Bu hafta da bir deyimimizin hikâyesini paylaşıyorum.
Bu hafta da bir deyimimizin hikayesini paylaşıyorum. Keyifli okumalar dilerim.
HAPI YUTMAK
Bir şeyin artık gerçekleşme ihtimali kalmadığı, birisinin başına gelen kötü bir halden dolayı iflah olmaz mecraya girdiği, düzen ve dubaranın bozulup hakikatin ortaya çıktığı, kötülüklerin sona erdiği durumlarda "Artık hapı yuttu; hapı yuttu sayılır..." gibi ifadeler kullanırız. Bu deyim bize, Sultan IV. Murat zamanının yadigarıdır.
Günümüzde TDK bu deyimi şu şekilde açıklıyor, hapı yutmak:Kötü bir duruma düşmek. Biz gelelim deyimimizin hikayesine.
Sultan Murat'ın kahve, müskirat (sarhoş edici maddeler) ve mükeyyifatı (keyif verici maddeler) yasakladığı dönemde saray casuslarından biri, belki de kıskançlık sebebiyle, hekimbaşı Emir Çelebi'nin yasakları çiğnediği ve afyon kullandığına dair bir ihbarda bulunur. Hünkar, Emir Çelebi'yi aslen çok sevmekte ve itibar etmekte, hatta kendisini sık sık sohbet için huzura çağırmaktadır. Bu ihbara önce inanmazsa da Çelebi'yi yoklamayı da ihmal etmez. Gelen habere göre Hekimbaşı kuşağı arasında bir curadan (yudumluk; yüzük, mühür, vb. küçük şeyleri muhafaza etmek üzere taşınan kutucuk) taşımakta ve afyon macununu da onun içinde saklamaktadır. Padişah bermutat, Emir Çelebi'yi satranç oynamaya davet etmiş. Oyunun tam orta yerinde,
— Çelebi, demiş, kuşağını çöz de içinde ne varsa boşalt hele! O dönemlerin kıyafetlerinde cep kullanılması yaygın olmadığından kalemden, hançer, mühür, para kesesi, vs. eşyalar hep kuşak içinde muhafaza olunur ve yoklama esnasında kuşak çözdürülür imiş. Çelebi, hünkarın bu emri üzerine bir ihbara kurban gittiğini ve başına gelecekleri hemen anlamış. Kuşağını çözmeden cüradanı çıkarıp satranç tablasının üzerine koymuş. Padişah, cüradanı ters çevirip mercimek büyüklüğündeki afyon haplarını tablanın üzerine boşalttıktan sonra sormuş,
— Bre Çelebi bunlar nedir?
— Islah edilip zararsız hale getirilmiş afyon hapları hünkarım.
— Ne yaparsın bunları?
— İlaç veya panzehir niyetine hastalara veririm.
— Peki, hastalara zararı olmaz mı?
— Hiçbir zararı yoktur hünkarım.
— O halde, yutmaya başla bakalım. Emir Çelebi, padişahın öfkesini iyi bildiğinden, sonunun geldiğini anlayıp hiçbir şey söylemeden, gözleri yaşararak hapları bir avuçta yutmuş ve sonra satranç tablasının başından kalkarak,
— Elveda hünkarım! Devletinize zeval erişmeye, deyip kapıdan çıkıp gitmiş. Çelebi'nin bilahare, eve varınca kendisini tedavi etmek isteyenlere izin vermediği ve panzehir olarak hiçbir şey almadığı hatta haplar bir an evvel kana karışsın diye de bir bardak nar şerbeti içerek dünyaya gözlerini yumduğunu tarihle, yazarlar.
Çelebi'nin, IV. Murat gibi bir hükümdarın hışmına uğradıktan sonra ölmeyi yaşamaya tercih etmiş olmasına şaşırmamak lazımdır. Bu hadiseyi takip eden günlerde zamanın ariflerinden biri, "Çelebi'ye ne oldu?" diyenlere "Hapı yuttu!" diye cevap vermiş.