaha müjdeyi ver" buyruğunu verir. Ama herkes de konuyu bildiği için çekimser, ne üstüne karşı çıkabilir, ne padişaha müjdeyi göze alabilir. Sonuçta iş, aşçıbaşına kadar gelir. Aşçıbaşı o gün sultana ana yemek olarak "tirit" yemeği yapar. O da Girit müjdesi için yemeğin servisini yapacak elemanı görevlendirir. Zavallı eleman, yapacağı bir şey de yok, kaçacağı bir yer de.. O çaresizlik içinde son çare olarak, aklına geleni yapar. Küçük bir kağıda küçük bir beyit yazıp yemeğin üzerine koyar. Padişah sahanın kapağını kaldırır ki; yemeğin buharından en az etkilenecek yere konmuş bir kağıt.. Taaccüp eder ve merak saikiyle okur. *** "Sahan içinde tirit, Fethedildi Girit. " *** Padişah fethin müjdesiyle mi, yoksa aşçı yamağının nüktesiyle mi, bilinmez ama gülümser ve müjdeyi kese altınla ödüllendirir. Günümüze gelince: Bir gün "Akaryakıtta büyük indirim" müjdesiyle fiyat 1 lira aşağı çekilirken, ertesi gün 80 kuruşluk "fiyat güncellemesi" (artışına) maruz kalıyoruz. Bu uzun zamandır böyle sürüp gidiyor. Allah'tan demokrasi sisteminde yaşıyoruz. Maazallah padişahın idare ettiği bir ülkede yaşasak, bu don lastiği gibi uzayıp kısalan fiyatlarla padişah kızıp akaryakıtta müjde vereceklerin boynunu vurmaya kalksa halimiz nice olurdu?.. Selam ve muhabbetle Yahya Kaptan