BÖYLE SEÇİM OLUR MU?
24 Haziran´da çok kritik bir seçim yaşayacağız. Kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik Parlamenter sistem yerine, tüm yetkilerin bir kişiye verildiği Cumhurbaşkanı Başkanlık sistemi yürürlüğe girecek. 16 Nisan Referandumunda kıl payı evet çıkaran iktidar, erken seçim kararıyla bunu bir an önce yasal bir çerçeveye kavuşturma çabasında. Çünkü seçimler henüz yapılmasa, uyum yasaları henüz çıkarılmasa da Sayın R.Tayyip Erdoğan hem Başkomutan, hem Cumhurbaşkanı, hem AKP Genel Başkanı ..Yani aslında fiilen yürürlükte yeni sistem.24 Haziran´dan sonra Başbakan da olmayacak. Yahu 33 sene İstibdat uygulayan Sultan II.Abdülhamit ?in bile bir Sadrazamı vardı.
Doğru mu peki bu sistem? Eğer doğru olsaydı Erdoğan´ın, kendisi de Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce´yi çok sert eleştirdiği bir konuşmayı,Afrin kahramanı bile olsa ,bir Korgeneral alkışlayabilir,bütün memleket de şimdi bunu tartışıyor olur muydu? Bir komutan böyle bir zaafa düşebilir mi? Böyle bir şey olabilir mi? Apolet sökme ifadesi kastı aşan yakışıksız bir söz ama, siz M.İnce olsanız,seçimi kazanınca o komutanı o görevde tutar mısınız? Yeni sistemde buna benzer çok nahoş olaylar ve durumlarla karşılaşacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.
Bir Genel Kurmay Başkanı´nın,Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın´la birlikte sayın Abdullah Gül´ün evine gidip aday olup olmayacağını sorgulaması,arkadaşlık ve hemşerilik bağlarına rağmen sizce normal midir? O nedenle partili veya partizan bir Cumhurbaşkanına asla sıcak bakmıyorum. Mevcut sistemin arızaları yok mu? Elbette var ama, ıslah edilmesi de mümkün. Ne diyor Millet itifakının paydaşları; İYİLEŞTİRİLMİŞ PARLAMENTER DEMOKRASİ..Ben de öyle düşünüyorum.
Farkında mısınız 16 yıldır iktidarda olan AKP, kurduğu ittifaka rağmen bu seçimde kendini pek rahat hissetmiyor.Tam tersine her seçimde gündemi belirleyen AKP bu sefer tedirgin,yorgun ve kadroları isteksiz. Zaten bu nedenle hem Cumhurbaşkanı, hem de Başbakan sık sık teşkilatlarını uyarmakta,metal yorgunluğundan bahsetmekte,başkanlık ve Meclis için farklı oy kullanmayı düşünen seçmenlerini münafıklar diye azarlamaktadır. Bence metal yorgunluğundan çok mental yorgunluk nitelemesi daha doğru bir tanımlama olacaktır. Çünkü ilk çıkışında reformcu ve devrimci programlarla her kesimden destek gören bu parti, giderek kendini tekrarlamaya ve kendi içine kapanmaya başladı.
Dış politikada ve eğitimdeki başarısızlıklarını zaten kendileri de itiraf ediyorlar.Kriz sinyalleri veren ekonomimiz için bugün AKP´nin ortaya koyduğu çözüm odaklı ve piyasalar için umut vadeden hangi projeden bahsedilebilir? Artan ihracattan bahsediyorlar. Her evde buzdolabı, çamaşır makinası,televizyon var diye halkın refah seviyesinin iyi olduğunu söylüyorlar. Buna kendi seçmenleri alkış tutabilir ama Dünya artık 4.sanayi devrimini konuşuyor. Ben ithalattaki ,iç ve dış borçlardaki patlamayı,cari açıktaki büyümeyi,faizlerdeki ,yani enflasyondaki tırmanışı soruyorum. Hem yarını net göremeyen iş adamlarına,hem de zaten kıt kanaat geçinen,giderek daha da fakirleşen işçi ve memura ,bankalara kredi borcunu ödemekte zorlanan çiftçilerimize sorun,onlar gerçekleri anlatacaktır sizlere.
Ama iktidar muhalefet istemiyor,eleştiriye tahammülleri yok. Kim Cumhur ittifakına karşıysa ona hemen feto´cu damgasını yapıştırıp karalamaya, kendilerini ise aklamaya çalışıyorlar.?Ne istediniz de vermedik? diyen,?Gel artık hocam, bu hasret bitsin.?diyen de onlar,kendileri gibi düşünmeyen herkesi fetöcülükle suçlayanlar da onlar. Sayın Binali Yıldırım Millet ittifakına;?dört benzemezler ittifakı?diyor.
Sayın Yıldırım Cumhur ittifakındakiler çok mu benziyorlar birbirlerine? Bütün milliyetçilikleri ayağının altına almadı mı Erdoğan? Eee bir yanında adı gibi teşkilatı da Türk milliyetçisi olan MHP, diğer yanda bağımsız kürdistan türküleri söyleyen ,Kürt milliyetçisi Hüda par. Üstelik bu MHP yıllardır BBP´ye kapılarını kapatmamış mıydı? Şimdi AKP´nin koluna girince hepsi birbirine çok mu benzer oldular? Yahu sayın Bahçeli ile sayın Erdoğan´ın gerek grup toplantıları,gerekse de meydan konuşmalarında birbirlerine sarfettikleri ağıza alınmayacak sözler hala dolaşıyor internette.Bunlar gayet normal,ama onlara göre millet ittifakı yanlış öyle mi? Meclis Başkanı´nın damadı fetöcülükten yurt dışına kaçınca,şirketine kayyum olarak öteki damadı atanıyor.Onlar masum ama CHP ve İYİ parti fetöcü öyle mi? Millet yutmuyor artık bunları. İnandırıcılığınızı kaybettiniz beyler.Aynı harmanda savrulduğunuz sayın Temel Karamollaoğlu için neler söylüyorsunuz.Size karşı olan herkes hain.Ayıp ayıp.
Sayın Erdoğan devletin bütün imkanlarını kullanırken özellikle Meral Akşener için de bilinçli bir karartma,akla hayale gelmeyen her türlü engelleme yapılıyor.Bu yarışta adalet var mı Allah aşkına. Hem Akşener,hem Muharrem İnce halkın yaptığı küçük bağışlarla,çok ama çok sınırlı,kıytırık bir bütçeyle seslerini duyurmaya çalışıyor. YSK sanırım ilk defa bu seçimde kamusal kaynakları kullanma yasağını Tayyip Erdoğan için kaldırdı. Erdoğan hem medya gücünü elinde tutuyor,hem örtülü ödeneği kullanmaya devam ediyor, hem makam araçlarının( otomobil,helikopter,uçak),hem sarayın saltanatını, sefasını sürmekte bir beis görmüyor. Cumhuriyet tarihinde hiçbir Cumhurbaşkanı adayının böyle imkanları olmadı.Olsaydı da adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı için bu imkanları kullanmazlardı zaten.
Böyle seçim olur mu? Böyle kazanılmış bir seçim vicdanları rahatsız etmez mi? Diyelim ki kazandınız,içinize sinecek mi ,vicdanlarınız bunu kabullenecek mi? Heba ettiğiniz değerlerimizin,yok ettiğiniz binlerce yıllık devlet geleneğimizin yanında böyle kazanmak gerçekten kazanmak mıdır sizce?
Ahmet Acaroğlu