İlk anda size evlere hapsedilmiş  65 yaş ve üzeri  mahkumların çığlığı gibi gelebilir

İlk anda size evlere hapsedilmiş 65 yaş ve üzeri mahkumların çığlığı gibi gelebilir yukarıdaki başlık. Çünkü çok sıkıldılar bu karantinadan. Herkes dışarıda, bir onlar içeride. Bir aşağılanma gibi hissediyorlar artık bu yasağı. Hiç kimse kalkıp güzellemeler yapmasın bizim için. Biz kendi sağlığımızı başkalarından daha az düşünmeyecek kadar akıllıyız. Eğer varsa kural tanımazlar, devletin emniyet güçleri görevinin başında zaten. Yasakları kaldırılan kesimler sanki çok mu uyuyorlar konulan tedbirlere?! Yani herkes yeni normal, sadece 65 yaş üstü anormal! Risk varsa herkes için var. Hareketsizlik ve psikoloik travma başka dertlerin tetikleyicisi. Bunu bilmiyor mu Bilim Kurulu üyeleri veya hükümet yetkilileri? Yetti ama artık! Eklemler kireçlendi, kaslar gevşedi, yürümeyi unuttu bu ihtiyar delikanlılar. Artık onların da sosyal hayata eklemlenmesi için gereken çalışma yapılmalıdır. Ama yazı başlığının size başka çağrışımlar yaptığını da tahmin , hatta temenni ediyorum. ABD'nin Minnesota eyaletinde 46 yaşındaki siyahi Amerikalı George Floyd'un ,boğazına basan polis memuru Derek Chauvin'e ; " NEFES ALAMIYORUM." diyerek sesini duyurmaya ,ıstırabını anlatmaya çalışmaktadır. Bir evrensel çığlıktır aslında Floyd'un ciğerlerinden hırıltıyla çıkabilen kelimeler. Baskı altında yaşayan, tüm özgürlükleri beyaz ırkın vahşi çocukları tarafından gaspedilmiş, derisinin rengi gibi kara yazgılı insanların ortak sloganı olmuştur bu iki kelime. Kapitalist ve ırkçı faşistlerin yüzüne haykırılan, boyunlarına asılan utanç vesikası, hümanizm yalanının dökülen boyasıdır şah damarın bu son feryadı. Mesele; Flöyd'ün haklı mı, suçlu mu olduğu meselesi değildir. Devletin kolluk güçlerinin kullandığı orantısız güçtür. Silahsız bir adamın boynuna basarak onu öldürmenin adı cinayettir kardeşim. Hele de bu öfke ve kinin hedefinde siyahi bir vatandaş varsa, bunun adı IRKÇILIKTIR! Dünyaya ölümler biçen, ABD, mazlumların ahı ve patlamış isyanıyla bir anda cehenneme dönmüştür. Bu dünya ; etme bulma dünyasıdır. Zulüm ile abad olunmaz demiş atalarımız. Amerika'nın yerlileri Kızılderililer birer av hayvanı gibi kurşunlanarak, zehirlenerek yok edilmediler mi? Afrika'nın yoksul insanları gemilerle kaçırılıp ABD ve İngiltere'nin madenlerinin çıkarılmasında köleler olarak boğaz tokluğuna çalıştırılmadılar mı? Yahu bu AfroAmerikanları ne otobüslerine , ne lokantalarına, ne de çocuklarının okuduğu okullara sokmadı antik Roma ve Grek medeniyetinin bu ahlaksız varisleri. ABD'de de iktidar iki parti arasında el değiştirir; Cumhuriyetçiler ve Demokratlar . Eyalet sisteminde Valilerin de çok büyük yetkileri ve arkalarında halk desteği vardır. Genel seçimlerde Valilerin sonucu belirlemede etkili olduklarını biliyoruz. Devlet Başkanı ile aynı partiden olmayan Valiler farklı tavırlar alabilmektedirler. Nitekim 30 kente sıçrayan ve Amerika'nın tamamına yayılma eğilimi gösteren isyan, polis tarafından bastırılamayınca sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Vandallık, yağma, kundaklama ve düzene başkaldırıya dönüşen sokak hareketleri, ilan edilen sokağa çıkma yasağına rağmen devam etmektedir. Eyalet valileri gereken önlemleri almazsa Trump orduyu göreve çağırmaya hazır olduğunu açıklamıştır. Seçimler de yaklaştığına göre anlaşılan odur ki; tarzan zorda. Bana sorarsanız daha da beter olsun inşallah. Trump'ın hedefinde Antifa örgütü vardır. Bu örgüt genellikle anti faşist, anarşist ve komünistlerin geçici olarak bir araya geldiği, emir komuta zinciri olmayan, lidersiz ağlardan oluşan sol bir yapı diye biliniyor. Çünkü baskı altında tutulan diğer dinlerin mensupları da bunlarla beraber hareket edebilmektedir .Bunlara Müslümanlar da dahildir. Trump bu özellikteki halk hareketini nasıl bir terör örgütü olarak ilan edebilir ki? Seçimler yaklaşmışken aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Üstelik bu örgüt, Irak'ın işgalinde, Libya'nın parçalanmasında, Suriye'nin karıştırılmasında PKK'nın uzantısı YPG ile birlikte savaşan ABD'nin terör maşası. Yaa Trump efendi, böyledir bu işler. Silahlandırıp beslediğin, dünyanın başına bela ettiğin bu örgütler ,eline İncil de alsan,bumerang gibi döner, bir gün seni de vururlar. Bu isyan sadece Floyd'un barbarca öldürülmesiyle sınırlı değildir. Baskıdan ve ırkçı hegemonyadan bunalmış, kapitalizmin kıskacında fakirleşen ,işini kaybeden insanların hak, hukuk ,ekmek ve adalet için patlamış öfke dalgasıdır. Kapitalizmin başat ülkesinde, eşitlikçi olmayan yönetimlere, tüm ahlaki ve insani erdemleri yok etmiş ırkçılara ,sömürüye dayanan vahşi bir sisteme isyandır bu. Kaddafi'yi yer altına gömen, Saddam'ı sığınağına saklanmaya mecbur bırakan ABD'nin, snob, megolaman, şımarık, zorba ve densiz başkanı sığınağa saklanmak zorunda kalıyorsa, kapitalizm resmen iflas etmiştir. Korona virüsünden sonra inşallah bu kapitalist kenelerden de kurtulur dünyamız. Irkçılığa da, emperyalizmin soygun düzenine de hep birlikte hayır demeliyiz. Ben milliyetçiyim. Milletimi çok seviyorum, ama diğer milletleri de aynı Tanrı'nın yarattığının bilincindeyim. Olmayacağını biliyorum ama yine de birlikte üretip, adilce paylaşılan barış ve kardeşliğin hakim olacağı bir dünya özlemiyle hoşça kalın diyorum. ------Ahmet Acaroğlu----