ELVEDA MEMUR-SEN?!

Değerli okurlar ,yazacak o kadar çok konu var ki, İflas etmiş tarım ve hayvancılık politikalarını mı,yalnızlığa m ahkum edildiğimiz dış politikamızı mı dile getireyim,yoksa içinden çıkılmaz hale gelen milli eğitim uygulamalarını mı? Karpuz gibi ikiye bölünmüş siyasi kamplaşmayı mı,yüzünden tebessümleri çalınmış insanlarımızı mı, yoksa hergün Atatürk´e hakaret etmeyi milli değerlerimize saldırmayı alışkanlık haline getiren din bezirganlarını mı?. Ne oldu güzel ülkeme, neden böyle oldu? Hangi kurumu mercek altına alsan bir çürümüşlük, bir kokuşmuşluk, bir hukuksuzluk, bir ahlaksızlık ile karşılaşıyorsun. İslami terminolojiyi siyaset anlayışlarının düsturu yapanların iktidarındaki bu savrulmayı gözlemlerken dehşete kapılıyorum, üzülüyorum. Siyaset adamlarının üslubunda da müthiş bir kirlenme var. İktidar¸ ?ya benimlesin, ya da gayr-ı millisin ? Gibi. Saadet Partisi´nin lideri bile dünkü mücahit arkadaşlarına itiraz edip,? Böyle siyaset olur mu, böyle milli olunabilir mi? ? diye isyan ederken , Devlet Bahçeli 40 yıl beraber olduğu arkadaşları için ağıza alınmayacak derecede hakaretler içeren sözler sarfediyor. İlkeler yok, günübirlik menfaatler belirliyor istikameti. Bu kafayla mı demokrasimizi geliştireceğiz biz? İktidarı eleştirmek neredeyse suç haline geldi. ?Adaletin ve hürriyetin olmadığı yerde zulüm vardır.? diyor Temel Karamollaoğlu. Muhalefet olmasın mı bu ülkede? Muhalefetin değeri bilinse ve eleştirilerine kulak verilseydi şanlı Silahlı Kuvvetlerimize o kumpaslar kurulabilir, iyi yetişmiş pırıl pırıl subaylar,generaller hapse atılıp,gelecekleri karartırılabilir miydi? Yapılan bunca uyarıya rağmen Feto denilen hainin her istediği anında karşılanır,memleketin başına bunca belalar musallat edilebilir miydi? Bakanlıklarda işin ehli ve liyakat sahibi bunca idareci bir yönetmelikle görevden alınıp, hak hukuk gözetmeden bir sendikanın üyelerine bütün kapılar ardına kadar açılabilir miydi? Yahu bu ülkede yargının bağımsızlığı artık tartışılır hale gelmişse vatandaşlar olarak haklarımızı korkusuzca nasıl dile getireceğiz? Gazetelerdeki yolsuzluk haberlerini okurken , kadınlara şiddet görüntülerini izlerken, fesli Kadir´lerin tarih, cübbeli Ahmet´lerin din uleması kabul edilip bunca itibar görmesine hayretler içinde tanık olurken inanın tiksiniyorum. Hakkari Üniversitesi´nin Rektörü 28 kişiyi sudan bahanelerle eleyip 29. sıradaki oğlunu üniversitede memur olarak işe alıyorsa ,ahlak bu kadar dibe vurduysa ben daha ne söyleyebilirim ki?! Bugün size face´de gördüğüm? Elveda Memur-Sen? başlıklı bir açıklamayı aktarmak istiyorum. İktidarın her türlü desteğine mazhar olan bu sendikanın en üst birimlerinde görev yapmış bir memurun itiraflarıdır bu satırlar . Öteki sendikaların işleyiş tarzı da bunlardan çok farklı değil ama bunlar muktedir, yani yetkili konfederasyon. Hatta önceki başkanları şimdi Meclis´te AKP milletvekili. O kadar derin ve köklü ilişkileri mevcut. Koltuklar,makamlar,ünvanlar ,ful ücretler tamam da toprağın altı da var...Kıyamet var, mahkeme-i kübra var, İlahi Adalet var. Ehline verilmeyen işler yüzünden devlet kurumlarında yaşanması muhtemel kıyametler var. H.İbrahim Kütük´ün istifa mektubunu okuyunca devlet çarkının ne hale getirildiğini içiniz sızlayarak bir kere daha hatırlayacak, bu yazıda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız diye düşünüyorum. ELVEDA, MEMUR-SEN?! ?İLKELİ SENDİKA, ÖRGÜTLÜ MEMUR, GÜÇLÜ TÜRKİYE? sloganı ile çıktığımız yolda ilkelerin yok olduğunu görmekten son derece üzüntü duymaktayım.15 yıl önce? sendika yaşasın? ya da ?kahrolsun sendika?cılığı yerine evrensel ilkeleri olan, emekçi sınıfını temsil eden sendika hedefi sükutu hayale uğramıştır. Sınıf bilinci yer ile yeksan olmuştur.Devletin her uygulamasında işverenin yandaşı pozisyonunda yer alıp, hiçbir uygulamaya karşı duruş verememektedirler. Sendikaların siyasi partilerin arka bahçesi olmasını eleştirirken , üyesi olduğum sendika yöneticileri arka bahçede, çalışanların değil maalesef kişisel menfaatleri için pazarlık içerisindeler.Toplu Sözleşme sürecinde kendilerinin bile inanmadığı tiyatro ile çalışanlarla alay eder gibi; ? Bu teklife kapalıyız? dövizleri ile imza atmayacaklarını beyan edip,son toplantıda tıpış tıpış imzalamışlardır.Hizmet kolunda diğer sendikalar ile birbirini aşağılamaktan başka iletişimi kalmamıştır.Temsilciler Kurulu , AR-GE Kurulu , Kadınlar Kurulu, Engelliler Kurulu, Hukuk Kurulu maalesef sadece tüzükte var olan, gerçekte olmayan organlardır. Demokratik Seçim Yönetmeliği kaldırılıp, koltuk koruma kaygısı ile antidemokratik bir yönetmelik çıkarılmıştır. Şubeleri oluşturan seçilmiş il başkanlarının görevden alınarak yerine atama yapılması ile Şube başkanlıkları genel merkeze biat etmeye zorlanmaktadır. Fetö terör örgütünün kumpaslarında oluşan mağdurların tarafında yer alınmamıştır. Fetö terör örgütü ile mücadelede etkin olmak yerine korkudan yaşasın ya da kahrolsundan öteye geçememiştir. Binlerce Kamu görevlisinin ihraç edildiği ülkemizde OHAL Komisyonunda sendika neden yok? Sendikacılar çalışanlara karşı kibirlenemezler. Maaşlarını aldıkları kitleyi horlayamazlar. Hakaret edemezler. Üyesini aşağılayan, hakaret eden bir genel başkana sessiz kalan bir topluluk içerisinde kalmak bana zul gelir. Kuruluşundan bugüne kadar Ankara İl Temsilciliği, Genel Sekreter, Genel Başkan olarak hayatımın en güzel 10 yılını verdiğim, çok sağlam dostluklar edindiğim, hayat hakkında pek çok kişiye nasip olmayan deneyimler edindiğim ama artık sendikam diyemediğim, aidiyet hissetmediğim, yukarıda yazılanlar dışında birçok sebepten, patron sendikası Memur-Sen den (ilkelerini ilkelerimle azami buluşturduğum bir başka sendikaya üye olmak üzere ) bugün itibarı ile istifa ediyorum. Samimiyetle çalışanlar için sendikacılık yapan herkese sırtımdan vuranlar dahil selam olsun, hakkım helaldir. Üyeleri üzerinden emek hırsızlığı yapan menfaat tayfasına ise hakkım haram olsun. Halil İbrahim Kütük Ahmet ACAROĞLU