AHMET ACAROĞLU
DEMOKRASİMİZİ ÇÜRÜTMEYELİM!
Necip Fazıl Kısakürek´in sanat, felsefe ve ideolojiyi harmanlayarak yazdığı ,edebiyatımızda çığır açan bir çok kitabı var, bunlardan biri; ?Türkiye´nin Manzarası ?adını taşır. Büyük Doğu yayınlarından çıkan bu kitabın 2.baskısının 17.sayfasındaki makalenin başlığı, ?Tersine Devlet Ehramı?.
Üstat, 1960 darbesini eleştirirken, aslında CHP´nin çeyrek asırlık uygulamalarını tanımlar ve yönetim tarzının hiç değilse şeklen demokratik biçimlendirmeye uygun olduğunu belirtir. Makalenin giriş bölümü çok enteresan: ?Zeki bir zulüm partisi kurulabilir. Harikulade usta kurmayları sayesinde bu parti halkı kandırabilir, seçimi kazanır. Görülmemiş tasallut kanunlarıyla hegemonyasını yürütür. Bunlar hep mümkündür. Bütün bunları yapar ve milli iradeye dayandığı, ona dayalı bir Meclis kurduğu, Hükümetin de bu meclise istinat ettiği ve icra kuvvetlerini elinde tuttuğu iddiasını yalanlanamaz şekilde ortaya atar. Dış şekil bakımından bu iddia doğrudur.? Diye devam ediyor ve konuyu darbenin yarattığı korku psikozuna bağlıyor.
Necip Fazıl İslamcı bakış açısıyla CHP ve özellikle İsmet İnönü dönemini kıyasıya eleştirmiş, çok partili hayat ve Demokrat Parti hakkında müthiş övgülerde bulunmuştur. Gerçi, DP zamanında Adnan Menderes ile de ters düşmüş, eleştiri oklarından DP de nasibini almıştır ama DP sonraki yıllarda kurulan ve iktidar olan tüm sağ partilerin kökeni olarak gösterilmiş ve onlar tarafından sahiplenilmiştir; MHP hariç.
Necip Fazıl bugün yaşıyor olsaydı bu tür eleştirilerin muhatabı sizce hangi parti olurdu? Lütfen bu soruyu her birey kendine sorsun ve yukarıdaki şablonun en çok hangi partiye uygun olduğunu açıkça itiraf etsin.Yani biz 50 senede gide gide bir arpa boyu bile yol alamamışız dersek yanlış mı olur? Bunca bedel ödenmesine rağmen demokrasimiz hala kör topal.
Demokrasi dediğimizde benim aklıma özgürlükler geliyor. Özgürlüklerin olduğu yerde korkuya yer olmamalıdır. Süratli gitmenin felaket getireceğini, öfke dizginlenemezse bunun kavgaya dönüşeceğini, israf durdurulamazsa ardından yoksulluk yaşanacağını birilerinin söylemesine engel olunmamalıdır. Muhalefet bizim aynamız olmalıdır. ? Yegane görme organımız göz olduğu halde o bile kendi kendini göremez.? Der Namık Kemal.
Hani, haksızlık karşısında susarsak dilsiz şeytan oluyorduk, unutuldu mu o peygamber buyruğu? Nerede gerçeğin şimşeğini ortaya çıkaracak fikir tartışmaları? Ben ne dersem o öyle mi? Ne oldu istişareye? Herkes korkup sinerse toplum gelişir, demokrasi yeşerir mi? Koğuşlar artık yetmiyor. Hergün yeni ceza evleri inşa ediliyorsa bu bir sosyal çöküntünün ve toplumsal savrulmanın alarm sinyali değil midir?Toplum; edep ve haya sınırlarını zorlayan galiz hakaretlerle, seviyesiz ve mesnetsiz suçlamalarla, siyaset madrabazlarının itici, ayrıştırıcı ve ötekileştirici üslubuyla adeta kabak gibi iki kutuba ayrılmış durumdadır.
Liderler proje anlatmıyor, belediye başkan adayları centilmence yarışmıyor. Herkes birbirini rakip değil adeta düşman gibi görüyor. Hoşgörü yok, adalet, eşitlik yok. Gazetelerdeki son istatistiği görmediniz mi? TRT; Sn. Erdoğan´a 50 saat, K.Kılıçtaroğlu´na 6 saat, Meral Akşener´e 3,5 saat, T.Karamollaoğlu´na 1saatlik söz hakkı veriyorsa hangi eşitlik ve tarafsızlıktan bahsedebiliriz?
AKP´nin mitinginde Samsun Büyükşehir Belediye araçları ücretsiz taşıma yapıyor. Aynı hizmeti Meral Akşener´in mitingi için talep eden İYİ Partiye olumsuz cevap veriliyor. Niçin dendiğinde ;O Cumhurbaşkanlığı makamına tanınan bir imkan deniliyor. İyi de biz 31 Mart´ta Cumhurbaşkanı seçimi yapmayacağız.Sayın Erdoğan orada partisinin adayına destek mitingi düzenliyor. Aydın´da İYİ Partinin mitingine gitmek isteyenler tren seferlerinin iptal edildiğini öğrenip üzüntüden kahroluyorlar. Nerede adalet, nerede eşitlik, nerede tarafsızlık?
Hele Mersin´de Burhanettin Kocamaz´a yapılan adilikler, kurulan kumpaslar, Ankara´da kazanmasına kesin gözüyle bakılan Millet İttifakı adayı Mansur Yavaş´a reva görülen tuzaklar, karalamalar artık "Yeter!" dedirtmektedir. Bir koltuk için değer mi bunlar!? Bunca entrikadan sonra o koltuklara oturanlar haram saltanata vicdanlarını razı edebilecek midir?
Her davranışımızda ahlak ve erdem esas olmalı, etik değerlerden uzaklaşan siyasetin bizi götüreceği yer ancak uçurumdur. --- Ahmet Acaroğlu.