BİZE ÖZGE'CE CANLARIMIZ

Değerli okuyucularım... 3.Dünya ülkelerinde değil,40.Dünya ülkelerinde bile rastlanamayacak bir ÜLKEYİZ ve sıralamada birinciliğimizi kimseye kaptırmaya da hiç niyetimiz yok.Geçen hafta ki yazıma kalmış olduğum yerden devam edecektim, fakat malum hadise kanımı dondursa da örnek olarak güncel ve acil olduğu için sıcağı sıcağına duygu ve düşüncelerimi siz okuyucularımla paylaşacak, bir nebzede olsa sakinliğimi korumaya çalışacağım. Kadın hamile kaldı. Evde bir telaştır başladı. Bebek erkek miydi kız mıydı, ultrasonlar, filmler, tetkikler derken bebeğin erkek olacağı haberi evi bayram yerine çevirdi bir anda. Bebek kız olsaydı yas tutacaklardı belli ki. Tüm aile 9 ay 10 günü nasıl beklediler, ne hazırlıklar yaptılar. Bebek doğdu, anneyi düşünen KİM öldü mü kaldı mı diye.. Kutlamalar, davetler, kurbanlar arası üç beş ay sürmeden bebek sünnet olacak. Düğünler, dernekler, davullar, zurnalar ev yine bayram yeri... Bebek şaşkın! Bebek bir hayli büyüdü. Ev halkı önünde pervane. Ev oturmalarında anne baba yan komşularının kızlarını göstererk Hangisini seçtin oğlum, sana alalım” gururlanmaları. Bebek yine şaşkın ama hafıza çalışıyor, kaydediyor. Kendisinin ne kadar özel olduğu, seçme hakkının kendine -yalnızca kendine- ait olduğunu, üstünlük egosunu beynine kazıyor. Bebek acıktı, sofrasını annesi ve kızkardeşi hazırladı;yediği önünde yemediği ardında. Bebek şaşkın ki hem de ne şaşkın. Bebek büyüdü. Okul falan derken, kız arkadaşları oldu. Erkek çocuğun yedi sülalesi bayram etti. Erkek vurdu, kırdı, sattı, savdı, yedi, içti, gezdi, dolaştı, keyif yaptı. Kadını kızı kendi anasını ve kız kardeşini unutarak taciz etti, laf attı, zorla sahip olmaya çalışarak her türlü eylemlerini gerçekleştirdi. Ailede tık yok. Erkek çocuğun yaptıkları kesmedi; kızları dövdü, bıçakladı, yaktı, elini kolunu kesti. Kesti kesmesine de erkeği tatmin etmedi. Saygı değer okuyucularım, konu uzar gider. Milyonlarca kötü örnek var, çünkü malzeme bol. Ananın, babanın, toplumun, siyasetin, ülkeyi yönetenlerin gözü kör, kulağı sağır, dili lal! Azıcık konuşanı, duyanı göreni de bir şekilde baskı ile zulüm ile eziyor ve sindiriyorlar. PARALEL” kulpu takarak susturuyorlar. Yok edip ağzını dilini elini ayağını bağlıyorlar ve çaresiz bir hale getiriyorlar. Kendileri ise her türlü varlık ve zevk-ü sefa içerisinde, her şeye bir fetva kılıfı uydurmakla meşguller. Onların adaleti kadına bakış açışıyla kendini gösterirken biz ne yazarsak yazalım bu Adalet anlayışı ve bu süreç böyle devam edip gidiyor. Sosyopati kişilik bozukluğu daha bebekken erkek çocukların beynine yerleşiyor ve gelişiyor. İleriki yaşlarda sosyopati kişilik bozukluğu, piskopatik kişilik bozukluğu ile karşımıza çıkıyor ve bu şiddet sarmalı giderek ivme kazanıyor. Aile içi ve aile dışı şiddetle özellikle kız çocuklarımız hayatının her anında karşı karşıya kalıyor ve sonrası malum. Anne ve babalar olayı ah ile vah ile geçiştiriyor ve bir şekilde toplum olanı biteni kabulleniyor. Düzenin değişmesi dileklerimle... Sevgi ve Saygılarımla