Yarar açıklamasında bu iş bir anda herkes birbirine girdi şeklinde olmuyor. 2. Dünya Savaşı Başladığında da hatırlarsanız ilk cephe Polonya idi. Almanya ve Rusya’nın paylaşım için işgal ettikleri ilk yer Polonya idi. Ufak ufak başlamıştı ama bir yerden başlıyor bir yerden sonra sıçrayarak başka yere gidiyor bunun efektif etkilerini görüyorsunuz. Bugün yaşanan olayı ben size 2. Dünya Savaşını anlatır gibi anlatsaydım bana diyecektiniz ki siz bana 2. Dünya savaşını mı anlatıyoruz diye soracaktınız ben size bu dönemi anlatıyorum diyecektim. Tarihi anlattığınızda tarih sizi yanıltıyor ne oldu ki Ukrayna’da sadece bir savaş var diyecektiniz, o dönem savaş bir cephede başlamıştı ve önce Avrupa’ya sonra uzak doğuya… Şimdi uzak doğuyu konuşmuyor muyuz? O zaman Japonya vardı bugün Çin var. O gün ABD’nin yerinde İngiltere vardı dünyadaki sistemi o yönetiyordu şimdi ABD yönetiyor.  Bugün itibariyle adı kondu bunun adı artık savaş. Çünkü Rusya bunu savaş olarak nitelendirdi ve savaş cephesinde kullanıldığı mühimmatların oranları da artmaya başladı.

"DÜNYA'DA SAVAŞ ALARMLARI ÇALARKEN MUHALEFET FAKİRLİK EDEBİYATI YAPIYOR"

Gazeteci Fatih Erge, Güvenlik Uzmanı Mete Yarar'ın açıklamalarını değerlendirdi. Erge, Türkiye'nin Kuzey'den Rusya ve Ukrayna, Güney'den İsrail ve Gazze, Doğu'dan Ermenistan ve Azerbaycan çatışmalarının ve savaşların tam ortasında kaldığını belirtti. Bu savaşlardan başka bir ülke gibi etkilenmeme lüksümüz yok. Gerilim her geçen gün artıyor ve devletler artık aracı örgütlerini kullanmak yerine bayraklarını göstererek savaş bölgelerinde aktif rol alıyorlar. Devletimiz her duruma hazırlıklı olmak için çalışıyor.

Ancak, Türkiye savaşların tam merkezinde yer alırken, siyasetin garip bir şekilde ilerlediğini görüyoruz. Muhalefet liderlerinin, Ukrayna'da neden NATO ile birlikte hareket etmediğimizi sorgulaması, Suriye ve Libya gibi ülkelerde ne işimiz olduğunu dile getirmesi dikkat çekiyor. Bazı muhalefet liderleri, Türkiye'yi siyasi sınırlarına hapsetmek ve dünya çapında iddialı bir konuma gelmesini istememektedir.

Ayrıca, savunma sanayisinde üretilen uçaklara maket diyen ve dalga geçen sözde siyasetçiler ile gazetecilerin ülke gündemini meşgul ettiğini gördük. Bugün dalga geçtikleri savunma sanayi ürünlerine güvenip, güvenlik endişesi yaşamayan siyasiler, dünyada pembe bir tablo olduğunu düşünerek fakirlik edebiyatı yapmaktadırlar. Allah korusun, eğer bu kafa iktidar olsa, emekli maaşlarını bile ödeyemezlerdi. Açlığı o zaman gerçekten yaşardık.

Türkiye'nin iç ve dış tehditlere karşı korunması ve güçlü bir savunma sanayisi ile donatılması gerektiği gerçeğini göz ardı etmeden, siyasetin gerçek sorunlara odaklanması ve ülkenin güvenliği için birlikte hareket etmesi önemlidir.

Editör: Fatih ERGE