Denekler önemsiz, anlamsız nedenlerle hemen gruplara bölünmüş.

Henri Tajfel (1919-1982) bir sosyal psikoloji profesörü. 1970´lerde geliştirdiği  ?Sosyal Kimlik Teorisi?, kabile davranışını anlamakta yardımcı olan bir kuram. Tajfel deneylerinde, deneklerin, çok önemsiz, anlamsız nedenlerle hemen gruplara bölündüğünü ve grup çıkarlarını kollamaya başladığını gözlemlemiş. (https://youarenotsosmart.com/transcripts/transcript-tribal-psychology/) Gruplar o kadar ileri gitmişler ki, her iki tarafın 5-5 kazanacağı bir çözüm yerine, kendilerinin 4 karşı tarafın 3 kazanacağı bir çözümü tercih eder hale gelmişler. Yabancı gelmiyor, değil mi? Hizipçilik, doktor dövme, futbol takımı tutma  gibi olaylar bu ?kabile davranışı? kapsamında ele alınabilir. Saçma nedenlerle gruplaşmalara  güzel bir örnek ?Gulliver´in Seyahatleri?nde anlatılıyor. Bu örneği 2017 kongresindeki durumu anlatırken vermiştim:   Lilliput-Blefuscu Savaşları  ?Gemisi batınca, Gulliver minik insanlar ülkesi Lilliput´a çıkar. Lilliput imparatoru ile  arkadaş olur, Lilliput tarihini öğrenir. İmparator çocukken, bir gün yumurta kırarken  elini kesmiş. Babası hemen yumurtaların geniş ucundan kırılmasını  yasaklamış. Yumurtaları geniş ucundan kırmada  direnen bir kısım halk, komşu imparatorluk Blefuscu´ya sığınmış. İki ülke arasında 36  ?moon´ süren bir savaş çıkmış. Yumurtaların hangi uçtan kırılması  konusunda büyük peygamber Lustrog´un kitabı Blundecral´ın 44. bölümünde, ?Bilin ki gerçek inananlar yumurtalarını uygun olan uçtan kırarlar? diye yazıyormuş. Anlaşılan kutsal kitaptaki açıklama pek işe yaramamış, yumurtanın sivri ucu / geniş ucu kavgası 30 bin denizci ve askerin hayatına mal olmuş.? (Jonathan Swift. Gulliver´in Seyahatleri. 1726) (...) (https://www.tekirdagnethaber.com/kose-yazisi/1484/lilliput-blefuscu-savaslari.html) 2017´de, yazıda değindiğim üç sorunla ilgili bir şeyler yapılacağını ümit ediyordum.  Ama bu sorunların çözümüne yönelik hiç bir adım atılmadı. Tarafların, Tajfel´in bulgularını doğrular biçimde, birbirinden pek farklı olmadığını anlattığım, aynı paraleldeki başka bir yazım:   ?Durun, siz kardeşsiniz!? ?Süleymanpaşa İlçesi CHP  delege seçimleri 10 Eylül Pazar günü yapılacak. Yarışan gruplara bakıyorum, aklıma Türk filmlerinin bu pek bilinen repliği geliyor. Adaylar tanıtım mesajlarında  üyeleri ön plana çıkaracak yönetim stilleri vaat ediyorlar. Ama gerçekten üyelere katılma şansı verecek yeni çözümler  yok. (...) CHP olarak bütün gücümüzü seferber edip, küskünlüklere meydan vermeden,  2019 seçimlerine hazırlanmamız gerekiyor. Bu amaç için en uygun görünen çözüm, yönetim kurulunu delege seçimlerinde alınan oy oranlarına göre oluşturmak. Sevgili başkan adayı kardeşlerim,  gelin anlaşın, bu demokratik ve adil yöntemi uygulayın. Hepimiz kazanalım, Türkiye´ye örnek olalım.? (https://www.tekirdagnethaber.com/kose-yazisi/1474/durun-siz-kardessiniz.html) Gördüğüm kadarıyla  bu yazıların mesajları ve hedef grupları 2019´da da değişmedi.   Kabile davranışı CHP´ye kaybettiriyor  Son ilçe kongresinde gene Lilliput savaşlarını andıran  bir süreç yaşadık. Seçtikleri renkten başka farkları olmayan ?kabileler? yarıştı. Örgütte birliği sağlayacak çarşaf liste yöntemi, tüzükte yazmasına rağmen, uygulanmadı.  Sonuç olarak gelinen durumda  kendini yenilmiş, dışlanmış hisseden üyeler var. Seçilen yönetim, örgütte yenilikçi bir adım atmayacak. Bu iki sene önce  böyle olmuştu, 4 yıl önce de. Ama, artık iki sene sonra aynı şey yaşanmamalı. Bir beraber çalışma ortamı sağlanamazsa gelecek seçimlerde başarısız olacağız. Sorun ne? Sorun temelde ilkel  ?kabile davranışı?. Bunu çözmek için üyelerin ilgisizliğini, sudan sebeplerle gruplara ayrılma eğilimini ortadan kaldırmak gerekiyor. Körü körüne taraftar olmamak için üyelere eleştirel düşünce eğitimi verilmeli. Üyeler, kişiler üzerinde değil, ilkeler, fikirler üzerinde tartışıp  karar vermeyi öğrenmeli. Üyelere, düzenli yapılan danışma toplantıları gibi, çeşitli şekillerde katılma şansı verilmeli. Sürekli bir aidiyet duygusu  sağlanmalı. Ayrıca parti içi demokrasiyi getirecek tüzük değişiklikleri üzerinde  çalışılmalı. Orantılı blok gibi yöntemler tüzüğe girmeli. Tepedekiler herhangi bir  düzeltici adım atmayacak. Parti Okulu çok ağır ve verimsiz. İş çözüm arayanlara düşüyor. Bir  ?Politik Okuryazarlık? kursu açmak; tüzüğü uygun bir dernek, Kent Konseyi, Halk Eğitim, Belediye, Üniversite, SODEV gibi kuruluşlarla işbirliği yapmak; Altınova, Çınarlı gibi başarılı mahalle birliklerini yaymak gibi öneriler tartışılabilir.