İslami terminolojiyi siyasetine mihenk yapanlar istişare ve şurayı neden önemsemezler? İstişare ve şura; farklı görüşlerin tartışıldığı, kararların ittifakla alındığı toplantılar değil midir? AKP ve MHP aykırı görüşlere de tahammül edemiyor.
İfadesi bile yanlış. Panama Kanalı, Süveyş Kanalı gibi ? İstanbul Kanalı? dememiz gramer kurallarımıza daha uygun. Belirtisiz isim tamlaması bu. Eksiklik sadece burada mı? Kanal konusunda dile getirilmesi, belirtilmesi gereken o kadar konu varken sen tamlamaya mı takıldın diyeceksiniz, biliyorum. Doğulu toplumlar duygusaldır. Reis ne derse o olur. Ve bizde o kadar çok reis vardır ki saymakla bitmez. İlla kötüye de yormayın canım. Reis aynı zamanda otoriteyi de temsil eder. Bizim Ocaklar´da hem Genel Başkana, hem Şube Başkanlarına ? Reis? diye hitap edilir. Bu Türk devlet geleneğindeki hiyerarşik düzene de uygun bir kavramdır aslında. Yerleşik düzene geçmezden önceki sosyal topluluklarda kabile reislerini hatırladınız herhalde. Reis; güç, kuvvet sembolü, akıl ve iradenin temsilcisi, sevk ve idarenin tartışılmaz lideridir.
Modern toplumlarda bu kavramın yerini başka terimler almıştır. Endüstri 4.0 denilen dördüncü sanayi devriminin şekillendirdiği toplumlarda reis; yapay zekadır, nano teknoloi , otomasyon, inovasyondur. Artık otoriteyi ve gücü, öncüyü ve lideri bunlar belirleyecektir. ?Hayatta en hakiki mürşit; ilimdir, fendir.? diyen büyük önder Atatürk yüz yıl önceden görmüş bugünleri.
Neden bu kadar uzun giriş yaptığımı, güncel konuyla bağlantı kurduğumda daha iyi anlayacağınızı umuyorum. Gündemde , iktidarın ?çılgın?, muhalefetin ise ?soygun? diye nitelendirdiği bir kanal projesi var. Olsun mu, olmasın mı? Ben başka bir pencereden bakıyorum konuya. Çünkü bu işin ekonomik boyutu var, çevre ve ekolojik boyutu var, biyolojik, jeolojik boyutu var, içme suyu boyutu var. Yani bilim adamlarınca tartışılması gereken devasa bir proje bu.
Ama ne diyor İBB Başkanı sayın İmamoğlu´na sayın Cumhurbaşkanımız, ?Sen otur işine bak! Senin aklın ermez bu işlere. Yakında ihaleye çıkıp, kazmayı vuracağız.? Sayın Bahçeli; ?Bizim için beka meselesi.? deyip karşı çıkanlara bildik üslubuyla hakaretler ediyor. Sayın Erdoğan bilim adamlarının çalışma yaptığını, raporlarının hazır olduğunu söylüyor. Eh ÇED raporu da teslim edildiğine göre bu iş tamamdır, oldu da bitti maşallah. Bu mudur yani? Kimilerine göre 70-80 milyar lirayı aşan bir bütçe gerektiren dev projeyi neden enine boyuna milletin önünde tartışmıyorsunuz? Bu para milletin cebinden çıkmayacak mı? Benim bir vatandaş olarak ayrıntıları öğrenmek hakkım değil mi?
İslami terminolojiyi siyasetine mihenk yapanlar istişare ve şurayı neden önemsemezler? İstişare ve şura; farklı görüşlerin tartışıldığı, kararların ittifakla alındığı toplantılar değil midir? AKP ve MHP aykırı görüşlere de tahammül edemiyor. Sayın Bahçeli 2011 yılında bu kanal projesine ?soygun? diyordu, bugün beka projesi diyor. Üstelik vatansever duygularla karşı çıkanlara bir de hakaret ediyor. Bu nasıl bir siyasettir yahu? O zaman sayın R.T.Erdoğan çok daha tutarlı bir siyaset izliyor demek ki. Eskiden parti liderleri televizyon kanallarına birlikte çıkar, milletin önünde birbirlerine hakaret etmeden gayet medeni bir şekilde tartışırlardı. Artık bu demokratik hoşgörüye de hasret kaldık. Hep hakaret, hep gerilim! Kimse kimsenin vatanseverliğini, imanını, inancını ölçmeye kalkışmasın, yetti artık. Ben ülkem için doğru bildiklerimi yazıp söylemeye devam edeceğim. Bunun bir vatandaşlık görevi olduğuna inanıyorum.
Sayın Erdoğan´ı sevenler ona da Reis diye hitap ediyor. Bir çok pankart ve dövizde görürsünüz bu kelimeyi. Bir sevgi ifadesidir şüphesiz. Sevenler sevdiklerinin yanlışlarını görmezler. Hele reis dediklerimizin kusuru da yoktur zaten! Bu yüzden reisler bir anlamda yalnızdırlar. Kral çıplak diyecek cesur dostları da onlar barındırmaz çevrelerinde. Bütün dünyada ve bütün zamanlarda böyle olmuştur bu. O nedenle hayal kırıklıkları ve aldanışların arkası gelmez. Zarar ve ziyan da büyük olur. Ne Dimyat´a ulaşabilir, ne de elimizdeki pirinci muhafaza edebiliriz bazen.
İstanbul Kanalı olsun mu olmasın mı? Bu soruyu hala bana mı soruyorsunuz? Ben diyorum ki; benim gibi romantiklere değil, bunu uzmanlara sorun. Ha bir de Lozan ve Montrö antlaşmasının bu devletin egemenlik haklarının tapu senetleri olduğunu da bilmeyenlere anlatın. ---------Ahmet Acaroğlu----------