Birgül Kemiksiz

!Saygı değer okuyucular, Diyorlar ki düşünmeyin, üretmeyin, emek vermeyin, mücadele etmeyin, doğruları söylemeyin, işitmeyin, bakın ama görmeyin, etliye sütlüye, tatlıya acıya karışmayın, sakın ha itaatkarsızlık yapmayın, karşı gelmeyin vs. vs. vs... Şimdi soru şu, Peki ne yapalım o zaman? Ağızsız dilsiz sorgulamadan direkt olarak itaat mi edelim, yağcılık mı yapalım, el ayak mı öpelim, riyakâr mı olalım, yüze başka arkadan başka  başka mı  konuşalım gibi, gibi. Tabi tüm bunlar karakter meselesidir, yapım meselesidir ve kişilikle alakalıdır elbet. Ama her şeyden öte insanlık adına VİCDANLA ya da VİCDANSIZLIKLA alakalı bir meseledir maalesef... Zaman zaman bu ülke de siyaset yapılmaz, yaptırmazlar noktasına gelsem de, sözümüz meclisten dışarı diyerek, meydanı yalakalara ve ikiyüzlülere bırakalım? Diyorum sonra kendi kendime ve ekliyorum devamında diyorum ki  Prensiplerimden en küçük bir taviz vermeden gidebildiğim noktaya kadar dayanmaya ve mücadele vermeye devam edeceğim tek başıma kalsam da... Madalyonun öteki yüzü ise daha da başka... Ne hikmetse bütün siyasi partilerde şakşakçılar, ikiyüzlüler, biatçılar ve gerek siyaseten, gerek mesleki yeterliliği bulunmayanlar, üstelik hiç hak etmedikleri halde rağbet görüyorlar ve her türlü yönetim kademelerinde iş başına geliyorlar ya da getiriliyorlar, listelerde en üst sıralarda yer bulabiliyorlar. Ben bu durumu CHP de görmediğimden dolayı diğer siyasi partilere has bir durum diye düşünüyordum... Başka ifade ile Yirmi beş yılı aşkın bir süredir her kademesinde inanarak görev yaptığım ve siyasi partiler içerisinde demokrasiye sahip tek parti olarak gördüğüm, inandığım CHP de demokrasi dışı davranışları ilk defa gördüğümden midir nedir, bu durumları CHP de görmeyi kabüllenemiyorum, hazmedemiyorum, hele hele şu seçim sürecinde çok sıkça yaşanmasını hiç tasvip etmiyorum. Medeni bir vatansever yurt sever olarak ve yirmi beş yıllık Bir CHP li olarak da kendi siyasi partimi yapıcı bir şekilde de eleştiriyorum  ki; bu benim en doğal hakkım. Sözlerimi şöyle tamamlamak istiyorum. Adalet için yüzlerce kilometre yol yürüyen bir partide ve yönetim kademelerinde nasıl bu kadar haksızlık hukuksuzluk yapılır diye içim içimi yiyiyor, ön seçim yapılmadan çoğu yerde temayül yoklaması yapılmadan nasıl böyle bir aday belirleme süreci olur diye de soruyorum... Bu kadar haksızlık yapılacaktı ise, O zaman soru şu; bizler CHP olarak, demokrasi eşitlik ve hak hukuk savunucuları olarak on binlerce insan en başta genel başkanımız sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere İstanbul´a niye yürüdük ki? Ne içindi kimin içindi o kutlu yürüyüş... Sonuç olarak; Allaha şükür ki kimseye yalakalık yapmadım, zerre kadar menfaat için ceketimin düğmelerini kimsenin önünde iliklemedim ve hiç bir makam ve mevki için talepte istekte bulunmadım... O yüzden her zaman başım diktir benim... Sırf bu yüzden bir makam ve mevkiye getirilmediysem ve "sen o yüzden kaybediyorsun "diyen dost ve arkadaşlarıma hep şunu diyorum. Eğer onurumdan, haysiyetimden, inandığım davadan ve prensiplerimden dolayı kaybetti isem, Tüm samimi@niyetimle yazıyorum ne mutlu bana... İYİLERİN KAYBETTİĞİ NEREDE GÖRÜLMÜŞTÜR diyerek!  İşte öyle. (Birgülce)