"Ümitsizlikten gelen ilgisizlik"

Bu başlığı, dikkat çeksin diye, "İşçi Alınacak" duyurusu gibi yazdım. Bir siyasi partinin üye sayısı ve üyelerinin kalitesi başarı göstergelerinden biridir. Her siyasi partinin bir yeni üye kazanma ve toplumun belli kesimlerine uygun söylemler geliştirerek genişleme stratejisi olmalı. KÖTÜ ÖRNEKLER Partimizde, üye kaydetme işinin, bazı delege hesaplarıyla, demokratik bir örgüte hiç yakışmayan şekilde yapıldığı zamanlar olmuş. "Kendi elimle üye yaptığım, 1000´den fazla insan var, ezer geçerim ! " diyen, ilçe başkan aday adayları çıkmış. Partimizle hiç alakası olmayanlar, hatta karşı partiyi destekleyen eş dost üye kaydedilmiş. Yeni gelen yönetim, bir önceki yönetimin yazdığı üyeleri üyelikten çıkarmaya çalışmış. Ne yazık ki, önümüzdeki dönemde ilçe seçimlerinde ortaya çıkmayı hedefleyen bazı gruplar, yine bu yöntemleri tek çıkar yol gibi görüyorlar. Bu arada "Bu üyelerle hiçbir şey olmaz ! ", " İşe önce üyelerden başlamalı ! Hepsini silip, yeni baştan yazmalı ! ", "Bu üyelerin yapacağı önseçime güvenmiyorum " gibi ifadeleri duymuş olmalısınız. KOŞ VATANDAŞ! İdeal üye, partinin programını, tüzüğünü, ideolojisini, önerdiği çözümleri, adaylarını bilinçli bir şekilde değerlendirdikten sonra, kendi özgür iradesiyle partimize başvurarak üye olan kişidir. Bu tanıma göre "Biz, aileden partiliyiz." söylemi bile ideal üye sayılmak için yeterli değil. Yeni üyeler kazanmak için birkaç öneride bulunmak istiyorum. Pazar kurulduğu günlerde, CHP minibüsü uygun bir köşeye çekilerek, tanıtım ve üye kaydı yapılabilir. Futbol kulüplerinin kulüp armalı ıvır zıvır sattıkları dükkanlar gibi bir CHP dükkanı açılabilir, partinin yayınları, tişörtü, rozetleri satılabilir. Partiye yararlı olacak, toplumda yer etmiş kişilerle tek tek görüşülerek üye olmaları sağlanabilir, onlara yararlı olabileceği sorumluluklar verilebilir. Canlı ve korkusuz bir taban, maddi ve düşünsel katkılarıyla partiyi ileri götürür. SAYI MI KALİTE Mİ ? Üyelerimizin çoğu, belki de ümitsizlikten gelen, bir ilgisizlik ve isteksizlik içinde. Üyelerin siyasal bilgi düzeyi, eğitimi hep tartışılıyor. Bu konuda Parti Okuluna büyük görevler düşüyor. 5 Mart´ta yapılan Tekirdağ ili parti eğitmenleri toplantısında bu sorun dile getirildi. Önümüzdeki aylarda Tekirdağ ilçelerinde bir eğitim hamlesi başlayacak. "... partiye okul filan lazım değil, önce saha..." diyenlere rağmen, umarız 2012-13 yıllarındaki heyecan yakalanır. Önce saha diyen arkadaş, sahaya inip "kapı-kapı" çalışması yapacak kadınların nasıl planlayacaklarını, kapıyı çalınca ne söyleyeceklerini bilmediklerini gözlemlemiş mi acaba? "BİZE BİR SORUNUZ VAR MI ? " İşe giriş görüşmelerinin sonunda, genellikle işveren adaya "- Bize bir sorunuz var mı ? " diye sorar. Aslında bu oldukça zor bir sorudur. Adayın işveren ve iş hakkında iyi bir araştırma yapmış olduğunu göstermesi gerekir. "Güzel Sorular Kitabı" başlıklı kaynakta (*) işe girenlerin işverene sorması için önerilen birkaç soru var. Soru 1 : İşe yeni başlamış küçük bir görevli en üste yükselebilir mi? Soru 2 : Örgüt hata yapmaya nasıl bir reaksiyon verir? Soru 3 : Bu örgütte bir etki yaratabilecek miyim? Soru 4 : Örgüt, çalışanların becerilerini geliştirmesine nasıl yardımcı oluyor? Soru 5 : Burada arkadaşlık, dayanışma teşvik ediliyor mu? Soru 6 : Günlük rutin çalışmayı eğlenceli hale getirecek yaklaşımlara izin var mı? Bu soruları bizim üye adayları da parti yöneticilerine sorabilmeli. Cumhuriyet Halk Partisi, üyelerinin verimli çalışması, katkıda bulunabilmesi, yenilikçi çözümler üretmesi için, bir şirket gibi düşünerek, önlemler almalı, uygun ortamlar yaratmalı. "21. Yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil; okumayanlar, öğrendikleri yanlış bilgileri değiştirmeyenler, ve yeniden öğrenemeyenler olacaktır." Alvin Toffler (*) Warren Berger. The Book of Beautiful Questions. Bloomsbury Publishing (2019)