Siyasi partiler; millete daha iyi hizmet edebilmek, halkı mutlu, devleti de daha güçlü kılabilmek için heyecan duyan iddialı kadroların bir araya geldiği kurumsal yapılardır.
Partiler, demokratik sistemin en önemli organlarıdır. Bununla birlikte demokrasinin gelişmesi için de çaba sarfederler. Daha doğrusu çaba sarfetmelidirler.
Belki ismini sadece seçim dönemlerinde duyduğumuz veya hiç bilmediğimiz tabela partilerini de hesaba kattığımızda ülkemizde bir partiler enflasyonundan söz etmemiz doğru olacaktır. Bunların bir kısmının toplumda derin kökleri vardır. Bugün oy oranları küsurat bile denemeyecek kadar azdır. Fakat bu ucube hükümet sisteminde bir oy bile çok değerli ve gerekli olduğu için ittifak masalarında onlar da kendilerine yer bulmaktadırlar. Demokrasimizin " temsilde adalet" ilkesi gereğince her görüşün parlamentoya yansımasını şahsen ben önemli buluyorum.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde aslında Parlamento'nun işlevi de yok denecek kadar sınırlandırılmıştır. Milletvekilleri bile Bakanlara ulaşamamakta, soru önergelerine yazılı cevaplar verilmektedir. Çünkü bu sistemde Bakanların muhatabı Cumhurbaşkanıdır. Bakanlar sadece Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Milletvekillerinin pek kıymet-i harbiyesi kalmamıştır.
Halbuki sistemden önce Siyasi Partiler Kanunu değişmeliydi. Muhalefetteki her partinin en önemli seçim vaadidir bu konu. Ama iktidara gelen her parti bu meseleyi hasır altı etmekte, genel başkan sultası sürüp gitmektedir. Sonra da utanmadan "Hakimiyetin kayıtsız şartsız millette " olduğu nutukları atılmaktadır. Her şeyimiz sahte, her şeyimiz göstermelik.
Nitekim Milliyetçi Hareket Partisi'nde olağanüstü kongre talebiyle dört başkan adayı ortaya çıkmıştı. Devlet Bahçeli ;"yeterli imzayı toplayın ,gereğini yaparız" demesine rağmen , üstelik gerekli imzalar fazlasıyla toplandığı halde kongreyi yaptırmamış, muhatap olarak onlara mahkemeleri adres göstermiştir. Üstüne üstlük "ülkücü hareketi mahkemelere düşürdüler" diyerek yine onları suçlamış, hakaretler etmiş, partiden atmışlardır. Kimse kimseyi kandırmasın, böyle demokrasi olmaz. Parti içi demokrasiyi sağlayamayanlar ülkede gerçek demokrasiyi nasıl uygulayabilirler?
İyi Parti demokrasi özlemiyle kuruldu. Ne büyük zorluklarla karşı karşıya bırakıldığını, hangi engellemelerle boğulmaya çalışıldığını herkes biliyor. Genel Başkan sayın Meral Akşener'in ve ekibinin inanılmaz sabrı ve gayretiyle seçmende müthiş de bir ilgi uyandırdı . Daha ayağının tozuyla girdiği seçimlerde Millet İttifakı'nı kurarak büyük başarılar elde etti. Ama bizim;" Meyveli ağaca taş atan çok olur." Diye bildiğimiz bir atasözümüz vardır. Başarılı olanlara çelme takmayı marifet sayacak kadar kıskançlık komplekslerimiz de meşhurdur hani. Ne bileyim işte vitrinde yoksak ,o vitrinin camına taş atmak da bayağı kahramanlık sayılır siyaset arenamızda.
İYİ Parti çok yeni bir oluşum. Bu tür oluşumların tabanda mayalanması için zamana ihtiyaç vardır. Yine bir atasözü geldi aklıma. "Kervan yolda düzülür." Partinin kurucu üyelerinden bazıları ayrıldı, yerlerine yeni isimler geldi. Tercihlerde doğrular da yanlışlar da olabilir. Partinin tüzüğü ve kuruluş felsefesine samimiyetle bağlılık benim için önemlidir. Yani su akacak, yatağını bulacaktır. Genel başkan ve Başkanlık divanının çok titizlikle ve büyük bir hassasiyetle hareket edip, dengeleri gözetmesi ,kuruluş felsefesinden ayrılmaması gerekmektedir. Hiçbir kimsenin kaprisine rıza gösterilmemeli ama hiç kimse de öyle kolayca feda edilmemelidir. İYİ Parti kendini merkezde konumlandırmıştır. Yönetim kademelerinde milliyetçi ülkücü kadronun çoğunlukta olması bu partinin ana omurgasının da ne olması gerektiği konusunda açık bir mesajdır. Fakat ikinci bir MHP olmaya gerek yoktur. Merkezi milliyetçi manivelalarla yeniden biçimlendirmek ülkemizin geleceği açısından daha önemlidir.Bütün anketler belirgin bir yükselişe işaret eder, Millet ittifakı iktidara yürürken, arabanın tekerine bir çomak daha sokuldu. Üstelik bu sefer taş uzaktan gelmedi. Anladım ki partiler de dizayn ediliyor bir görünmez el tarafından. Kim kimin piyonu, kim kimin projesi belli değil!
Sayın Ümit Özdağ olmadı. Yanlış anlama, senin siyasi birikimine ,demokrasi mücadelene sonsuz saygım var. Milliyetçilik ve ülkücülük geçmişine, akademik çalışmalarına ve stratejik raporlarına kim söz söyleyebilir? Ama tuttuğun yol yol değil ve metodun yanlış. Ve senin adına çok üzüldüm. İddiaların velev ki doğru olsun, eğer tek suçlama 2015 yılında Kazakistan'da bir dernekteki başkan yardımcılığı ise bırak İl Başkanını, diğer partilerde bir çok Milletvekili hakkında soruşturma başlatılmalıdır.
Buğra Kavuncu'nun dayısıyla sen belki ondan daha fazla görüşmüşsündür. Enver Altaylı'yı yıllardan beri ve en iyi tanıyanlardan birisisin. Sayın Özdağ, senin istihbarat kaynakların da oldukça güçlüdür. Hayırdır Amerika'yı yeniden mi keşfediyorsun? Ama sen bu açıklamaları hangi kanalda ve kimin programında yapıyorsun? Bu bile benim içime sinmedi. Üstelik son kongrede GİK'e giremeyince çekiyorsun silahını, ben yoksam bundan sonrası tufan dercesine .İşte bu nedenlerle olmadı be dostum. İnan ki kim haklı, kim haksız noktasında değilim ben. Çok açık ve net söylüyorum ki, korsan ek listede senin ismini çizenlerin, senden önce gitmesi gerekir bu partiden. Ama artık sen de kalamazsın, kalmamalısın. İYİ PARTİ cesurlar hareketi olarak tanındı siyaset aleminde. Gitsen bile adını unutmazdı ülküdaşların. Kötülüğe kötülük her kişinin yapabileceği bir davranıştır. Ama kötülüğe iyilik, er kişinin hasletidir. Senden bunu beklerdi dava arkadaşların. Olmadı işte sayın Özdağ.Sen tam tersini yaptın!
Sırtımızda yumurta küfesi yok. Eğer Fetö hainiyle bir iltisak var ve halen devam ediyorsa bu bağlılık,gerçekten bütün gemileri yakar köşemize çekiliriz biz. Hele hele AKP ile ittifakı aklının ucundan geçirenlerle işimiz olmaz bizim. Ama yordunuz bizi sayın vekilim. Hangi dava adamının peşine takıldıysak ağustosta zemheriyi yaşattı bize . Sen de dahil. Helal olsun o Topuklu Efe'ye ki tek başına direniyor bütün komplolara. Ya da ben öyle zannediyorum. Öyle zannettiğim süre düşüncelerim değişmeyecek. Onda Balkanlardaki İttihatçı direnci, Gazi'nin Kuvva'cı neferlerindeki azim ve kararlılığı,Türkçü damarı görüyorum. Milletim de belki o nedenle sevmeye başladı onu. Sana da yeni maceralarında başarılar diliyorum. Başka ne diyebilirim ki? -----Ahmet Acaroğlu------