Ramazan Bayramının ikinci günü Halk Tv’nin “Görkemli Hatıralar” programı Edirne’deydi. Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan ve Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan da ev sahibi olarak canlı yayındaydılar. 

Recep Gürkan benim çok eski yıllardan beri tanıdığım bir meslektaşım. Benim gibi öğretmen kökenli bir kamu yöneticisi. Üstelik son derece donanımlı ve bence Edirne'de güzel işlere imza atıyor. Pozitif düşünenler başkanların neler yaptığını konuşurlar, muhalif olanlar da neleri yapamadığına ya da daha ılımlı bir anlatımla neleri yapması gerektiğine odaklanırlar. Normaldir bu. Sayın Recep Gürkan Trakya Üniversitesi Genel Sekreteri iken UZUNKÖPRÜ TÜRK OCAĞI olarak kendisini davet etmiş, eğitim sistemimiz ile ilgili bir konferans vermesine vesile olmuştuk. Milletvekilliği için aday olmayı düşünüyordu. Kapanışta plaket takdiminde ; "Türk Ocağı mübarek bir ocaktır. Yolu bu Ocaktan geçenlerin akıbetleri hep bahtiyarlık olmuştur. Çıktığın yolda sana da başarılar diliyorum." demiştim. Sonrasında milletvekili oldu, iki dönemdir Edirne Belediye Başkanı. Özlem Başkan kızımız da Uzunköprü'nün iki yıllık Belediye Başkanı. Trakya'da tek kadın başkan. Aydın belediye Başkanı ile aynı adı taşıyor. İkisi de popüler o yüzden. Başarılı mı diye sorulabilir. Bence kısıtlı imkanlarla neler yapılabilecekse onları yapmanın gayreti içinde. Kolay değil muhalefet partilerine mensup başkanların işi. Özlem başkan basının ve dostlarının eleştirilerine değer verdiği ölçüde gönüllerde daha çok kabul görecektir. En doğru kararı halk verecektir şüphesiz ve onun yeri ve zamanı da seçimde önümüze konacak sandıktır. Bu çok uzun peşrevden sonra Halk Tv ve Görkemli Hatıralar için de bir şeyler söylemek istiyorum. Serhan Asker'in programı, formatı itibarıyla rakipsiz ve yıllardır özlemini çektiğim sanat edebiyat programı. Serhan, mükemmel diksiyonu ve imrenilecek edebiyat ve sanat tutkusuyla beni hafta sonları programına müptela etmeyi başardı. Ben de bununla yetinmeyip bir çok arkadaşımı haberdar ederek izlenme oranının artmasına katkıda bulundum. Üstelik çok etkilendiğim bölümlerde de mesajlarımla destek olmaya devam ediyorum. Serhan kardeşim iyi bir solcu, heyecanlı bir devrimci. Diyeceksiniz ki; sen de inanmış bir ülkücüsün, nasıl oluyor bu? Güzel bir soru aslında. Ben de kendime şöyle soruyorum zaman zaman: Bugüne kadar niçin olmadı bu tür ön yargısız buluşmalar? Neden hep uçlarda yaşadık gençliğimizi, neden dişlerimizi gıcırdatarak, yumruklarımızı sıkarak ötekileştirdik birbirimizi? Niçin heder ettik değerlerimizi, yok saydık bizim gibi düşünmeyenleri? Ne hakla katlettik bunca aydınlarımızı! Kimin için, hangi karanlık güçlerin adına! Serhan kardeşim sen henüz gençlik romantizminden ve ideolojik güdülenmelerinden kurtulmuş değilsin. Devrimci bir eylem gibi bakıyorsun yaptığın işlere. Eyvallah ama bu ülke bu taassuplardan çok çekti. Bu ülkede yapılacak en büyük devrim 84 milyonun kardeşliğini, kucaklaşmasını sağlamaktır. Bu sadece sol sloganlarla, Marksist şablonlarla olmaz, olmuyor, bunu hala anlamadın mı? Halk Tv bile tartışma programlarında her görüşün temsilcilerine yer veriyor, söz hakkı tanıyor. Seni belki sadece CHP'li belediye başkanları davet ediyor, veya senin teklifine sadece onlar evet diyor. Bazen hdp'li başkanlar ya da Ovacık'ın komünist başkanıyla hemhal oluyorsun. Ben istiyorum ki senin programların sanatın çiçek bahçesi olsun. Herkes hangi çiçeği daha çok seviyorsa onun kokusunu hissetsin senin programlarında. Ama sen formatını değiştirmezsen biz kayıp yıllarımıza yeni ziyanlıklar ilave etmeye devam edeceğiz demektir. Ben yıllardır soğuk baktığım yazarların sıcaklığını buluyorum senin ve konuklarının anlatılarında. Ama senin tayfan da sağcı, milliyetçi, İslamcı her neyse işte, o sanatçı ve yazarları aynı hoşgörüyle tanıma arzusunu duymuyorsa, anlama gayreti içinde olmuyorsa emperyalizmin ilmiğini boynumuza kendi elimizle geçirmiş olmuyor muyuz? Sağ da sol da prangalarından kurtulmalıdır. Soğuk savaş yılları geride kaldı. Dünya değişirken biz dünkü sloganların esaretine razı olamayız, olmamalıyız. Yazı uzamasın istiyorum ama söylemezsem olmaz. Edirne'den yaptığın yayında Muğlalı sanatçı ve eski CHP milletvekili sayın Tolga Çandar'ın ve zeybek oyununun ne alakası olabilir yahu? Edirne'de gösterilecek o kadar çok tarihi eser, anlatılacak o kadar destan, dinlenecek o kadar çok yerel müzisyen ve sanatçı varken bu nasıl bir tercihtir kardeşim?! Edirne'de Ezine peynirini övmek de yadırgandı diyebilirim. Her programında o ilin milletvekillerini misafir ederken Edirne milletvekilleriyle problemin mi var anlayamadım? Millet İttifakı'nın üç vekili var Edirne'de ve biri de İYİ Partili Orhan Çakırlar. Üçü de en az Tolga Çandar kadar vatansever ve Atatürk'çü. Yazık oldu o pehlivanlara. O kadar hazırlık sadece iki dakika için miydi? Serhan kardeşim, eleştirilerimi dostça yaptığımdan hiç şüphen olmasın. Hatalar, eksiklikler elbette olacak. İnsanız çünkü biz. Zaten programların güzel. Ben çok daha güzel olsun istiyorum. Özlem başkanım, üç saatlik programda, dünyanın yaşayan en uzun taş köprüsünün bir fotoğrafını yayına koydurmaz mı insan diye hayıflandım izlerken. Ama peynirle ilgili müjdelerine sevindim. Tanıtım yetersiz de olsa bir bayram gününde olması Edirne'miz için iyi olmuştur.