"MMontrö; sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenleyen bir sözleşme değil, Türkiye'ye İstanbul, Çanakkale, Marmara Denizi ve Boğazlardaki tam egemenlik haklarını geri kazandıran, Lozan Barış Antlaşmasını tamamlayan büyük bir diplomasi zaferidir"

103 Emekli Amiral imzasıyla, TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne ilişkin sözleri sonrası başlayan tartışmalara ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı'nın "takke ve cübbe" giydiği bir fotoğrafının basına yansımasına ilişkin olarak ortak bir bildiri yayımlandı. Bildiride "Montrö; sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenleyen bir sözleşme değil, Türkiye'ye İstanbul, Çanakkale, Marmara Denizi ve Boğazlardaki tam egemenlik haklarını geri kazandıran, Lozan Barış Antlaşmasını tamamlayan büyük bir diplomasi zaferidir" ifadeleri kullanıldı. Daha önce 124 Emekli Büyükelçi ,bugün de emekli milletvekilleri özellikle İstanbul Sözleşmesi, Kanal İstanbul ve Montrö Antlaşmasıyla ilgili bildirilere imza atıp görüşlerini açıklamışlardı. Fakat Amirallerin bildirisi tsunami yarattı bazı çevrelerde. Emekli komutanlar darbe heveslisi olmakla suçlandı ve hadlerini bildirmek için gerekli soruşturmanın başlatılacağı açıklandı. Nitekim Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da talep üzerine soruşturma başlattı. Bu iktidar muhalif görüşlere tahammülsüz. Hem," işiniz gücünüz karşı çıkmak, ama çözüm için söylediğiniz bir şey yok." diye eleştiriliyor muhalefet, hem de farklı görüşler ve öneriler sunulduğunda akla hayale gelmeyen galiz ve çok çirkin ithamlar, iğrenç yaftalamalar, seviyesiz iftiralarla karalanmaya, yok edilmeye çalışılıyor. Ve bunun adı "ileri demokrasi" oluyor! Emekli komutanların bildirisini ben de gazetelerden okudum. TBMM Başkanı sayın Şentop , bir televizyon kanalında yaptığı söyleşide , bir soru üzerine ,Cumhurbaşkanı'nın İstanbul sözleşmesini iptal yetkisinin yasal olduğunu, referandum oylamasıyla milletin bu yetkiyi ona verdiğini, isterse Montrö Boğazlar Antlaşmasını bile iptal edebileceğini söyledi. Çok açık söylüyorum ürpermiştim. Bir kişi her şeye tek başına karar verecekse, TBMM'nin işlevi ne, biz bu milletvekillerine neden bunca maaşlar ödüyoruz o zaman? Sayın Şentop, yükselen tepkiler üzerine sözlerine açıklama getirerek; "Montrö'den vazgeçmedik ki, böyle bir şey yok. Yeni hükümet sisteminde Cumhurbaşkanı'nın sınırsız yetkilerinin bulunduğunu anlatmak için bu örneği verdim ben, isterse dedim, iptal edebilir. Bu yetkiyi referandumda millet ona verdi." Eğri otursak da doğruyu konuşalım. Referandumda millet neye evet, neye hayır dedi? Onlarca maddenin hangisini okudunuz ,kaç tanesi hakkında bilgi sahibisiniz? Evet oyu verenler böyle bir yetkiyi de verdiklerini biliyorlar mı? R.T.Erdoğan'ı sevenler gözü kapalı "Evet", ona karşı olanlar da "Hayır" oyu verdi. Mesele budur. Yeni Anayasa az bir farkla kabul edildi. Ama büyük bir oyla da kabul edilse, böyle önemli konularda Cumhurbaşkanları hayati konuları TBMM'de tüm partilerin görüşlerine açmadan tek başına karar verirse yanlış yapma ihtimalini de kimse göz ardı etmemelidir. Nitekim İstanbul Sözleşmesinin iptalinde bu yaşandı. Halbuki uluslar arası sözleşmelerin hukuksal dayanakları ve uyulması gereken kuralları vardır. En başta imzalanmayabilirdi. Nitekim bu belgeyi sadece 35 ülke imzalamıştır. Sonuçta egemen bir devletiz. Kimse bize bunu zorla dayatmadı. TBMM'de madde madde görüşülerek kabul edildi. Çıkarken de bu maddeler tartışılmalı, vazgeçme gerekçeleri ortaya konmalıydı. " Ben ne dersem o! " tavrı milleti ürkütüyor. Şimdi durduk yere böyle bir açıklama yapan Meclis Başkanı, sonrasında bazı tepkilere, bu tür bildirilere de sebebiyet vermiş olmuyor mu? Farklı görüş bildiren herkes darbeci mi oluyor? Artık darbe ve vesayet dönemi bitmemiş miydi? Üstelik hepsi de emekli bu subayların. Askerler ve silahlar devletin emrinde iken ve yakın zamanda yaşanan kalkışmadan ibretlik sonuçlar çıkarılıp tedbirler alınmışken, siviller nasıl darbe yapabilir ki? Şentop sözlerini düzelttiğine göre, böyle bir bildiriye şimdi ne gerek vardı diye de sorulabilir elbette. Üstelik gündüzler çuvala girmiş gibi, bildiri gece yarısı servis edilerek örtülü bir muhtıra havası mı verilmeye çalışılıyor? Enteresan değil mi? Birileri gündem değiştirmeye, algı yaratmaya çabalıyor sanki. Bence bildiride asıl tepki çeken tekkedeki Tuğamiral ile ilgili kısımlar, TSK ile ilgili uyarılar. Silahlı Kuvvetler Teşkilatındaki hiyerarşi ile tekkelerdeki rabıta ve silsile birbirinden çok farklıdır. Tekke ve zaviyeleri yasaklayan kanun halen yürürlüktedir. Cami ve tekke aynı şey değildir. Bahsedilen komutanın fotoğrafı gerçekten tekkede mi çekilmiştir? Orada üniforması üzerinde midir, sivil midir? Bu fotoğrafı kim ne amaçla medyaya servis etmiştir? Montrö ile ilgili bir bildirinin içine,takkeli, cübbeli, namazını kılan bir komutan fotoğrafı neden ilave edilmiştir? Anlamakta zorlanıyor insan. Fetö ihanetini yaşamış bir ülkede her vatansever elbette bu konularda da uyanık olmak zorundadır. 2020'de yapılan YAŞ toplantısında Fetö iltisaklı subayın terfi ettirilerek orduda çok önemli bir makama, Kara Kuvvetleri istihbarat Başkanlığına getirilmesi, ancak medyada deşifre edilince görevden alınması bir zaaf değil midir? Bildirideki hassasiyetleri bir de bu gözle değerlendirmek daha doğru olmaz mı? Savcının soruşturması bence Atatürkçü komutanların başka hassasiyetleri de dile getirmesine vesile olacaktır. Kim bilir, belki de emekli Büyükelçiler ve Milletvekilleri hakkında da soruşturma başlatılır. Ah perişan demokrasimiz, sen nelere kadir değilsin ki!