Politikayla ilgilenin
1971'de, bütün üniversitelerin katıldığı bir yürüyüşte, o zamanlar Robert Kolej olan, benim de aralarında bulunduğum Boğaziçi öğrencilerine "tatlı su solcuları" diye laf atılmıştı.
Bu olaydan 50 yıl sonra Boğaziçi direnişini gururla izliyorum.
Aslında biraz endişeliyim, protestolar bir çıkmaza girmiş gibi.
Her iki tarafın durumlarını gözden geçirip, "onurlu bir geri çekilmeye" olanak sağlamasını umuyorum.
Bu yazıda, gösterilerin etkisi, iktidarların korkuları gibi konulara değinen bazı görüşlerden bahsedeceğim.
ZUCCOTTİ PARKI
Bir grup aktivist 17 Eylül 2011'de, New York'ta Zuccotti parkında bir eylem başlattı.
Micah White bu protestoların içinde yer alan bir kişi.
Adaletsiz gelir dağılımını protesto eden eylemcilerin çok haklı bir nedeni olduğunu düşünen Micah White, ABD'nin en demokratik başkanlarından biri olarak görülen Obama'nın, böyle bir harekete olumlu yaklaşacağını bekliyormuş.
Ama Obama bile, polis gücünü sonuna kadar kullanarak, 15 Kasım 2011'de protestoları bastırıp, eylem yapanları dağıtmış.
Bunun üzerine Micah White, park işgali, yürüyüş filan gibi yöntemlerin etkili olamayacağını, başka eylem biçimlerinin bulunması gerektiğini düşünmüş.
Ve bir kitap yazmış: "Protestonun Sonu / The End of Protest".
Yazar kitabında, sistemle doğrudan karşı karşıya gelip kaçınılmaz bir yenilgiye uğramaktansa, seçimlere girip, küçük de olsa, bir şeyleri değiştirecek güce ulaşmayı ve ideallere yönelik çalışmalar yapmayı öneriyor.
Micah White düşüncelerini hayata geçirmek için, Oregon eyaletinin 300 (üç yüz) nüfuslu Nehalem beldesinde, Kasım 2016 seçimlerinde, belediye başkan adayı oluyor.
Bütün idealizmine rağmen seçimi kaybediyor.
Fakat çalışmalarına devam ediyor, yazılar yazıyor, konferanslar veriyor, eylemcileri kırsal kesime davet ediyor, seçimlere girmelerini teşvik ediyor, bir on-line"Aktivist Okulu" yönetiyor.
"Clicktivism" dediği, dilekçe imzalamak gibi internet üzerinden yapılan aktivizmin, sosyal değişmeye yararı olmadığını iddia ediyor.
Bu konuda detaylı bilgiyi https://www.micahmwhite.com/ sitesinde.
TİRANLIK ÜZERİNE
Timothy Snyder, Yale Üniversitesinde, uzmanlık alanı 20.Yüzyıl Tarihi olan bir profesör.
Dr. Snyder, özgürlüğü yok eden, insan haklarını çiğneyen rejimlerin nasıl iktidar olduklarını bildiği için, Trump başkan olunca, Amerikalıları uyarmak için bir kitap yazmış.
Kitabın başlığı: Tiranlık Üzerine-Yirminci Yüzyıldan Yirmi Ders.
Aşağıda bazı derslerden kısa alıntılar vereceğim:
"Peşinen itaat etmeyin-Otoriterliğin sahip olduğu gücün büyük kısmı özgür bir iradeyle verilir."
"Kurumları koruyun- Etik değerlerimizi korumamıza kurumlar yardımcı olur.Kurumlar, kendi kendilerini koruyamazlar. Biri bile baştan itibaren savunulmazsa diğerleri de ardı ardına yıkılır. Bu yüzden ilgilendiğiniz bir gazete, bir ilke, bir sendika gibi bir kurum bulun ve ona destek olun."
"Demokratik seçimleri savunun, oy kullanın, göreve talip olmayı düşünün"
"Gamalı haçların ve diğer nefret sembollerinin farkında olun. Bunları görmezlikten gelmeyin ve hiçbirine alışmayın."
"Mesleki ahlak değerlerinden şaşmayın- otoriteler itaatkar memurlara ihtiyaç duyar."
"Diğerlerinden ayrışın-Rosa Parks'ı hatırlayın. Bir örnek oluşturduğunuz zaman, statükonun büyüsü bozulur ve diğerleri de sizi takip eder."
"Araştırın-Kendiniz için birşeyler düşünün. Uzun makalelere daha fazla zaman ayırın."
"Somut politikalar uygulayın- Hegemonya sizin koltuğunuzda gevşeyip ekran başında aptallaşmanızdan yanadır. Dışarı çıkın. Bilmediğiniz yerlere gidip, tanımadığınız insanlarla konuşun."
"Bilgisayarınızı düzenli bir şekilde temizlemeyi ihmal etmeyin. Tiranlar sizi asabilecekleri bir kanca ararlar. Bu kancaları onlara vermemeye çalışın."
"Amerikalılar, genellikle özgürlüğü yalnız bireyle güçlü hükümet arasındaki çekişme olarak algılarlar.Ancak bu özgürlüğün savunması da grupların üyelerini desteklemeye yönelik faaliyetleridir.İşte bu yüzden bir takım faaliyetlere katılmak zorundayız."
"Çağdaş tiranlık, terör yönetimidir.Herhangi bir terör saldırısı olduğunda, otoriter yönetimlerin güçlerini kanıtlayabilmek için bunu kendi çıkarlarına kullanacaklarını aklınızdan çıkarmayın.Tiranlığın kitabındaki en eski numara, kuvvetler ayrılığının sona ermesini, muhalefet partilerinin çözülmesini, ifade özgürlüğünün askıya alınmasını, adil yargılanma hakkının ortadan kaldırılmasını gerektiren ani felaketlerin yaratılmasıdır. Sakın kanmayın."
DİKTATÖRLÜĞÜN PSİKOLOJİSİ
Georgetown Üniversitesinde Psikoloji profesörü F.M. Moghaddam 2013'te"Diktatörlüğün Psikolojisi" kitabını yazdı.
Resimde Dr. Moghaddam, kitabının bir kopyasını, üniversiteyi ziyaret eden Emine Erdoğan'a hediye ederken görülüyor.
Kitapta, diktatörlerin en çok kitle hareketlerinden korktuğu, fakat bu korkunun yersiz olduğu yazılıyor.
Bir araştırmaya göre 1945-2002 arasında 316 diktatör anayasal olmayan yöntemlerle iktidardan düşürülmüş.
Bu düşüşlerin sadece 32'si yani %10'u kitle hareketleri sonunda gerçekleşmiş.
Diktatörlerin % 68'inin devrilmesinde, ülkedeki bilgi ve maddi kaynaklara sahip olan diğer güç odakları etkili olmuş.
Yöneten otoriter grup içinde dağılma ve fikir ayrılıkları onları zayıflatan en önemli faktör.
Fakat çıkar ilişkileri veya ideolojileri onları bir arada tutuyor, şiddet uygulamaya yöneliyorlar.
Şaka yollu, Kuzey Kore'de genç Kim Jong Un'un liderliğini sorgusuz kabul eden grubun "bu işe hep beraber asılalım, yoksa bizi ayrı ayrı asarlar" dediği söyleniyor.
SONUÇ
Yukarıdaki örneklerden bir sonuç çıkarmayı okurlara bırakıyorum, ama öğrencilere bir kaç sözüm var:
Boğaziçi'liler, bu yaşadıklarınızı unutmayın.
İlerde mezun olup iş dünyasına gireceksiniz, kamuda görev alacaksınız, yurt dışına gideceksiniz, akademide ilerleyeceksiniz, sanatta edebiyatta parlayacaksınız veya politikaya atılacaksınız.
İşte o zamanlar, bu günleri hatırlayın.
Demokratik, özgürlükçü, insan haklarına saygılı bir Türkiye için çalışın.
Gördüğünüz gibi, bu değerler nazik bir çiçek gibi korunup bakılmak istiyor, yoksa kolayca elden çıkıp gidiyor.
Platon'un dediği gibi: Politikayla ilgilenin, yoksa, meydan, özgürlüğünüzü elinizden alacak, entellektüel düzeyi sizden düşük olan istenmeyen tiplere kalır.