Bunlar ne mukaddes ifadelerdir ey Türk Ocaklı kadeşlerim. Bu mübarek Ocağın ateşini yakanların gösterdiği hedeflere hiç bir siyasi çirkefe bulaşmadan yürümek azim ve kararlılığı bizim de şiarımızdır

 Bir ay önce 107. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Türk Ocakları, geçtiğimiz hafta sonu da 45.Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirdi.Tek listeyle gidilen seçimde Genel Başkan Prof.Dr.Mehmet Öz bir anlamda güven tazeledi. Ankara Ticaret Odası Salonunda yapılan kongreye Uzunköprü şubesi olarak üç delegeyle iştirak ettik. Av.Hüsnü Portakal ve Coşkun Oskan´la birlikte tarihi heyecana tanık olup o mutluluğu beraber yaşadık. Türk Ocakları denince bir mukaddes dava gelir aklıma.Türk Ocakları denince; Osmanlı Devleti kaçınılamaz sona sürüklenip her tarafı vahşi emperyalistlerle kuşatıldığında ,Türk´ün harim-i ismetine kirli çizmeler,hain pençelerle tecavüzler başladığında teslimiyete ve tasmaya başkaldıran 196 Tıbbiyeli genç gelir aklıma.?Ben bir Türk´üm,dinim cinsim uludur,Sinem özüm ateş ile doludur,Türk evladı vatanının kuludur.?diye haykıran ve gönüllere bir kıvılcım gibi düşen şiirleriyle mücadele ateşini yakan   Mehmet Emin Yurdakul gelir aklıma. Turan sevdasını kalplerimize perçinleyen İsmail Gaspralı,Hüseyinzade Ali turan, Yusuf Akçura,Ziya Gökalp,Hamdullah Suphi Tanrıöver,Ahmet Ağaoğlu,Ömer Seyfettin,Halide Edip Adıvar gelir aklıma. Türk Ocağı denince; ?Benim yaratılıştan gelen bir üstünlüğüm varsa; o da TÜRK olmamdır.Yüksel Türk,senin için yüksekliğin hududu yoktur.Bu memleket mazide Türk´tü,halde Türk´tür,istikbalde de Türk kalacaktır.?diyen  Gazi Mustafa Kemal Atatürk gelir aklıma.Türk Ocakları denince Börteçene´nin işaretiyle Ergenekon´daki demir dağları delip geçen,ruhlarını Orhun ırmağının sularında kandıran Asya´nın bozkurtları gelir aklıma.Enver Paşa´nın,Osman Turan´ın Türk´ün cihan hakimiyeti ülküsü gelir aklıma. Kaç adayın yarışacağı,kimin başkan olacağı inanın kimsenin umurunda değil. Bizim için kurultaylar milli inancı tazeleme, yeniden ba´sü badel mevti yaşama, bir mukaddes ülkünün ateşiyle yeniden yanıp kavrulma,göğsünü gere gere Türk olduğunu inatla ve bir büyük aşkla haykıran dava adamlarıyla bir kez daha kucaklaşma törenidir.Biz Ankara´ya giderken yol yorgunu olsak da kurultay sonrasında bir toydan dönenlerin neşesi ve dinamizmini yaşarız. Fahri Genel Başkanımız Nuri Gürgür ağabeyimizin elini sıkınca,her konuşmasında; ?Bizim Türk milletine borcumuz var.Son nefesimize kadar çalışmaya ,hem de çok çalışmaya mecburuz.?diyen İdris Yamantürk  büyüğümüzü görünce duygulanır,hepsi birbirinden kıymetli akademisyenlerin konuşmalarıyla coşar,Dr. Mustafa Çalık´ın idrakine ve sözlerine meftun olur ağlarız biz. Ocağın ilk kurucu başkanı Mehmet Emin Yurdakul, İngilizlerin Türk Ocağını işgalinin hemen ardından yaptığı bir konuşmada, Türk gençlerini  yeniden bir büyük mücadeleye çağırarak şunları söylüyor: ?Ey genç, bak senin ocağın, bugün de seni çağırıyor, onun milli ruhu sana bugün de başka bir mücadele yolu gösteriyor. Yakılmış, yıkılmış, harap, fakir vatanımızın hasretini çekiyoruz. Burada gençler baş başa vermiştir. Siyasi sınırlarıyla, dağlarıyla, dereleriyle değil, feyzi ile ümranı ile, kalemi ile,sanatı ile, yeni bir vatan çizip ortaya çıkaracağız. Biz ocağımızın mihrabı önünde bunun için toplandık, bunun için and içtik. Ocağın içinde gözlerin görmediği, fakat ruhların sezdiği bir fikir mihrabı vardır.? Bunlar ne mukaddes ifadelerdir ey Türk Ocaklı kadeşlerim. Bu mübarek Ocağın ateşini  yakanların gösterdiği hedeflere hiç bir siyasi çirkefe bulaşmadan yürümek azim ve kararlılığı bizim de şiarımızdır. Ön adı farklı olan bir çok Ocak´tan bizi farklı kılan da bu hassasiyetimiz ve asla sapmayacağımız ilkelerimizdir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temellerine konulan harcı dün kanları ile yoğuran aziz Ocaklılar, Cumhuriyetimizi sonsuza kadar yaşatmak için, bugün de gözünü kırpmadan, bir dakika bile düşünmeden can feda etmeye hazır alperenlerdir. Tanrı bizi TÜRK olarak yarattı. Bu ünvan her şeyden üstündür bizim için. Temennim odur ki; bir sonraki kurultay bugün Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanılan tarihi Türk Ocağı binasında olur. 100.yıl kurultayı orada yapılmıştı. Ocaklıların alın teriyle inşa edilen, harcı Ocaklıların göz yaşıyla yoğrulan binamızı geri alamamış olsak da, hiç değilse kurultaylarımızı orada yapmamıza  izin vermelerini beklemek hakkımızdır diye düşünüyorum. Çünkü ; o  binanın ruhaniyeti bambaşka. Yaşayanlar çok iyi bilir bunu. Yazımı Büyük Atatürk´ün Adana Türk Ocakları Hatıra Defterine yazdığı cümlelerle bitirmek istiyorum: ?Adana Türk Ocağı, Türklük nurunun feyyaz membaı olsun. Bu Ocağın ateşi çok pek çok kadimdir. Onu asırlarca söndürmeye çalışmaktan hali kalmadılar. Fakat buna her teşebbüs edenin Ocağı söndü. Çünkü o müteşebbisler düşünmüyorlardı ki Adana Türk Ocağı en asil Türk Ocaklarının kızgın ateşleriyle tenmiye olunmuştur. Ocağın bugünkü nuru ve alevi her kalbi aydınlatıyor. Ben bugün bu alevin sıcak temasında derin sevinç ve saadet hisleri duydum!