Gündeme kadın gözüyle bakış?
Özü, sözü, gönlügüzel insanlar; merhaba.
Hiç bir çıkar gözetmeden sivil toplum örgütlerinin ve bir siyasi partinin il teşkilatı içinde,zamanımın çok kısıtlı olmasına rağmen, ülke ve toplum yararına hizmet etmek için elimi taşın altına sokmaktan korkmadım. Benim gibi düşünen, çalışan, aydın ve çağdaş Türk kadınlarından biri olarak; demokrasiye inanan bir kadın gözünden ve kaleminden bir kaç gözlemimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Benim gibi düşünen ve uygulayan kadınlar olarak azınlıktayız ki anlatamam. Aslında fikri benim gibi milyonlarca kadınlarımız var; fakat ne hikmetse başlarını TV dizilerinden kaldırmıyorlar ve emin olun ki o dizilere döktükleri gözyaşlarının onda birini ülkemizde olup bitenler için dökseler, çözüme daha fazla katkımız olacağından sorunlarımız çok daha azalır diye düşünüyorum.
Ülke nüfusumuzun yarısı kadın; ama memleket meselelerinde bizi pek "tınlayan" yok.
Ülke kan gölü halindeyken kadınlarımız hala dizi izleyebiliyor. Eğlencelerinden hiç bir şeyi eksik etmiyorlar. Umursamıyorlar ve giderek olanlara bitenlere (şehit haberlerine, kalkan cenazelere,ölen insanlara) daha da duyarsız yaklaşıyorlar. Bakış açıları değişmediğinden her türlü olayı kanıksıyorlar, dolayısıyla vicdan ölçüsü de haliyle değişiyor. Sonuç olarak ülke giderek karanlığa doğru sürükleniyor.
Ülkenin sorunlarına biz kadınlar yeterince ve ağırlığınca el atmaz, tam aksine uzaklaşırsak; benim düşüncem şu ki ülkede hiç bir sorun düzelmez. Bırakın düzelmeyi, git gide daha çok çözümsüzlük içine saplanır. Kadın-erkek ayrımı yapmadan, bu gemide yolculuk yapanlar olarak,parlamentoda eşit yetkiye ve etkiye sahip olduğumuz gün ülkenin sorunları emin olun bitmeye yüz tutacaktır.
Peki, cumhuriyetin sayılamayacak kadar çok kazanımlarını bir kalemde silmeyi gözealmış bir zihniyetle ,ister sağdan, ister aşırı soldan olsun; bunlarla mücadele edilmez ise neler olur? Tabi ki demokrasiyi ve cumhuriyeti bekleme odasına alan bir zihniyet tarih öncesinde de vardı,şimdi de var yarın da olacaktır. Her aydın, her cumhuriyetçi, demokrasiye inanan her Türk kadını, öyle ya da böyle dizi izlemeyi, evlilik programlarıyla haşır neşir olmayı ve yanlı televizyonları izlemeyi veya gazeteleri okumayı bırakmalıdır. Elini taşın altına sokmalı, her türlü sivil toplum örgütlerinde görev almalıdır.
Sevgili okuyucularım; geç kalmışlık diye bir şey yoktur. Erken kalkıp yol almamak vardır. Ve ben diyorum ki; başta ev hanımları olmak üzere, üst düzey görev yapanından bürokrasi ile ilgilenenine, iş dünyasının vazgeçilmez kadınlarından, siyasetle uğraşanlara kadar bütün Türk kadınları biran önce uyanmalı ve erken yol almalıdır.
Sevgi ve saygılarımla?