Cep telefonlarınıza mutlaka şöyle bir mesaj gelmiştir:
"Telefonda kendisini Polis Asker Savcı olarak tanıtıp, ADINIZ FETÖ/PDY,PKK vb. TERÖR ÖRGÜTÜ SORUŞTURMASINA KARIŞTI diyerek para ve altın isteyenlere inanmayın."
Çünkü yeni bir dolandırıcılık metodu gelişti.. Çevrenizdeki bir çok kişinin bilinmeyen numaralardan arandığını, bütün uyarılara rağmen bazı kişilerin bunlara aldanıp kandığını ve mağduriyet yaşadığını duymuşsunuzdur. Genelde yaşlı ve yalnız yaşayan insanları kurban olarak seçen bu eşkıyalar hepimizi tedirgin etmekte, toplumun huzurunu bozmaktadırlar. Bunlar emek ve alın teri hırsızları, asalak yaşamayı alışkanlık haline getirmiş kalpazan çeteleridir.
Bunlar ahlaktan nasipsiz, merhametten habersiz, ar damarı çatlak,utanması olmayan, insan müsveddesi, cibilliyetsiz, karaktersiz ,vicdansız pisliklerdir. Aldananlar sadece zavallı yaşlılarımız değildir. Anlı şanlı sanatçıların, işadamlarının yanı sıra, televizyon programlarından tanıdığımız bazı Profesörlerin de tongaya düştüklerini biliyoruz.
İşin sosyolojik ve ekonomik boyutunun da araştırılması gerekmektedir. Hırsızlık niçin bu kadar yaygın hale gelmiştir? Artan işsizlik , sokaklarda serseri mayın gibi dolaşan, büyük şehirlerde gettolaşan , kültürel ve demografik yapımıza tehdit oluşturan milyonlarca yabancı göçmen, huzurumuzun katilleri, şehirlerimizin karabasanıdır. Tehlike giderek büyümektedir.
Son zamanlarda ilimizde ve ilçelerimizde bu tür hırsızlık ve dolandırıcılık olayları, halkımızı da Emniyet mensuplarımızı da bezdirmeye başlamıştır. Polisimiz ve Jandarma güçlerimizin nasıl bir özveriyle çalıştıklarına bizzat şahidim. Ama bu hırsız ve dolandırıcı çeteleri her gün başka bir planla amaçlarına ulaşmakta, insanımızın zor günler için biriktirdikleri altın veya paraları gasp ederek haramzade bir hayatın amipleri olmaya devam etmektedirler.
Polis defalarca uyarsa da insanlar kendi elleriyle kapıyı açmakta, altınını veya parasını teslim etmekte, verilen hesap numarasına paralar göndermektedir. Dolandırıldığını anladığında ise göz yaşları sel olmakta ,saç baş yolunmaktadır. Mazlumun ahını, gariplerin bedduasını almış her hırsız, insanlık suçu işleyen bir zalim, bir magandadır.
Polisimizin işi kolay değildir. Suçluları veya şüpheli olanları yakalayabilmek için bir takım riskleri göğüslemekte,çok detaylı bir takiple bulguları birleştirerek sonuca varmaya ,halkın huzurunu,toplumun asayişini sağlamaya çalışmaktadırlar.Narkotik,Terörle Mücadele, Özel harekat ve Asayiş birimlerinde onların bu gayretleri sayesinde devletimizin gücünü arkamızda hissedip, güven içinde yaşamaktayız.
Bir yakınımın yaşadığı böyle bir dolandırıcılık nedeniyle Emniyet müdürlüğüne gitmiştim. Polislerimizin nasıl bir titizlikle çalıştığını, sayın Savcımızın saat mefhumu olmadan olayı nasıl takip edip bilgilendiğini gördükten sonra halkımızın askerimize ve polislerimize olan güveninin boşuna olmadığını bir defa daha söylemek istiyorum. Onların işini oldukça kolaylaştıran en önemli aparatlar kameralardır. Emniyet teşkilatında çalışan görevlilerin sonuca daha çabuk ulaşabilmesi için apartman girişlerine ve iş yerlerine kamera taktırmak bence zorunlu olmalıdır.
Bu yazıyı niçin yazdım biliyor musunuz? Polislerimiz şimşek, yıldırım gibi, zıpkın gibi. Kamera görüntülerini müşteki ile birlikte izleyen Komiser arkadaşın ( ismi bende saklı kalsın) gözlerinin içi gülüyordu. Çok mutluydu. Çünkü müşteki yaşlı anne dolandırıcıyı teşhis etmişti. Eşkal belirlenmişti. Tüm ekip bunun sevincini yaşıyordu. İyi ki varsınız ve iyi ki bizim övüncümüzsünüz.
Yazımı bitirirken bir kere daha sorumluluğunuzu hatırlatıyor, arandığınızda tanımadığınız, bilmediğiniz kişilerin tehditlerine ve isteklerine aldırmayıp ,polisi arayacağınızı söyleyin ve hemen telefonu kapatınız.