Kime güvenip de yola çıkalım, kime güvenip plan yapalım, kime güvenip memleket meselelerini tartışalım, sayımızı çoğaltalım, demir gibi olalım. Kime güvenip vurduğumuz yerden ses getirelim. Kalbimiz, bedenimiz, beynimiz vatan aşkıyla yanıp tutuşurken bu heyecanımızı kiminle paylaşalım, heyecanımıza kimi ortak edelim? Olmaz arkadaş olmuyor! Bu kafayla, bu imanla olmuyor! 10 Aralık´ da İstanbul Rus konsolosluğunda yapılacak protesto için haftalar öncesinden Tekirdağ´da hazırlıklara başladık, duyurularımızı yaptık, bayraklarımızı hazırladık, minibüsümüzü kiraladık, 15 -20 kişi arası bir sayı ile mitinge gideriz diye düşünüyorduk. Gün yaklaştıkça sayılarda bir, bir düşmeye başladı. Derken en son 6 kişi kaldık. Minibüsü iptal ederek kendi aracımızla gitmeye karar verdik. 6 kişi olduğumuz için ticari aracın bagajını boşalttık ve 1 kişi bagajda gelecekti. Artık son dakikalar yola çıkmaya yarım saat kala 1 arkadaşımız mazereti nedeniyle, diğerine de ulaşamadığımız için sayımız dörde düştü. Konu önemliydi. Dünya İnsan Hakları Gününde Kadim Türk Yurdu Kırım´ı işgal eden işgalci Rusya´yı, Suriye´de Türkmen kardeşlerimize zulüm yapan bomba yağdıran zalim Rusya´yı ve her türlü hukuku yok sayan hukuksuz Rusya´yı Rusya konsolosluğu önünde protesto edecek yerli yabancı tüm basına sesimizi duyuracaktık. Bozkurtlar, Rus Konsolosluğu kapısına dayandı diye gururla arş-ı âleme meydan okuyacaktık. Evet, dediklerimiz yine oldu çok şükür; İstanbul Kırım Türkleri Derneği öncülünde gerçekleşen protestoda İstanbul Ülkü Ocakları, Turancı Hareket Platformu ve Kırım Türkleri Dernek Şubeleri, sağduyulu vatandaşlar yaklaşık, 500´ e yakın kişiyle Tüneli inlettik. Ellerde Türk Dünyasının bayrakları ağızlarda tekbir? Zulüm altında olan Türkmen kardeşlerimiz için, işgal altındaki Kırım için, Rus´ un korkulu rüyası, mazlumlar için Turan ülküsü için topluca dua ettik, bir ağızdan âmin dedik.
Timur ordusunun filleri tarlalara zarar ziyan veriyormuş. Köylüler Ankara´ ya Timur´a gidip yardım isteyecekler. Nasrettin Hoca´ ya sen bize öncülük yap, diye rica ediyorlar. Hoca ? da arkasına katılan köylüleri alarak Timurlenk´ in çadırına doğru ilerlemekte iken, en arka sıradan birer, birer kıvırmalar başlamış. Hoca çadırın önüne geldiğinde bakıyor ki ardından gelen kimseler yok. Durumu kavramış Hoca ve içeriye girmiş. Timur Hoca´ yı ayakta karşılıyor, itibar ediyor, bir dileğin var mı diye soruyor? Hoca da:
-Sultanım, bizim köyde ordunuza ait 1 adet fil var, hayvancağız yalnız durumda canı sıkılıyor, ona bir eş, bir arkadaş olsun diye dişi bir fil istiyoruz; der. Ve Hoca köye fille beraber döner. Hikâye meşhurdur. Değişik tarzda anlatımı var. Ben sanal âlemde gezinen, ahkâm kesen çok sayıda Türkçü, Turancı, bıçağı keskin kişiler tanırım. Onlara diyorum ki sanal dünyadan çıkın gerçek dünyanın adamı olun. Lafla peynir gemisi yürümez. Sizleri gördükçe aklıma Nasrettin Hoca´ nın bu hikâyesi ile buradan İstanbul´a gidişimiz akla gelecektir.
Buradan sözünün eri arkadaşlarıma da selam olsun. Sizinle sonuna kadar...