Dursun Ali YILMAZ (dedem Şakiroğlu Abdullah çavuş anısına)
ŞAKİROĞLU ABDULLAH,
Balkan savaşı öncesi osmanlı devletine bağlı Dimetoka sancağının Saruhanlı köyünde çifçilik yapan Şakir ağa nın yanında birçok çalışanı olmasına karşın tek oğlu vardi ve adını Abdullah koymuştu.Abdullah güzel isimdi.Abdullah ın doğumuna çok sevinmiş kurbanlar kesip mevlitler okutmuştu.Abdullah büyümüş ve kumral tenli yeşil gözlü uzun boylu bir yiğit olmuştu.
Balkan savaşından söz edildiği günlerde Şakir ağa asker toplanılacağını bildiği için tek oğlunun bedelini ödemeyi düşünüyor sıkıntısını azaltmaya çalışıyordu gönlünce ama hesab etmediği bir şey vardı. Abdullah arkadaşı Hakkı gibi askere gitmek ve küffara karşı savaşmak arzusundaydı.
Köyde davullar çalıp asker toplanılacağı duyurulunca akşam namazından sonra babasına konuyu açtı ve askere gitmek istediğini söyledi.Bu habere Şakir ağa zaten sevinmemişti birde oğlunun isteği bu yönde olunca bir şeyler söylemek istediyse de adeta dili tutuldu boğazı düğümlendi,daha onsekiz yaşına yeni girmişti ve yeni evliydi tek oğluydu gelini Cevriye yi düşündü,savaşa gidenlerin çoğu geri dönemiyordu,bu kadar tarla çiflik ne olucaktı.
Hazırlıklar yapılmış artık gitme vaktiydi, o zamanlar savaşa gidenler evlerinde var olan silah ve diğer mühimmatlarıyla (at. araba vs) gidebiliyorlardı.Şakir ağa hali vakti yerinde olduğu için oğlu Abdullahını askere iki atla gönderiyordu.
Abdullah Saruhanlı köyünden bağlı oldukları sancağa Dimetokaya geldi oradanda Edirneye ulaştıklarında gece yarısıydı saray içindeki tabyalarda sabahladılar.Abdullah ertesi gün kuvvayı seyyare dağ topçusu bölüğüne verildi ve atlarla topları çekerek uygun mevzilere ulaştırıyordu silah arkadaşlarıyla ,köylüsü Hakkıda yanındaydı.Artık o Şakiroğlu Abdullahtı.1.ve 2. Balkan savaşlarında kuvvayı seyyare dağ topçusu olarak bulunmuş Edirne ve Kırklareli nin tekrar elimize geçmesinden sonra köyüne gelip beş gün kalabilmişti.Patlak veren 1.cihan harbi önceside birliğiyle Çanakkale çephesi kurulacağını öğrenmiş ,Çanakkaleye gidiş yolunun tam köyünün üzerinde olduğunu bildiği için içi içine sığmıyordu intikal gününü sabırsızlıkla bekliyordu.
Birlik yola çıktığında arkadaşı Halil e geceyi galiba bizim köyün tepelerinde geçiriçeğiz eğer öyle olursa kesin eve uğrarız Halil diyerek arkadaşının duyacağı şekilde fısıldadı ve atının yularından sımsıkı tuttarak yola devam etti.Birlik akşam kararmaya yakın köyün üst tarfında kalan sivri tepede konaklamak için durunca Abdullah komutanına durumu anlattı ve köyüne uğramak için izin istedi isede sabah olunca izin verebileceğini söyledi komutanı.Sabahı zor etti birlik yoluna devam ederken ergene ve meriç ırmaklarının birleştiği yerdeki köyüne geldiler beş atlı asker birde başlarında onbaşı ve o onbaşı Şakir oğlu Abdullahtı..Anne baba ve eşiyle sadece yarım saat görüşebildi ve eline bir bebek verdiler daha kırkı yeni çıkmıştı senin kızın dediler onu şaşkın gözlerle seyretti öptü kokladı yavrusunu anasına seslenerek ana adını Lütfiye koyun kızımın dedi vedalaşarak yola çıktılar.Yolda o minik elleri hiç unutmadı.
Çanakkalede Sedülbahir Arıburnu kireç tepe kanlısırt muharebelerınde top atışlarıyla birliği askerlerimize destek verirken canla başla çalıştı?
Çanakkale zaferi kazanılınca birliğinde çavuşluğa terfi ettirildi. Şakiroğlu Abdullah çavuştu.
Ne yazıkki küffar Çanakkale yenilgisinin öcünü almaya çalışıyor Osmanlı devletinin başka bölgelerinde Mekke Medine ve kanal bölgesinde Filistin de saldırılarına başlamıştı . Filistin çephesine gönderildiler .Burada çok kanlı savaşlar oldu Mekke elden çıktı Medinede çöl kartalı Fahrettin paşa ve askerleri kahramanca aylarca savaşmışlar Medineyi savunmuşlardı Medine hala Osmanlı devletinin elindeydi.
Arazi gündüz yakıcı bir sıcaklıkta gece soğuk iklimdeydi alışık olmayan kuzey iklimi çocukları zorlanıyordu iklime uymada sıcak onları bunaltıyordu.hakim tepedeydiler ve aşağıdan tepelere taarruz eden düşmana karşı tepeyi savunuyorlardı .Hicaz demiryolu açık tutulmalıydılar.Komutanlarından ve bazı şilah arkadaşlarından şehit ve yaralılar olmuştu günlerdir sıcak bir lokma ağızlarına girmemişti.
Yine bir Cuma günü öğlen sıcağında arkalarından gelen develer ve atlardan oluşan suvarileri geç fark ettiklerinde içlerine kadar sokulan düşman onları göğüs göğüse bir savaşa mecbur etmişti ve kanlı mücadeleden zaferle çıktılar düşman uzaklaştırlmıştı ancak; Abdullah çavuş göğsünden ve boğaz kısmına yakın yerden kılıc darbeleriyle yaralanmıştı ,arkadaşı Hakkı onu görmüş ve yardımına gelmişti başını kucağına almış yarasına eline geçirdiği bir bezi bastırmıştı iyileşiceksin Abdullah savaş bitti yine köye dönücez yakındır beya derken gözlerinden siçim gibi yaşlar akıyordu.Bir süre gözlerini ufka çeviren Abdullah ?´abe Hakkı yokmu bi kaşıcık tarhana veresin bana beya çok canım çekti´´der ve kısa süre sonra şehit olur.
Savaş bittiğinde ancak 2 yılda köyüne dönen Hakkı da sol elinin üç parmağını kaybetmiştir.Arkadaşı Abdullah çavuşun durumunu nasıl şehit olduğunu anlatır ailesine .
Yıllar geçmiş Lütfiye de 12 yaşına geldiğinde dedesi Şakir ağa ölmüştür.Genç dul kalan Cevriye hanım da köyden hanımı vefat eden Süleyman ağa ile evlenmiş kızı Lütfiyeyi de yanında getirmişti.Lütfiye hanım 16 yaşına gelince de Süleyman ağanın oğlu Mehmetle evlendirilmiş bu evliliktende Cevriye ,İfakat,Abdullah ve Fatma isimli dört çocukları olmuştur?Artık kurtuluş savaşı olmuş ve Cumhuriyet ilan edilmiştir.Şehitlerin nihayi künyeleri tesbit edilmiş şehit olanların ailelerine şehit madalyası , geride kalan dul ve yetimlerine maaş bağlanması için ilçelere davet edilirler gitmez Lütfiye hanım üç kez davet yazısı gelir üçüncüde gider madalyayı alırız ama maaşı asla alamayız der.Neden almıyorsun bu sizin hakkınız diyen devlet görevlisine de kurban bayramında kestiğiniz kurbanların parasını istiyormusunuz ki diye de cevap verir?.Lütfiye hanımın kayınbabası ve annesi Cevriye hanımda vefat edince evin hanımı kendisi olur ve her konuya el atar atarda babasının bir cuma günü şehit olduğunu ve bir kaşık tarhana istediği aklına gelir.Evlerinin yanıbaşında bir manga jandarmadan oluşan karakol vardır.Cuma günü bir kazan tarhana çorbasını yapar ve askerlere götürür eşinin yardımıyla bunu adet edinir ve yılarca köyündeki askerlere yemek götürür durur.1974 Kıbrıs harbinde köyünün arazisinde bulunan tüm askerlere köylüyü de seferber ederek her haneden yemekler yapılır askerlerimize ikram ederler.Ömrü boyunca asker gördüğümde babamı görmüş gibi oluyorum der.
Ölümünden 4 yıl önce kalçası kırılan Lütfiye hanım inançlı biriydi yatağa bağlı yaşadı ama elinde bir tuğlayla?devamlı teyemmüm ediyordu?.Şairi in dediği gibi:
Vatanım ha ekmeğini aşını yemişim ha uğruna kurşun?
Aziz şehitlerimiz ruhlarınız şad olsun ,Türk milleti var olsun??Dursun Ali YILMAZ (dedem Şakiroğlu Abdullah çavuş anısına)