Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesinde, geçtiğimiz günlerde basına da yansıyan skandal iddianın doğru olup olmadığını soran Hamşıoğlu, “Göç İdaresi Başkanlığı kolluğa teslimi ve sınır dışı edilmesi gerektiğini bildirdiği halde sokağa salınan bu yabancılardan herhangi biri, yarın herhangi bir başka suça karıştığında, bir evladımızın daha canını yaktığında, terör, uyuşturucu ve cinsel saldırı başta olmak üzere infiale yol açacak herhangi bir caniliğin, vahşetin, tehdidin faili olarak karşımıza çıktığında, Bakanlığınız bunun sorumluluğunu alacak mıdır?” ifadesini kullandı.

KAYNAĞI TORBA KANUN’DAKİ “GİZLİ AF

Toplumun huzur ve güvenliğini tehdit eden bu ve benzeri sorunların “6 Şubat 2023 Tarihinde Meydana Gelen Depremlerin Yol Açtığı Ekonomik Kayıpların Telafisi İçin Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi İhdası ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un, TBMM Genel Kurulu’nda layığınca tartışılmadan, her torba kanunda olduğu gibi yine son dakika eklenen maddelerle, bir gece yarısı oldu bittiye getirilerek yasalaşmış olmasından kaynaklandığını savunan Hamşıoğlu, “Göç İdaresi Başkanlığı, çoğunluğu cinayet, yaralama, cinsel saldırı, çocuk istismarı, uyuşturucu ticareti, yağma, hırsızlık, insan kaçakçılığı, kredi kartı dolandırıcılığı gibi suçlardan yargılanan bu yabancı zanlı ve hükümlülerle ilgili olarak “işlemiş oldukları suç/suçlar”, “kaçma ve kaybolma ihtimalleri” göz önünde bulundurularak “kolluk kuvvetine teslimleri”nin ve “sınır dışı edilmesi gereken yabancılar” olduklarının altını çizmesine, “gerekli evrakları tanzim edildikten sonra İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilerek, gözetim altına alınmaları ve gönüllü olmaları halinde ülkelerine geri dönüşlerinin sağlanması, aksi takdirde üçüncü bir ülkeye gönderilmek üzere idari gözetimlerinin devam edilmesinin uygun olacağı”nı bildirmesine rağmen yüzlerce yabancı suçlunun salıverildiği, muhtemel sonuçları düşünülünce korkunç bir iddiadır” dedi.

HUKUKİ VE SİYASİ HESABI VERİLMELİ

Hamşıoğlu’nun konuyla ilgili olarak Adalet Bakanına yönelttiği sorular şöyle:

1- Tekirdağ F ve T tipi cezaevlerinde bulunan çoğu cinayet, tecavüz, kaçakçılık, saldırı, yaralama, uyuşturucu ticareti, yağma, dolandırıcılık suçlusu yüzlerce yabancı/kaçak zanlı/hükümlünün, Göç İdaresi Başkanlığı’nın aksi yöndeki uyarı ve taleplerine rağmen salıverildiği doğru mudur?

2- Doğruysa, Göç İdaresi Başkanlığı’nın “kolluğa teslim” talebine hangi gerekçeyle uyulmamıştır?

3- Doğru değilse bu 803 zanlı/hükümlünün kaçı Göç İdaresi’nin talebi doğrultusunda gözetim merkezine sevk edilmiş, kaçı sınır dışı edilmiştir?

4- Gözetim merkezine teslimi sağlanmamış yahut sınır dışı edilmemiş yabancı kaçak suçluların şu anda nere oldukları ve ne yaptıkları bilinmekte midir?

5- İddialar doğruysa, acı örnekleri geçmişte yaşanmış vahim olayların tekrarına yol açabilecek bu tedbirsizlik Tekirdağ ile mi sınırlıdır? Aynı uygulamaya gidilen başka cezaevleri de var mıdır? Bu yolla ülke genelinde kaç yabancı zanlı-suçlu/kaçak aramıza karıştırılmıştır?

6- Konunun muhatabı kurumların ikazlarına rağmen böylesi hayati bir risk almakta, toplumun canı ve malını alenen tehlikeye atmaktaki murat nedir?

7- Göç İdaresi Başkanlığı kolluğa teslimi ve sınır dışı edilmesi gerektiğini bildirdiği halde sokağa salınan bu yabancılardan herhangi biri, yarın herhangi bir başka suça karıştığında, herhangi birimizin daha, bir evladımızın daha canını yaktığında, terör, uyuşturucu ve cinsel saldırı başta infiale yol açacak herhangi bir caniliğin, vahşetin, tehdidin faili olarak karşımıza çıktığında, Bakanlığınız bunun sorumluluğunu akacak mıdır?

8- Bakanlığınız bu sorumluluğu peşinen üstlenmiyorsa, “görünen köy”den farkı olmayan gelecek acılarımızın siyasi ve hukuki hesabını kime sormamızı salık verirsiniz?

İSMAİL SAYMAZ GÜNDEME GETİRMİŞTİ

Hamşıoğlu’nun TBMM gündemine taşıdığı skandalı 15 Ağustos 2023 tarihinde, Sözcü gazetesi yazarı İsmail Saymaz gündeme getirmişti.

Saymaz, “Sınır dışı edilecek yabancı suçluları bırakmışlar!” başlıklı söz konusu yazısında, Tekirdağ’da, bir kısmı 2020 yılında Covid izni kapsamında denetimli serbestlikten yararlanan, bir kısmı da torba kanunla “5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'a eklenen Geçici 10. Madde”nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar F ve T tipi cezaevlerinde bulunan toplam 803 tutuklu ve hükümlü bulunduğunu, Göç İdaresi Başkanlığı, aralarında Suriyeli, Afgan, Pakistanlı, Rus, Orta Asyalı kaçakların da olduğu cinayet, tecavüz gibi ağır cezalık suçlara karışmış bu suçlu/zanlıların “koşullu salıverme tarihinde ya da infaz süresi bitiminde polise teslim edilmeleri gerektiği”ni bildirmesine rağmen Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yabancı tutuklu ve mahkumların tamamına yakınını sokağa saldığını ileri sürmüştü.

Editör: Fatih ERGE