2019´un Mart ayında yapılacak yerel seçimler için başvurular devam ediyor. Sadece AKP´ de başvuru süresi tamamlandı ve geçtiğimiz hafta sonunda da temayül yoklaması yapıldı. Bildiğiniz gibi AKP yapılan başvuru sayısını herhalde yeterli bulmadığı için adaylık süresini uzatmıştı. Bunu Genel Başkan T.Erdoğan´ın deyimiyle metal yorgunluğunun yansıması olarak da değerlendirebilirsiniz. Temayül yoklamasını niçin yaparlar anlamış değilim. Çünkü sonucu ne aday adayları biliyor, ne de ankete katılanlar... İmam bildiğini okuyor, liste dışından birisini de tercih edebiliyor.
Her parti, aday adayları için farklı kriterler belirliyor. AKP genelde ,CHP Trakya bölgesinde yerelde iktidar olduğu için bölgemizde en fazla aday başvurusu bu iki partiye yapılıyor. Bu tercihleri farklı şekillerde değerlendirmek mümkün; bir kere şunu en başta söylemek sanırım yanlış olmayacaktır: Güç merkezi neredeyse insanlar o tarafa daha kolay meyledebiliyor. Buna ister kolaycılık, ister kurnazlık deyin, seçilme şansının en yüksek olduğu adreslerdir o partiler.
Neden öyledir? Çünkü Hazineden en büyük payı o partiler alır. İş adamları (iktidarın sağladığı hibe yardımları veya ucuz kredilerden daha çabuk ve daha kolay yararlanabilmek için) kapağı oraya atar, iktidar partisine üye olmayı,orada görev almayı birinci vazife gibi görürler. Aday adaylarının içinde öyleleri vardır ki; sıralamaya bile giremeyeceklerini bilir ama önemli değildir, çünkü ceplerine koyacakları ve iktidar devam ettiği müddetçe bazı kapıların kolayca açılmasını sağlayacak anahtar olacaktır o adaylık kartvizitleri.
Ve onlar hizmet aşkıyla ( !) yanıp tutuşurlar adeta. Eğer üye oldukları ve görev aldıkları parti iktidardan düşerse gemiyi önce onlar terkeder ve iktidar adayı yeni partiye herkesten önce gidip üye olurlar. Bu işler hep böyle yürür zaten, al gülüm,ver gülüm.Aday adaylarından bir de varlıklı olan tercih edilirse seçim için nasıl kallavi bir bütçe oluşturduklarını,seçim yarışının nasıl kolay hale geldiğini söylemeye bile gerek var mıdır? Siz iki adet seçim bürosu hazırlayabilirken onların neredeyse her mahallede birer bürosu, buralardan dağıtılan kumanyaları veya diğer aynii veya nakdi yardımları vardır. Sabahtan akşama kadar reklam yapan iyi donatılmış seçim araçları ,ev ev dolaşan ,iyi organize olmuş gönüllü seçim ekipleri başka bir avantajdır.Siz kendinizi koparsanız,kişiliğiniz,düşünceleriniz,projeleriniz ve hitabet gücünüzle gönülleri fethetseniz de sandık sonuçlarını görünce , itibarın Nasreddin Hoca´nın kürküne olduğunu bir kere daha hatırlar,halkın takdirine de boyun eğersiniz.Demokrasi güzeldir ama böyle zaafları da içinde barındıran bir sistemdir. Sakın söylediklerimden de kimse alınmasın, ben sistemle ilgili genel düşüncelerimi seslendiriyorum. Keşke eşit şartlarda yarışabilse partiler ve adaylar.
1994 ve 2009 yıllarında yapılan yerel seçimlerde MHP´den Belediye Başkan adayı olmuştum.Başkan kadar Belediye Meclis adaylarının da önemli olduğunu bilirsiniz. Liste yapılırken halkın sevip saydığı, işinde başarılı olmuş kişilerin kapısını çalar adaylar veya partiler..Burada onların siyasi geçmişlerine de pek bakılmaz. Önemli olan;çevrede tanınmışlıkları, takım çalışmasında gösterecekleri performans ve yaşadıkları kent için ortaya koyacakları vizyondur. O özelliklere uygun ve toplumda karşılığı olan bu kişilerin tercihi de hep kazanma şansı yüksek olan partilerden yana olur. Doğal olarak o zaman seçmenlerin teveccühü de çoğunlukla o partilere olmaktadır. Ha bu genel eğilimi tersine çevirip sürpriz yapan ve ipi göğüsleyen partiler ve adayları da biliyoruz. Onlar zoru başarıyor ama işleri kolay ve sayıları fazla değildir.
Hadi şimdi isim verip de kimseyi üzmeyeyim ve olayı kişiselleştirmeyeyim ama aday olduğum iki seçimde de en güvendiğim insanlar bile MHP listesinde olma cesaretini gösteremediler. Bu bir hizmet yarışıydı sonuçta. Kenti sahiplenmek, sevdayı kuşanarak bir vizyon ortaya koyabilmenin onurunu yaşamak. Kaybedebilirsiniz de..Ne var bunda? 15 Uzunköprü sevdalısıyla çıkmış ve unutulmaz bir mücadele ortaya koymuştuk.Onlar benim kahramanlarımdı.
Ligde sadece bir takım şampiyon oluyor. Diğer 17 takım ligden mi çekiliyor, oyuncular futbolu mu bırakıyor? Milli takımlara sadece üç büyüklerden mi oyuncu seçiliyor? Sende bir yetenek, sende bir hüner varsa eğer, sen kazanırken de kaybederken de değerlisin kardeşim. Mücevher yere düşüp tozlanınca değerinden bir şey yitirmez ki. Kazananı tebrik eder yoluna devam edersin. Ama işte öyle olmuyor.Güç merkezi değiştikçe insanlar da değişiyor.Siz davanızla başbaşa kalıyorsunuz.Bugünkü tabloya bakıyorum da değişen bir şey yok.Bazı partiler aday bulmakta zorlanırken bazılarında talep patlaması yaşanıyor..
Ben böyle söyleyince, farklı savunmalar yapanlarla da karşılaşıyorum.Hocam diyor aday arkadaş, ben de kentimi çok seviyorum. Parti önemli değil,seçilip hizmet etmek istiyorum. Seçilme şansım, senin de söylediğin ve bildiğin sebeplerle güçlü partilerde daha fazla. Hani yabana atılır haklı bir mantığı da yok değil. Ona eyvallah da şunu söyleyenlere ise tahammül edemiyor ve siyasi sığlığına alaycı bir tebessüm montajlamaktan kendimi alamıyorum. Adam diyor ki; bu kent hiç doğru adam seçmesini bilmiyor. İktidarın adayını seçmeyi bir akıl edebilsek, bak gör o zaman buraya nasıl para akıyor, nasıl hizmet geliyor. Yahu diyorum, o zaman yerel seçimleri kaldıralım; vali, kaymakam, müdür tayin eder gibi belediye başkanlarını da iktidar partisi atasın ve kaynaklar da eşit dağıtılsın. Hem partiler bir biriyle, hem de aynı partinin aday adayları birbirleriyle boşuna tartışıp kavga etmemiş olurlar. Seçim harcamaları da kalkmış olur böylece. Aslında kafa yapıyor, dalgamı geçiyorum.
Zaten önünde sonunda öyle olacak, öyle olmalı diyor üstüne basa basa. Anlıyorum ki, hizmet filan bahane, iktidar, yani güç ve saltanat şahane! Yok arkadaş diyorum,seninle ayrılıyor yolumuz. Sen muktedirlerin afyonu ile serhoşluğuna devam et, ben liyakat bayrağını burca dikmek için gerekirse muhalefetle olmayı da bir hizmet kabul edeceğim. Parti fetişizmi ve lider sultasına da hayır diyerek üstelik.Demokrasiyi içselleştiren ve inandığını yaşamanın onurlu mücadelesini veren erdemli insanlara selam olsun.
Ahmet ACAROĞLU