ZAFER HAFTASI-ÇANAKKALE - CANSU GÜLME

İnsanlarımız Malazgirt´ e ulam, ulam gitmezken Çanakkale´ye sel olup geliyorlar

Abone Ol
Bu koca devlet her yıl 26 Ağustos 1071 Malazgirt harbini, 30 Ağustos 1922 Büyük Taarruzu çeşitli etkinliklerle anmaktadır. Her iki tarihin ayrı önemi var. Biri, Anadolu kapılarının Türklere açılması; biri, düşmanların Anadolu´dan kovulmasıydı. Türkler için ikisi de anlamlı, ikisi de büyük bir tarihtir. İnsanlarımız Malazgirt´ e gitmezken Çanakkale´ye sel olup geliyorlar çünkü Çanakkale;  neredeyse her aileden en az bir kişinin şehit düştüğü, tüm Türkiye´ nin buluştuğu kutsallaşan bir yerdir. Orada sadece Osmanlı Türkiye´si değil; İngiltere, Fransa, Almanya, Yeni Zelanda, Hindistan, Avustralya da vardı. O tarihte Çanakkale dünyanın merkezi olmuştu. Bugün de aynı ilgiye sahiptir. Kısaca sebepleri, sonuçları, hikmetleri, sırları anlatmakla bitmez Çanakkale´ nin! Bu sene Tekirdağ Tarih Bilincinde Buluşanlar Derneği mensuplarıyla birlikte (29 Ağustos-Cumartesi) gitmek bu fakire de nasip oldu.  Muzaffer Çevik başkanlığında oluşan 45 kişilik gezi kafilemiz için baştan sona muhteşemdi diyebilirim. Yolculuğumuz sıkıcı olmak bi´ yana bilakis yoğun duygularla geçti. Bunda Cansu Gülme isimli rehberimizin adını anmadan geçemeyiz. Daha şehitlikte iken Tekirdağ B. Şehir Belediye Başkanımız Kadir Albayrak´ ı cepten arayarak duygularımı aktardım, sağladığı imkânlardan ötürü  tebrik ettim; çok mutlu oldular, kafileye selam gönderdiler. Bayan rehberi de her fırsatta tebrik etmeye çalıştım; çünkü harikaydı! Sabah 07.30´da Valilik binası önünde toplandık. Belediyemizin tahsis ettiği otobüsümüzün ilk durağı Bolayır oldu. Kaptanımız İbrahim Erel ve Muavini Hasan Ertekin  -İkisi de Kaşıkçılı- Beylerin idaresinde çok rahat seyirle Rumelinin Fatihi Gazi Süleymanpaşa ile Vatan Şairi Namık Kemal´in kabirlerini ziyaret ederek dualarımızı yaptık. Dernek Başkanımız Hüseyin Bayol türbede kısa bilgiler verdiler. Kafilemizin en canlı isimlerini de burada zikretmeye değer buluyorum; Ahmet Sulbi baştan sona neşe kaynağımızdı. Diş Hastanemizin Müdürü Sevgili dostumuz Burhan Kambur ve ailesi, Bayanlardan Birsen Kısıkçılar, kardeşi site komşumuz Figen Çavuşlu ile Saime Koparan Hanımlar, tükenmeyen enerjileriyle esprileriyle etrafına neşe ve canlılık kattılar, yol yorgunluğunu hissettirmediler. Kızları Esra ve Zeynep ile Naile Özver Hanım, her adımını Ümit Gönül Hanımla birlikte atan Hatice Gülriz Hanımlar... Dernek Kurucu üyemiz Övgür Yaver´ adına iştirak eden Mehmet Bamyacı kardeşim ve diğer dostlarımızla gerçek bir yol arkadaşlığı yaşadık o gün. Böylesi hallerde kafile dipdiri olacak ki gezinin bir anlamı olsun ve onların her biri özel görevli gibi hareket etttiler, Zafer Haftası günü şehitlikten, atalardan, kahramanlıklardan milli ruhlarını yıkamaya özenle gayret gösterdiler. Gezdiğimiz yerlere gelince; Seyit Onbaşı Anıtı, Büyük merasimlerin yapıldığı zafer Anıtı, oradan Yahya Çavuş Anıtı, Alçıtepe Köyünde yemek, alış-veriş, namaz molası, 57. Alay Şehitliği, Anafartalar... Sağolsunlar! Rehberimize dönmek istiyorum; Cansu Gülme Hanım maşallah ezbere hiç teklemeden konuşuyor. Ses tonu vurgulu, berrak... Rehberler burada ekseriya M. Akif Ersoy´dan ya da  ?Dur Yolcu?? Şiirini yazan Şair Necmettin Halil Onan´ dan çeşitli dörtlükleri okurlar. Ancak rehberimiz farklı sunum yaparak bende şaşırtan bir iz bıraktı. Neydi yaptığı? Hüseyin Nihal Atsız´dan  dörtlükler sundu.Sevinmiştim; kendisine "Anladım, siz Atsız´ ı biliyorsunuz, nereden bu ilgi?" Diye sordum. Gözlerinden  fışkıran tatlı bir gururla; "Atsız´ ı çok seviyorum, onu okuyorum, müthiş şair! Bak sana bir kıtasını daha okuyayım" Dedi ve aynı letafetle tekrar okudu. Ve eğer yazı yazarsam bunları unutmamamı sıkıca tembihlemeyi de ihmal etmedi. Söz verdim. O görevi şimdi bu yazıyla yerine getiriyorum. İşte o iki kıt´a: ?Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir. (?) Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık... Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık. Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık; Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir Değerli okurlarım; güzel, atak, genç ve çağlayan gibi Türkçesiyle bizlere milli hazlar yaşatan Cansu Hanımı saygıyla, sevgiyle, selamla Ecebat´ a yani aldığımız yere bırakıyor ve salimen Tekirdağ´a dönüşü tamamlıyoruz. Herkes mutlu, herkes dost oldu o gün. Saime Koparan Hanım faceye attığı mutluluk mesajı aslında gezimizin de özeti gibiydi. O,sanki hepimizin adına çektiği selfiyle; ?24 yıl sonra Değerli Arkadaşım Şükran Özer ile Şehitlik Abidesindeyiz...? Diyecektir. Buna yakalanan huzur, mutluluk denilmekte? Aynı ekiple ve birlikte Karadeniz Gezisi sözüyle gezimizi sona erdirdik.  Tüm kafileye selam olsun. Bir gün sonra da Tekirdağ´da törenler vardı ancak, üzülerek ifade edelim ki çok sönük geçtiğini söyledi izleyenler.  Herkes kahırlı ve milli duygular giderek ölüyor. Terördü, şehitlerdi gibi bahaneler icat edip programlar iptal edilmese aksine daha coşkulu, daha derin mesajlı yapılsa ne kadar iyi olur değil mi? Yani çocuklar nasıl olsa ölüyor diyerek neredeyse evlenmeleri yasak edecekler! Sevinçli gezilerimiz, buruk törenlerimiz; ne diyelim bu yıl da böyle geçti. Yazımızı yine Atsız´ la noktalayalım: ?Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından Koşar adım gitmeli onların arkasından. Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.? Saygılarımızla