Jane Austen; “Güven bitmişse virgül koyup düşünmeye gerek yok. Nokta koymanın zamanı gelmiştir.” der.
Öyle olaylarla karşılaşırız ki bazen, zamanında neşteri vurmadığınız takdirde sonucun nereye evrileceğini bilemezsiniz. Hani zamanla sular durulur, sel yatağını bulur diye düşünürsünüz ya, hep hayra yorarsınız ya yaşadıklarınızı. Beklediğiniz gibi olmaz, yara iyileşmez kimi zaman. Yatağından taşan sular felaketi olur verimli ovaların. Çamur deryasına döner köyler kentler. İyi insanlar hep üzülür.
İYİ Parti Edirne İl teşkilatında yaşanan, hem yerel hem de ulusal basında farklı yorumlarla aktarılan aile içi sürtüşme maalesef bardağı taşıran son damla olmuştur. Olay adliyeye taşındığına göre sonucu beklemek en iyisi. " Kim haklı, kim haksız?" sorusunun cevabı soruyu yönelteceğiniz taraflara veya kişilere göre şüphesiz farklı olacaktır. Aile içi bu kavgadan nemalanan, ellerini ovuşturarak fitnenin ateşinden siyasi gelecek kurgulayan muhterisler de olacaktır şüphesiz. Bunlar her partide zaman zaman yaşanan rutin klik atraksiyonları aslında. Truva atı örneğinde olduğu gibi köşe kapmaca, yahut kaleyi içerden fethetme şeytanlığı da diyebilirsiniz. Zamanında noktayı koymazsanız karşılaşacağınız hasar büyük olur.
Fakat İYİ Parti, siyaset sahnesine yeni çıkan, çiçeği burnunda bir parti olduğu için daha dikkatli ve daha tedbirli olmak zorundadır. Katıldığı ilk seçimde halkın büyük ilgisiyle karşılaşan ve halkımızdan giderek büyüyen bir teveccüh gören bu parti , bazı siyasi parti ve liderlerin de uykusunu kaçırmaya, onların korkulu rüyası olmaya başlamıştır. Daha kurulurken önlerine hangi engellerin çıkarıldığını, seçime sokulmamak için hangi entrikaların çevrildiğini, hangi iğrenç iftiralarla ve saldırılarla yok edilmeye çalışıldığını bu millet unutmadı. Belki bu sistemli saldırılar ve yaşanılan mağduriyetler, her görüşten insanın onu sahiplenmesine vesile oldu. Bugün artık İYİ Parti, organizatörü olduğu MİLLET İTTİFAKI ile en güçlü iktidar adayıdır. AKP ve MHP'yi yeni bir seçim kanunu arayışına iten, barajı % 7'ye çekmelerine mecbur bırakan da budur.
İYİ Parti daha yolun başındadır ve kurucularının önemli bir bölümü ülkücü ve MHP kökenli olmasına rağmen ,T.Özal'ın ANAP'ı, R.T.Erdoğan'ın AKP'si gibi her siyasal görüşten insanı samimiyetle kucaklayan bir partidir. Henüz kendi siyasi felsefesini ve özgün üye ve seçmen profilini oluşturamamıştır. Damarın oluşması için zamana ihtiyaç vardır. İYİ Parti şimdilik Meral Akşener'in inanılmaz performansı ve müthiş eforu ile umutların ve beklentilerin çekim merkezi durumundadır. Yapılacak ilk seçimde sağlanacak başarı İYİ Partinin kökleşmesini ve demokrasimizin aort damarı haline gelmesini sağlayacaktır.
O nedenle Yönetim Kurullarında, Genel İdare ve Merkez Karar Organlarında ve dahi Milletvekilleri arasında farklı düşüncelere sahip insanların olması doğaldır. Hatta parti içi güç dengelerinin zaman zaman açık veya gizli birbirlerine tavır alıp meydan okumaları da parti içi demokrasinin işlerliği açısından değerlidir. Ama Edirne'de veya ülke bazında düşündüğümüzde birkaç il veya ilçede yaşanan tartışma veya dalaşmaya bu kadar iyimser bakılamaz.
Hani bu parti "İYİLER ve CESURLAR HAREKETİ" idi? Bu partinin samimi bir üyesi olarak sorma hakkım var; iyi insanlar birbirine böyle mi davranır, birbirlerinin arına, namusuna, şerefine haysiyetine sosyal medya sayfalarında alenen hakaret etmek mi cesaret gösterisidir?! Tekrar söylüyorum ben savcı veya yargıç değilim, haklı kim, haksız olan hangisi, bunun peşinde değilim. Başkanı da tanıyorum, Belediye Meclis üyelerini de. Hem de 40 yıldan beri. Dostum, dava arkadaşım, gönüldaşım, ülküdaşım onlar benim. Ben, bin bir emekle bugünlere ulaşan kardelen çiçeğinin hoyratça çiğnenmesine, milletimizin içini ısıtan güneşimizin balçıkla sıvanmaya çalışılmasına isyan ediyorum. O kadar cesuruz ki; düşmana bile gerek yok, birbirimize yeteriz biz! Yazık be, vallahi yazık. Siyasetle uğraşanlar, kitle örgütlerinde görev yapanlar yol arkadaşlarını iyi seçmelidirler. Beyaz gülün gölgesinin de siyah olduğunu ne çabuk unuttuk yahu?! İyilik bile maraz doğuruyor ülkemde!
Çok şey biliyorum ama edebim el vermiyor yazmaya. "Her kötülüğün iki tedavisi vardır; vakit ve sükut."diyor ya Alexandre Dumas. Ben de susup bekleyeceğim bir süre. Verdiğim oyun arkasındayım çünkü. Kimseden bir şey beklemiyorum. Siyaset defterini de çoktan kapattım. Ama doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten de vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim, bugün de yarın da.
O nedenle diyorum ki; sayın Merkez İlçe Başkanı Zafer kardeşim, sayın Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarım, İl Başkanı sayın Ekrem Demir'e sosyal medya ve yerel basında çok galiz kelimelerle yaptığınız hakaret ve istifa talebiniz size yakışmamıştır. İl Başkanı veya İl Yönetimi ile ilgili bir şikayetiniz varsa bunun Genel Merkeze gönderilmesinin yolu açıktır. Her kafası bozulan , her canı sıkılan Başkanın istifasını isterse ve bunu basın yoluyla alenen yaparsa, haklı bile olsa haksız duruma düşer. Başkanı değiştirmenin yolu bellidir; o da kongredir.
Horozların çok olduğu yerde bilirsiniz ki sabah geç olur. Birbirine saygısı olmayanların,birbirine güven duymayanların aynı çatı altında huzur içinde ve verimli çalışması mümkün değildir. Buradaki amaç da bellidir; istifa etmeyi göze alamayıp ihraç edilmeyi sağlamaktır. Eğer haberdar olduğu halde Genel Merkez de gerekeni yapmıyorsa orada da başka entrikalar, başka güç mücadelesi var demektir.
Kendimizi en mükemmel gördüğümüz ve kusuru hep başkalarında aradığımız müddetçe katlanılmaz bir varlığa dönüşürüz. Cemaat olmanın ve bir topluma aidiyet duymanın getirdiği sorumluluklar vardır. Birlikte yol yürünecekse sorunlu değil, toplumun önünde sorumlu olmalıyız. Yazımı iki güzel insanın iki güzel sözü ile bitirmek istiyorum.
Birlik ve beraberlikte kuvvet, ayrılıkta, sıkıntı ve felaket vardır." II. Abdülhamid
Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinize kin tutmayınız. Birbirinizi kıskanmayınız. Birbirinizle dostluğunuzu kesmeyiniz. Ey Allah´ın kulları kardeş olunuz." Hz. Muhammed (s.a.v.)