“Siz çoksunuz, oysa ben tekim. Bana dilediğinizi söyleyin ve yapın. Dişi koyun gecenin karanlığında kurtların avı olabilir... Fakat kanı, vadinin taşlarında tan ağarıp da güneş yükselene değin duracak !” diyor Lübnanlı şair Halil Cibran.
Tek tek değil üstelik topluca öldürüyor Siyonist fanatikler. Filistin kan ağlıyor bayramda bile. Bir yaşındaki çocuğun kundağında, engelli bir mazlumun tepesinde, on dokuz kadının göğsünde patlayan bombalar yüzlerce sivilin kanıyla yıkıyor vadinin taşlarını, çölün tozlu kumlarını. Sabah ezanlarını beklemiyor şafak, katil bombalarla yerle yeksan oluyor bir çok ocak. Bütün dünya seyrediyor Yahudi vahşetini. Arsızca, yüzsüzce, utanmazca. Neredesin ey ahlak, neredesin ey merhamet?!
Söylenecek o kadar çok şey var ki. Ben bir Müslümanım en başta. Mescid-i Aksa ve Kudüs (sion) bir Yahudi, bir Hıristiyan için ne kadar kutsalsa, bir Müslüman için de o kadar kutsaldır. Hiç kimse o tarihi belde ve yapılara sadece turizm açısından bakamaz ve oradaki Siyonist barbarlığa sessiz kalamaz. Orada katledilen sadece Araplar değil, yok edilen insani değerlerdir. Sapan taşına karşı en modern silahlar, yakan, yıkan, boğan mermiler, bombalar. Gasp edilen topraklar, işgal ve ilhaklarla kurulan korsan bir devlet ve bitmek bilmeyen bir zulüm ve vahşet.
Bakın üç din için de kutsal olan bu mabet, barışın ve kardeşliğin merkezi olması gerekirken, köpürtülmüş bir kin ve nefretin tetiklediği bir savaşın nedeni olabiliyor. Tarihte soykırıma sebebiyet verecek kadar düşman olmalarına rağmen Hıristiyanlar bile Müslüman katliamına sessiz kalmakta ,hatta destek vermektedirler. Avusturya Başbakanı Yahudi saldırısına destek için hükümet binasına İsrail bayrağı çekerken, bir çok Avrupa ülkesi İsrail'in yanında olduğunu açıklamıştır. ABD başkanı Biden, Birleşmiş Milletlerin ortak bir kınama kararı almasını engellemiştir.
Bu düşmanlığın adını doğru koyalım. Bu yeni bir din savaşıdır. Yahudilerin Arz-ı Mev'ud (Vadedilmiş topraklar) dedikleri Büyük İsrail hayaline adım adım yürüme stratejisidir. Büyük Orta Doğu Projesinin asıl amacı; İslam coğrafyasını tarumar etmek, Müslümanları birbirine düşürmek, hatta yok etmektir. Arap dünyası ne askeri ne de ekonomik anlamda batılı eşkıyalar için bir tehdit değildir. 400 milyonluk Arap dünyası 4 milyonluk Yahudiye karşı bile bir birlik oluşturamamıştır. Arap Birliği sadece kağıt üzerinde kalmış sanal bir birlikteliktir. Hatta Filistin kendi içinde bile paramparçadır. Hamas başka, FKÖ başka telden çalmaktadır.
Batının baş edemediği tek organize güç; Sevr'i parçalayıp yüzlerine fırlatan Mustafa Kemal ATATÜRK'ün kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ'dir. Filistin'e de, diğer mazlum milletlere de sahip çıkan odur. İslam İşbirliği Teşkilatını harekete geçiren de, Uluslararası Ceza Mahkemesinin kapısını zorlayan da sadece TÜRKİYE CUMHURİYETİ'dir. Çünkü Hz.Muhammed'in tebliğ ettiği Hakk'ın vahyini, Allah'ın dinini aşkla yaşayan tek kavim, yüce TÜRK MİLLETİ'dir. Eğer TÜRKLER yoksa ÜMMET kavramı bile ancak bir fanteziden öteye gidemez. Bizim kavm-i necip diye başımızda taşıdığımız bu cibilliyetsiz Vahhabiler ABD'nin kucağında oturmanın, çağdaş tiranlara teslimiyetin dayanılmaz alçaklığı ile kutsal emanete de ihanet etmişlerdir. Yahudiler peygamberlerine isyan etmiş, Muaviye ve Yezit Ehl-i Beyt'in kanına girmiştir. Tarihi doğru okumazsak inananların başı beladan kurtulmayacak.
O nedenle, hiç kimse " ama " ile başlayan cümleler kurup, aslında hepimizin de bildiği Arapların ihanetlerini ve bize düşmanlıklarını sıralayıp Siyonist zulmüne sessiz kalamaz ve bize ne diyemez. Çünkü biz dün engizisyon ve giyotinden kaçan Safarat Yahudilerine, Hitler faşizminden kaçanlara nasıl şefkat kollarımızı açtıysak, bugün o fanatik ve aşırı dinci Siyonistlerin katlettiği Araplara da sahip çıkmak inancımızın gereğidir. Zulüm hangi firavundan gelirse gelsin karşı durmak, mazlum hangi dinden ve inançtan olursa olsun sahip çıkmak, medeniyetimizin ve derin kültürümüzün bize yüklediği insanlık görevimizdir. Onlar mavi vatanda Yunanistan'ın yanında , Dağlık Karabağ'da Ermenistan'ın , Doğu Türkistan'da Çin'in yanında olsalar da biz, Hakkın ve haklının, mazlum ve mağdurun yanında olmak mecburiyetindeyiz.
Ne diyordu Halil Cibran; " Siz çoksunuz, oysa ben tek." Asil kanımız ve temiz imanımız genlerimize unutamayacağımız bir kod yüklemiştir: Biz Tanrının yer yüzündeki kılıcı, kimsesizlerin kimsesiyiz. İsteyenler şeytanlara ortak, firavunlara yandaş olabilirler ama bizim adımız VEFALI TÜRK'tür. Bilemeyiz, İngiliz casusu Lavrens'in iğfal ettiği vefasız ve nankör Araplar, belki de Osmanlı ecdadımıza ihanetin, Mehmetçiklerimize yaptıkları işkencelerin cezasını çekmektedirler. -------Ahmet Acaroğlu-------