Yerkegul ARYKKARA - IBİRAY ALTINSARİN

Abone Ol
?????? ??????????? ????? ???????????? ??????? ????????????  ?.?.??????? ???????? ??????? ?????? ???????????? «?????? ???????????» ?????? ??????????? ??? ?????? ??????????, ????????? ???????????? ????????? ***.  Ibıray Altınsarin  Doğum:       20 Ekim 1841, Kazakstan-Kostanay Ölüm: 17 Temmuz 1889 (47 yaşında), Kazakstan-Kostanay Meslek:       Eğitimci, Yazar Milliyet:       Kazak Dönem:       19.yüzyıl Ibıray (İbrahim) Altınsarin ( d. 20 Ekim 1841 - ö. 17 Temmuz 1889), Kazak (Kazakça: ?????? ??????????; Rusça: ????? ??????????) eğitimci, dilbilimci, yazar. Çağdaş Kazak edebiyatının kurucusu olarak tanınır. Yazılı Kazak Edebiyatının Kiril alfabesi ile yazılmış ilk örneklerini yazmıştır. Kazak Türkçesinin ilk edebi eseri olan «Qazaq Qrestomatyası» (Kazak Antolojisi) (1879) onun eseridir. Yazdığı gramer kitabıyla da Kazak Türkçesine ait ilk gramer çalışmasını yapmıştır. Arap alfabesi ile yazılmış Kazakça eseri ve Rusça yazılmış eserleri de vardır. Rus klasiklerini Kazakça´ya çevirmiştir. Eserlerinin büyük çoğunluğunun çocuklara yönelik olması nedeniyle Kazak çocuk edebiyatının atası olarak tanınır[1]. Hayatını Kazak halkının eğitimine adayan Altinsarin, Orenburg ve Torgay illeri başta olmak üzere tüm Kazak topraklarında okullar açmış ve Rus eğitim sistemini Kazak çocuklarına uygulamıştır. Çiftçilikle geçinen halkına çağdaş tarımın yöntem ve usullerini öğretmek için çaba harcamıştır. Hayatı: 1841´de Torgay bölgesi Nikoloyevsk ilçesi Arakaragay kasabasında(günümüzdeki Kostanay bölgesi, Zatobol köyünde dünyaya geldi. Babası eğitim almamış bir köy imamı idi[2]. Üç yaşında yetim kaldı ve tanınmış bir Kazak beyi olan dedesi Balkoja Janbırşin tarafından büyütüldü. Üç yıl kadar molladan eğitim aldıktan sonra Kazak çocuklarının okutulup tercüman olması için Ruslar tarafından açılan bir okula devam etti. Rus, Tatar, Arap ve Fars dillerini öğrendi. 1857´de okuldan mezun olduktan sonra tercüman olarak görev yaptı. 1859´da dedesinin yakın dostu ve Orenburg Sınır Komisyonu başkanı olan tanınmış doğu bilimci Vasiliy Vasilyeviç Grigoryev´in tercümanlığına başladı; bu sırada onun zengin kütüphanesinden yararlanma imkanı buldu. Puşkin´den başlayıp Tolstoy´a kadar Rus edebiyatı klasiklerini, Batı edebiyatı klasiklerinden Shakespeare, Goethe, Byron gibi yazarların eserlerini okuyarak kendini geliştirdi. Aynı dönemde doğu edebiyatıyla da tanıştı. Kazak tarihini, dilini, edebiyatını ve halk kültürünü araştırıp bu yönde yeni malzemeler topladı[1]. Bu görevi sırasında Kazan Üniversitesinin profesörü misyoner Nikolay İvanoviç İlminskiy ile tanıştı. Her akşam onun evine giderek anlamadığı Rusça kelimeleri ondan öğrendi. Grigoryev, Altınsarin ile İlminski´nin her akşam çalıştıklarını duyunca Altınsarin´i gündüz işlerinden de serbest bırakıp İlminski ile sürekli olarak çalışmasına imkân sağladı[3]. İki sene Ilminski ile birlikte çalıştılar. Altinsarin, hayatının geri kalanında kendini eğitim hizmetine adadı ve bu hizmeti boyunca Ilminski ile sıkı ilişkisini sürdürdü ancak onun misyonerlik faaliyetlerine katılmadı ve karşı çıktı[3]. 1860 yılında Kazak çocuklarının okuyacağı okulların açılmasına izin verilmesiyle birlikte Altınsarin, Torgay şehrinde bu okulu açmak için işe koyuldu. Halktan ve yöneticilerden yeterince destek alamayınca köy köy dolaşarak destek topladı. Bir yandan da tercümanlık görevine devam ediyor ve dört öğrenciye kendi evinde ders veriyordu. Okul, 8 Ocak 1864´te açıldı. Halktan toplanan yardımlarla okulun yanına bir de yurt açıldı[1]. Eğitim çalışmaları devam ederken halk içinde şiir, hikâye, kıssa, destan gibi sözlü edebiyata ait olan malzemeyi derleyip yazıya geçirmek için yoğun çaba harcadı. 1874 yılında açılan Coğrafya Enstitüsünün Orenburg bölümüne atandı. Kazakların yerleşik hayat geçmeleri gereğini görerek erkek çocuklarının marangozluğu, demir ustalığını ve diğer işleri; kız çocuklarının ise, iç giyim, elbise dikme, örgü örme, halı dokuma, at kılından kemer yapma gibi işleri öğrenebileceği okulların açılması için çalışmalar yürüttü. 1879 yılında Torgay´daki okullara müfettiş oldu. Bu görev ona istediği okulları açma fırsatı verdi. Torgay ve civarına liseler açarak her lise için kütüphane kurdu. Torgay´ın bütün kazalarına yatılı kız okulları açılması için çaba harcadı. Onun isteği ile 1891´de Torgay´da, 1893´te Kostanay´da, 1895´te Karabutak´ta ve 1896 yılında Aktöbe´de yeni kız okulları açıldı[1]. Açılan okullar için yeni türde kitapların basılması gerektiğini düşünerek Rus ve Batı edebiyatından çocuk edebiyatına ait eserleri inceleyip yeni eserler yazdı; böylece Kazak çocuk edebiyatının temelini attı[1]. 1883 yılında «Qazaq Gazeti» adıyla ilk günlük Kazak gazetesini çıkardı. Gazete, Rusça ve Kazak Türkçesiyle 45x35 cm formatında 8 sayfadır. İlk dört sayfası Kazak Türkçesi, son dört sayfası ise onun Rusça çevirisidir. Kendisi Orenburg´a taşınmak yerine Torgay´da yaşamayı sürüdüren Altinsarin, Kostanay halkının yerleşik hayata geçmesi için çaba harcadı. Tobıl ırmağının kıyısındaki Arkarağay´da yaptığı evde hayatının sonuna kadar yaşadı. 17 Temmuz 1889´da hayatını kaybetti. 1991´de Kostanay´da bir anıt mezar yapılmıştır [4]. Ölümünden sonra Ilminski, Alltınsarin´in mektupları ve resmî yazılarını Orenburg ve Torgay şehirlerini dolaşarak araştırmış ve 1891 yılında Kazan´da «Altınsarin Hakkında Hatıralar» adlı kitabını yayımlamıştır. Eserleri: «Kırgızca (Kazakça) Okuma Kitabı», «Kazaklara Rusçayı Öğretmenin Temel Kuralı», «Müslümanlığın Temeli ? (İslâm´ın Şartları)», «Orenburg Bölgesi Kazaklarının Ölen Adamı Gömme ve Ona Yemek Verme Geleneği Üzerine Deneme ve Orenburg Bölgesi Kazaklarının Dünür Olma, Kız Alma ve Düğün Yapma Geleneği Üzerine Deneme», «Kazak Gazetesi» «Altınsarin´in Yazdığı Mektuplar». ***. XIX yüzyılın ikinci yarısında, kazak maneviyatına çok büyük ve parlak üç isim katılmıştır. Bunlar, milletin asla unutmayacağı, tarihimizin gayet önemli bir parçasını oluşturmuş bireylerdir. Abay, Şokan, Üstad Ibıray, kamuoyu lideri liderlerin üç zirvesine tırmanmıştır. Bu, Kazak halkının sömürgecilerin avucuna düştüğü ve aydınların, bu kafesten kurtulmak için çabaladığı ve bunun için ilim irfanı ele aldıkları zamandı. Halkımızın büyük oğlu, Üstad Ibıray Altınsarin, Kazak topraklarında eğitim sistemini reforme ederek aynı zamanda Kazak Hrestomatiyası (1879, Orenburg) adlı ders kitabını yazmış ve bu çalışması kendi okurlarını bulmuştur. Yazar, Kazak çocuklarının bilincine, dünya görüşüne göre yazdığı şiir ve hikayelerde söz ustası, yaşadığı zor zamanın gelecekteki günlerini düşünmüş ve ana dilinin temizliği ve saflığı aracılığı ile genç Kazak çocuklarının yetişmekte olan bilincini milli düşünceyle doldurmuş ve mümin Müslüman çocukların asıl hassasiyetlerini göz önünde bulundurmaya çalışmıştır. Halk üstadı Ibıray Altınsarin: ?Zamanımız böyle olduğu için imkan bulup imkan buldukları yerlerde Kazak halkının bağımsızlığını bozup geleceğini yok etmeye çalışan düşmanlara karşı mücadele edebilmek gerekir?. [5], demiştir. İşte Altınsarin, Kazak bozkırlarına girmekte olan manevi kolonizasyon, misyonerlik politikasına karşı mücadele ederek bunlara karşı mücadeleyi, halk geleneklerini kurtarmayı, ağız edebyatını çocukların zihnine edindirmeyi, dilin saflığı için mücadele etmeyi amaçlamıştır. Okuduğunuz zaman ilim ve irfana karşı sevginiz artıyor, emek hakkında yazılmış şiirlerini ve hikayelerininin her taraflı derin anlamının farkına varmaya çalışırsanız gönlünüz saf, tertemiz bir çeşmeden su içmiş gibi olur ve keyifli bir hale gelir. Bu, gizemli bir dünya, gizemli bir haldir. Tek Allaha tapınıp Hadi çocuklar okuyalım. Eğitimi gönüle İhlas ile kabul edelim. [5] Bu şiir, Allahı hatırlamayla başlamaktadır. Çocuk ruhunun piri, büyük üstad, gençleri, her şeyden önce, ahlak yoluna davet etmektedir. Ahlak ve iman ile ilim irfana, sanatı öğrenmeye davet etmektedir. Büyük şair Abay´ın ?Evvela ayet, hadis, bu, söz başı?, ?Allah ta gerçek, sözü de  gerçek? dediği sözlerini göz önünde bulundurarak hem Abay, hem de Ibıray için ilk önce Tanrı,  Allahın kelamı, insanoğlunu iyiliğe, insanlığa, dürüstlüğe doğru getiren bir kuraldır. İnsanlığın asılı olan, sözlerini hareketi ile gösteren sevgili Peygamberimiz, Hz. Muhammed (s.a.v.): ?Mümkün olduğunca insanlara davranışlarının en iyi yönlerini göster? [6],  buyurmuştur. Bu, olgunluk yolunu arayan her bir insan için bir nur ışığı gibidir. Üstad Ibıray eğitiminin özelliği, onun ilk önce iman, imanın temelini oluşturan ilim irfan ve güzel huyları, insanlığı, insaflığı öğütmesindedir. Yazarın akıl sağlığını, biliminin her taraflı bilgeliğini gösteren tarafı da bu meselelerdir. Günümüzde dünya edebiyatının altın hazinesine girmiş Müslüman Doğu söz sanatının asıl cevherleri, bu dinin tesirinde ortaya gelmiştir. Üstad Ibıray edebi mirasının değeri, onun manevi kaynaklarının karmaşıklığındadır. Her şeyden önce o, kendisinin yaşadığı Kazak halkının mirasını derin bir şekilde edinmiş ve İslam dininin değerlerini öğrenmiş ve aslını boyuna sindirip bundan manevi kar almış şairdir. Büyük üstadın çocuklara yazılmış eserlerinden anladığımız, onun genç yaşından itibaren bilincinin temelini, dünya tanımını İslam dininin saf ırmağından doldurmuş büyük bir ulema, yazar olduğudur. Üstad eserlerinin asıl özelliğinin eğitim, terbiye amaçlı yazılması da, İslamın değerlerini yüceltip ustalıkla yazılmış şiirleri de, hikayeleri de iyiliğe, insanlığa çağırmakta, insanın içindeki güzel ahlakları uyandırmaktadır. Örümcek, karınca, kırlangıç adlı hikayesinde yazar, en küçük böceklerin bile yaşam için durmadan hareket ettiklerini çocuk beynine  özgü bir şekilde oldukça basit ve anlamlı örneklerle anlatmakta; Baba ve oğul eseri aracılığıyla da çocukları küçüklükten tembellikten, tefecilikten uzak olmayı öğretmiş ve çalışkanlığı öğütme meselesine özel bir önem vermiştir. Cömert adlı hikayesinde yazar, merhamet ve kanaati, dürüstlük ve adaleti konu etmektedir. Bu, halk ağzında efsaneye dönüşmüş eski Arap halkına ait bir hikayedir. Ibıray, bu masalı çocuklara hikaye şeklinde sunmuştur. Çok zengin olmasına rağmen her gün çalışan Atımtay Jomart isimli adamın basitliğini seven insanlar: ?Fakir gibi ağaç kesip ot topladığınızın anlamı nedir?? diye sormuşlar. Atımtay Jomart şöyle demiş: ?Baştan güzel bir ata, pahalı elbiseye, bol paraya alışırsan gönlünü kör eder. Bu kararmış gönülle kibirlenip fukarayı farketmeyip muhtaçlara yardım etmeyi unuturum diye korkuyorum. Allahu Teala´nın nasip ettiği mal mülkü kendime ait diye zannedip kendim harcarsam mülkü veren Tanrının önünde günahkar olacağım diye korkuyorum? demiş. Hikayenin fikri, Atımtay Jomart´ın mert gönlünü örnek edip adaletini, temizliğini tanıtmaktadır. Ibıray, Zangin zade ve fakir zade adlı hikayesinde çocuğun yetiştirilmesinin özel önemi hakkında yazmaktadır. Üsen imajı aracılığıyla beceriklilik ve çalışkanlık, memnuniyet mesajını vermektedir. Bu hikayede yazarın anlatmak istediği Üsen, ömrü boyunca hayatın zorluklarını çekmiş, kendisi çalışarak yaşamayı becermiş bir fakirin oğludur. Çocukluğundan çabalayıp çalışmayı öğrenmiş adam, hayatın farklı sınavlarında, kötü günlerinde ayakta kalabilir, her türlü zorlukları kaldırabilir. İşte bunu anlatmaktadır yazar. Bollukta, varlıkta yaşamış Asan da yaşamın zorluklarına karşı güçsüz, doğası zayıf insan olarak büyüyecektir. Bununla beraber çalışmayı sevmeyip tembellik içinde büyüyen insanların yaşamak için farklı kötü hareketlere hazır olacaklarını, bunun da oldukça insafsız bir hareket olduğunu  ve yetişkinlerin çocuklara küçüklükten çalışmayı öğretmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmaktadır. Bu hikayenin sadece çoculara değil, yetişkinlere de ders vereceği bir gerçektir. Aynı anda bugüne kadar anlamlı bir hikayedir bu. Üstad Ibıray, Kazak gençliğinin eğitimi meselesini, ana sorunlardan biri olarak kabul etmiş ve gençlere eğitim, terbiye vermeden daha fazla bir şey olmadığına inanmıştır. Ibıray, insanın çok yönlü oluşumunun temel öğelerinden biri terbiye olduğunu Bahçe ağaçları adlı hikayesinde ustaca göstermiştir. Şöyle: ?Bakmada olduğu gibi eğitimde de büyük bir anlam var, yavrum. Sen de bundan bir ders alabilirsin. Sen bir genç ağaçsın. Sana da bakım gerekir. Eğer ben senin yanlış yerini düzeltip faydalı bir şey öğretirsem, öğrettiklerimi anlayıp dediklerimi yaparsan dürüst, düzgün bir kişi olacaksın. Bakımsız olursan sen de şu eğri ağaç gibi büyüyüp yanlış yola düşebilirsin?. Babasının yavrusuna söylediği vasiyeti anlatan bu hikayede büyük bir anlam vardır. İnsan, eğitimin meyvesidir. Çocuk canının ustası Üstad Ibıray´ın eserlerinde söz konusu olan insan değeri sorunları, çocukların ruhunu tesir edebilen güzel, dili kolay, içeriği çekici bir şekilde anlatılmaktadır. Yazar, çocuklara insanlık değerlerini öğretmekte, çeşitli iyi nitelikleri örnek vermekte, kötü özelliklerden nefret ettirmeye çabalamaktadır. Sevgi, merhamet, sadakat hakkında yazılmış özellikle Merhametli çocuk, Anne ve çocuk, Ağrıdan acıma daha güçlüdür adlı hikayelerini söyleyebiliriz. Örneğin, Ağrıdan acıma daha güçlüdür adlı hikayesinde insanın sabır, dayanıklılık gibi mükemmel güçlü iradeli nitelikler, karakterleri söz konusudur. Dikkatsizce, bir araba bir çocuğa çarpıyor ve bacağını kırıyor. Annesi bunu görünce bayılıyor. Bunu görünce çocuk, annesine acımış ve ağlamayı kesmiş. Hatta doktor, kırılmış bacağınının kemiğini yerine oturturken sesini çıkarmamıştır. Buna sevinmiş doktor: ?Bacağın ağırmıyor mu?? diye sormuş. Yanında annesinin olmadığını farketmiş çocuk: ?Hem de nasıl. Çok ağırıyor. Ama canımın acıdığını görünce babaannem de merak eder, bana acır diye çaktırmamaya çalışıyorum? demiştir. Merhametli çocuk hikayesinde küçük bir kız, padişahın hükmüyle kolu kesilmeye buyurulmuş babası için padişaha gelmiş ve kendi kolunun kesilmesini istemiştir. ?Değerli padişahım, babamın hatalı ve cezaya maruz olduğu bir gerçektir. Bunun için onun kolu kesilecek. İşte padişahım, bu babamın kolu? diye kendi kolunu kaldırmıştır. ?Bu kol da benim cezalı babamın kolu. Ama bununla çocuklarını geçindiremez?, dyor küçük kız. Padişah, çocuğun merhametini görünce babasının hatasını affetmiştir. Bu hikayede küçük kızın değil sadece babasına karşı, annesi ve kardeşlerine karşı olan sevgisi de tasvir edilmektedir. Sabır, dayanıklılık gibi huyları öven ?Asıl bitki? adlı hikayede, akıllı bir kızın arkadaşına: ?O bitkiyi bulamayacaksın diye korkuyorum, bitkinin adı sabır...? denmekte ve bununla hikaye sona ermektedir. Bu cümle ile yazar çocukların düşünmesini istemektedir. Üstadın şiirleri ve hikayelerindeki felsefi, pedagojik görüşlerin temel anlamı, ahlak meseleleri çerçevesinde çözümünü bulmuştur. Yazar, ergenleri toplumda nasıl oluşturmak gerek olduğunu, dürüst bir insan gibi yaşamanın yollarını gösteren, insan hayatındaki terbiyenin önemi, insanın güzel yaşaması, insanların arasındaki irtibat medeniyeti, ahlak, vicdan, insanlık, merhamet, sabır, sadakat, adalet vb insanın güzel hassasiyetlerini yüceltmektedir. Üstad Ibıray, kendi çalışmalarının temelinde Kazak halkının edebi eserlerden manevi enerji aldığını göz önünde bulundurarak millete, halka ahlaki temelleri anlatmakta, gelecek neslin doğru, dürüst, merhametli insan olmasını amaçlamış ve eğitmeye çalışmıştır. Bunun için o, halkını iyiliğe, insaflığa, ilme çağırmak için kendi eserlerini adamıştır. Büyük Üstad Ibıray Altınsarin´in eserleri, terbiyenin altın temelidir. Büyük bozkır halklarından çıkmış ve dünya çapında bilinmiş Ebu Nasır el-Farabi dedemizin şöyle güzel bir sözü var: ?İnsana terbiyesiz verilmiş eğitim, tehlikeli? buyurmaktadır. Büyük üstad, 14 Eylül 1884 tarihinde N.İ.İlminski´ye yazdığı mektuplarından birinde şöyle demiş: ?Ben, son nefesime kadar vatanıma faydalı bir insan olmak için çalışacağım, bu yolumdan asla sapmayacağım. Allahım insanoğlunun gaddar hareketine karşı koymayı, haksız yere suçlanmaya maruz kalmamayı nasip eylesin?. O zamanlarda Orenburgskiy listok adlı gazete, Altınsarin hakkında makul görüşleri sık sık yayınlamıştır. 1894´de, bu gazetenin 15. sayısında büyük Üstadın bir grup öğrencilerinin imzaladığı makalesi yayınlanmıştır. Bu makalede: ?Altınsarin´in bizim için, göçebeler için yaptığı iyilikleri çoktur. Onun emeği bizim için pahalıdır... Altınsarin, halkının fikrini, düşüncesini, karakterini ve tüm yaşamının genel bir ruhunu tasvir eden insandır bizim için? diye yazılmıştır. Öz halkının geleceği olan Kazak gençlerini tertemiz bir ırmak gibi saf eserleri ile eğitebilmiş büyük üstadın ölçüsüz emeği zamanlar boyunca unutulmayacak ve gelecek nesiller için önemli bir yere sahip olacaktır. Kaynakça: Ekrem Ayan, Kazak Bozkırında İlk Öğretmen- Ibıray Altinsarin, The Journal of Academic Social Science Studies, Cilt 6 Sayı 5, Mayıs 2013 Kaynak hatası: Geçersiz: "ekrem" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış. (Bkz: Kaynak gösterme) Sinan Akgül, 18. ve 19. Yüzyıllarda İlminski´nin Eğitim Çalışmaları Bağlamında Kazakistan´ın Milli Eğitim Politikası ve Ibıray Altinsarin, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 4, Sonbahar 2009 Ekrem Ayan, Ibıray Altınsarin ve Nikolay İvanoviç İlminski´nin Kazak Eğitim Sisteminde Etkileri, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Cilt 3/7, Sonbahar 2008 The mausoleum of Ibray Altynsarin, Culturemap.kz sitesi Erişim tarihi:19.03.2015 Kel, balalar okılık. Ölen, angimeler men makal, jumbaktar. ? Almatı: Atamura, 2006.?186 sayfa. Urazov ?. İslamdagı körkem minezdin man-manızdılıgı. ???????. ???????? ??? ??????, ????? ??????? ??????????? ????? ?????? ????????????? ???????? ??? ??????????????? ????? ???????????? ?????????? ?????????????.  ??????? ???: ???, ??????, ?????, ???, ????????????? ??????????. ?????????. ? ?????? ??????????????? ??????? ????????? ???????? ? ?????? ? ????????? ??????? ?????, ?????????? ????????? ??????? ?????????? ????? ???????????.   ???????? ?????:  ???????????, ???????, ?????, ????????????? ???????  Özet. Makalede, Kazak çocuk edebiyatının kurucusu, büyük Üstad Ibıray Altınsarin´in şiir ve hikayelerindeki İslami değer meseleleri tartışılmaktadır.