NESİLLER VE AŞK

Uğruna Ferhat´ın dağları deldiği ,Mecnun´un çöllere düştüğü, romanların en vazgeçilmez konusu ?aşk´ yüz yıllardır ne çok şekil değiştirmiş. Annemin büyük teyzesi  eşiyle nasıl evlendiklerini anlatırmış. Enişte yaşça biraz büyük... Müstakbel gelin adayını uzaktan gösterdiklerinde Eniştemiz, ?O beni beğenmez´ diyor. Bizim büyük teyze etkilenmiş bu sözden ve kabul ediyor,  ?Haber verin, evleneceğim´ demiş utanarak. Bunu dediğinde enişteyi bir kez uzaktan görmüş sadece ve sonuç: Yarım asrı geçen bir evlilik! Baro odasında -Malumunuz- duruşma beklerken sohbet arasında bizden yaşça epey büyük bir avukat ağabeyimiz diyor ki, ?Nerde o eski aşklar... Biz sevdiğimiz kızın evin önünden geçerken perde kıpırdasa kalbimiz duracak gibi olurduk.´ Annemle babamın gençliğinde durum biraz daha özgürleşmiş; birbirlerini düğünde, bayramda karşıdan karşıya görüp bakışarak aşık olunabilen bir dönem! İletişim yok denecek kadar az tabi. Belki ortak tanıdık ve akrabalar sayesinde küçük küçük haberleşmeler mümkün.  O da  gizli tabi ki. Nişan yapılmış ise eğer, kızın kardeşlerinden birinin de yanlarında olması şartı ile muhallebiciye gidilip görüşme imkanı var bu dönemde. Bizim zamanımızda erkek ve kız arkadaşların birlikte dolaşabildikleri bunun yadırganmadığı bir zaman dilimine geçilmiş ama durum sevgili olma aşamasına gelirse yine öyle alenen görüşmeler filan yok. Ailede devamlı tembihlenen ?elini verirsen kolunu kaptırırsın´ durumu var elbette. Resmi bir söz veya nişan yapılana kadar sadece en güvendiğiniz kişilerle paylaşacağınız bir konudur bu durumlar. Şimdiki gençlere  baktığımızda her şey alenen ortada... Internet sayesinde sınırsız iletişim. Neredeyse birbirlerinin öksürdüğünden haberleri var. Dolayısı ile her şey çok çabuk tükeniyor tabi. Düşünsenize Mecnun, Leyla´yı görse sosyal medyada  keyfi yerinde şen şakrak fotoğraflar veriyor. Oda çöllere düşmezdi her halde. Şimdi tanıdığımız tanımadığımız herkesin ilişki durumunu sosyal medya sayesinde biliyoruz. İlişki başlayınca ve bitince ona uygun olarak hiç vakit kaybetmeden ilişki durumu güncelleniyor. Ama şu ayrılık durumu var ya, bu en kötüsü işte. Tüm sosyal medya ahalisi olarak o ayrılığın acısını yaşıyoruz. Atilla İlhan ?Ayrılık Sevdaya Dahil ?demiş demesine... Haklı da sonuna kadar. Aşkın en yoğun hissedildiği dönem ayrılık sürecidir. Bu yüzden aşkı anlatan şarkılar da şiirler de en çok ayrılık sürecine ilişkin. Ama, sosyal medya ahalisi olarak biz neden dahil oluyoruz anlayamıyorum. Bir de dürüstlük yok; neymiş? ?Umurumda bile değilsin artık, bir inandırıcı görün en azından´ gibi. Umurunda değilse madem neden çarşaf çarşaf yazıyorsun?  Güzel yanı da var tabi. Eskiden anne babalar bazen endişe eder, şüphe eder çocuklarını takip ederdi. Artık bu zahmete girmemize hiç gerek yok şimdi. Aç sosyal medyayı, bak ilişki durumuna, ilişkisi mi var, kimlerle görüşüyor. İlişkisi varsa da hemen oradan araştırabilirsiniz... Kimmiş, kimin nesiymiş, ne kadar like (beğeni) alıyormuş tüm bilgiler mevcut. Bu kadar aleniyet ve sınırsız iletişimle eski sevdalar, aşklar yaşanmıyor doğal olarak. Daha gizemliymiş sevdalar eskiden ve daha büyükmüş aşklar bu yüzden. Bizim şimdiki gençlerden biri, zaman yolculuğu ile geçmişe gidip sevdiği kızın evinin karşısında perdenin kıpırdamasını bekleyen ağabeyimizin yanına gitse mesela. Bizim ağabey ?acaba şimdi ne yapıyordur´ dese sevdiği kız için.  Bizim yeni model gencimizde  ?durum mesajına bakalım hemen,´ deyip kızın o anki durum fotoğrafını  gösterseydi  ağabeyimize. O ağabeyimiz daha mı çok mutlu olurdu acaba? Şok olurdu her halde ilk başta! Sonra bizim gencin uzaylı veya büyücü olduğunu düşünebilirdi muhtemelen ve bir an mutlu olurdu sevdiği kızı gördüğü için. Sonra ne mi yapardı? Evine giderdi tabi ki. Artık saatlerce orada bekleyip hayal kurup perdenin kıpırdamasını beklemesine hiç gerek kalmazdı. Bu yüzden, şimdi çok hızlı tükeniyor her şey? Aşklar da evlilikler de?